Cumhuriyet'in kurulduğu yıllarda yayınlanmaya başlayan ve günümüze kadar sürekliliğini devam ettiren Varlık Dergisi'nin yayın hayatı ve geçirdiği değişimler.

Yazar: Kader Gün - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Varlık Dergisi’nin Kuruluşu ve İlk Yılları

1930’lu yıllardan çok kısa bir zaman önce kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ilke ve inkılaplarının izinde siyasal, toplumsal ve kültürel bir dönüşüm geçiriyordu. Bu sürecin daha hızlı ilerlemesi ve resmi olarak kabul gören anlayışın toplumda yayılması amacıyla açılan kuruluşların yanında birçok dergi de yayın hayatına başladı. Bunlardan biri olan Varlık Dergisi de 15 Temmuz 1933 yılında, 15 günde bir yayınlanmak koşulu ile Ankara’da kuruldu ve o yıllardan günümüze kadar kesintisiz olarak yayımlanan tek dergi oldu. Derginin asıl sahibi Yaşar Nabi Nayır olmasına rağmen kurucuları Nahit Sırrı Örik ve Sabri Esat Siyavuşgil olarak görülüyordu. 1941 yılında Sabri Esat'ın, 1943 yalında da Nahit Sırrı'nın çeşitli nedenlerle dergiden ayrılmalarıyla tüm sorumluluk Yaşar Nabi'ye kaldı.

Cumhuriyetin ilk yılları, siyasetle kültür faaliyetlerinin iç içe girdiği bir zaman dilimiydi. Varlık Dergisi de Cumhuriyet ideolojisinin en güçlü yayın organlarından biri olmakla birlikte sanatsal bir işleve sahipti. Öyle ki derginin kapağındaki slogan da “ON BEŞ GÜNLÜK SANAT VE FİKİR MECMUASI” şeklindeydi. Fakat ilk dönemlerinde, fazla ilgi görememesinden dolayı yalızca devletten aldığı yardımlarla ayakta kalabildi. 

Derginin içerisinde çeşitli hikayeler, eleştiriler, şiirler, tiyatro oyunları, röportajlar, gelecek sayıda görev alacak olan yazarlar, kitap tanıtımları, çeviriler ve reklamlar yer alıyordu. Varlık Dergisi, ilk sayısından itibaren hem kültürel hem de toplumsal bir misyon olarak inkılap neslinin sesini sanat alanında duyurmayı ve Türk Edebiyatı’nın en gelişmiş dönemini ispatlamayı benimsediğini açıkladı. Böylece ticari bir kaygıyla değil, gerçek bir dava uğruna kurulduğunu ortaya koydu. Yayınlanacak yazıların seçiminde de Kemalist anlayışa ters düşmeme, estetik değer taşıma, anlam ve biçiminin güzel olması şartları arandı. 

Varlık Dergisi'nin ilk sayısı, Temmuz 1933.

Derginin ayırt edici özelliği ise edebiyat alanında yerli ve yabancı çalışmalara eşit oranlarda yer verme politikasıydı. Orhan Veli, Sait Faik, Sabahattin Ali, Melih Cevdet, Oktay Rıfat ve Orhan Kemal gibi ünlü yazarlara da sayılarında yer ayırdı. Bunun yanında Çehov, Baudelaire, Gorki, Maupassant ve Gogol gibi yabancı yazarlardan çevirilere de yer verdi. Ayrıca bu ilk dönem yazılarında kadın ve eğitim konularına da önem verdi. Derginin okur kitlesi ise genelde orta sınıfla birlikte öğretmenler ve öğrencilerdi.

II. Dünya Savaşı Döneminde Varlık Dergisi

II. Dünya Savaşı döneminde, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik zorluklar nedeniyle Varlık Dergisi gücünü kaybetti. Savaş süresince derginin basılması zorlaştı ve 1940 yılında Yaşar Nabi askere alındı. Fakat tüm zorluklara rağmen dergi yayınına ara vermedi ve eksikliklerine rağmen çıkarıldı. O dönemde Yaşar Nabi, yazıların kontrolünü görevli olduğu yerden posta yoluyla yapıyordu. 

Savaş sürecinin sonunda sanat ve edebiyat ağırlıklı dergi sayısının artmasıyla Varlık Dergisi bazı yazarlarını kaybetti. Tekrar yükselebilmek için yayın politikasında değişiklikler yaptı. Bu değişikliklerle dergi sanat ve edebiyat dergisi değil, bir düşünce dergisi halini aldı ve siyaset, ekonomi, sosyal hayat, Türk dili ve Türk tarihi gibi konulara yer vermeye başladı. Savaşın toplumdaki psikolojik etkilerini yıkmak için moral düzeltici yazılara yer verdi.

İlerleyen zamanda Varlık Dergisi yenileme sürecine girdi. İçerik değişikliğiyle birlikte derginin kapağı, sayfa sayısı ve düzeni de değiştirildi ve dergi ekonomik sıkıntılar nedeniyle çift sayı olarak ayda bir yayınlanmaya başlandı. 

Bu dönemde Varlık Dergisi’nin sanatsal konuları azalmasına rağmen, Türk şiirinde yeni bir akım başlatan “Garip” hareketi edebiyat camiasında bu dergi vasıtasıyla yerini aldı.

Varlık Dergisi’nde Yeni Atılım 

Varlık Dergisi'nin 435. Sayısı, Ağustos 1956

1946 yılından itibaren Varlık Sergisi, Türk Edebiyatı’ndaki yerinin artacağı yeni bir atılım ve değişim sürecine girdi. Dergiden devlet desteğinin çekilmesiyle Yaşar Nabi, dergiyi Ankara’dan İstanbul’a taşıdı. Böylece Ankara’daki belirsiz konumunun aksine İstanbul’da derginin adının geçtiği sabit bir mekan oluştu. Bu süreçte tercüme ve telif eserlerin çıkarılacağı Varlık Yayınları kuruldu. Yeni yayınevi hem birçok yazarın geniş okur kitleleriyle tanışmasını sağladı hem de Varlık Dergisi’nin daha çok duyurulmasında önemli rol oynadı.

İstanbul’da yapılan yeni düzenlemeler ile Varlık Dergisi ilk yayınlandığı zamanlardaki gibi sanat ve edebiyat ağırlıklı konulara yer vermeye başladı, aylık olarak çıkmaya devam etti ve yine yazılarında siyasi konulara yer verdi. Bir önceki biçiminden farklı olarak ulusal ve uluslararası sanat haberlerine de yer vermeye başladı. Bu dönemde ortaya çıkan özelliklerinden biri de kapanma tehdidi altında olan Köy Enstitüleri’nde yetişmiş yazarlara önem vermesiydi. Böylece köy hayatını ve köy halkını değişik yönleriyle okura aktardı. 

Bu dönemde Varlık Yayınları tarafından bir kitap kulübü kuruldu, Varlık Dergisi’nde roman ve şiir hediyeleri verildi. Fakat bu atılım ile gerçekleştirilen yenilikler, Türk Edebiyatı’ndaki “İkinci Yeni” ve “Toplumcu-Gerçekçi” gibi akımları kapsamıyordu. Edebiyattaki yenilikleri benimsememesi nedeniyle zamanla derginin etki alanı ve okur kitlesi daraldı. 

Varlık Dergisi Sayı:740 Mayıs 1969 KDA1297 - - Türkçe

Varlık Dergisi'nin 740. Sayısı, Mayıs 1969.

Dergi edebiyata ilginin azaldığı bu dönemde tekrar biçimsel düzenlemelere yöneldi. Kapak ve içerik düzenlemeleri yaptı, idari kadrosunda da değişiklikler oldu. Dergide Cahit Sıtkı, Behçet Necatigil, Turgut Uyar, Sait Faik, Orhan Kemal gibi isimler öne çıkmaya başladı. Roman türü ve güzel sanatlar konulu yazılar arttı. 1965 yılına kadar sinema yazılarına da yer verdi. Aynı zamanda çeşitli anketlerle okur ile dergi arasındaki ilişkileri artırmaya çalıştı. 

Yaşar Nabi Sonrası Varlık Dergisi

Yaşar Nabi’nin sağlık sorunlarının artmasıyla 1981 yılında kızı Filiz Nayır yazı işleri müdürlüğünü üstlendi ve daha sonra Yaşar Nabi’nin vefatıyla derginin başına geçti. Böylece dergi yeniden biçim ve içerik olarak bir değişim sürecine girdi. Artık Yaşar Nabi, dergide kurucu sıfatıyla anılıyordu. Derginin her sayısı farklı bir konuya ayrıldı. Bu konular genellikle sosyal ve kültürel hayattaki sorunlardan oluşuyordu. Önceden reddedilen, Toplumcu-Gerçekçi akım yazarlarına da bu yeni düzenlemede yer verildi. Karikatürler, müzik ve mizah sayfaları ve çeşitli fotoğraflarla dergi sanatsal olarak gelişti.

Varlık Dergisi'nin 893. Sayısı, Şubat 1982.

Yeni düzenlenen dergi, Yaşar Nabi döneminde çıkan ve köy yaşamını konu alan Varlık Dergisi’nden farklı olarak kent yaşamı ve kentli insanın ihtiyaçları gibi konulara önem vermeye başladı. Bu dönemde derginin sloganından “fikir” ifadesi çıkarıldı ve böylece dergi Kemalizm ve Atatürk ilkelerinin kesin savunucusu olma özelliğini yitirdi. Böylece siyaset konularında yazı yayınlamayı bıraktı. Bu değişimden dolayı okurun tepkisine maruz kaldı. 

Bu dönemde ülkede tartışılan “kadın” konusu Varlık Dergisi’nde de yerini aldı ve bu tarihten günümüze kadar derginin Mart sayısı kadın, savaş, din, estetik gibi konulara ayrıldı. 

1982 yılından itibaren dergide genç edebiyatçıları teşvik etmek için “Yaşar Nabi Edebiyat Ödülleri” verilmeye başlandı. Bu dönemden sonra dergi siyaset konularına sayılarında tekrar yer verdi. Bunun yanında çevre, din, feminizm, küreselleşme, mistisizm ve tüketim kültürü gibi konuları da sayılarda yer aldı. Böylece dergi, dış dünya ile entegre olmaya çalıştı. 

Varlık Dergisi'nin 1353. Sayısı, Haziran 2020.

Varlık Dergisi’nin çıktığı ilk günden itibaren kesintisiz yayınlanmasının ve ilgi görmesinin nedeni, kendi edebi ve sanatsal çizgisini koruması, “Yeniliklerin Dergisi” olma iddiasını sürdürme çabasıydı. 

Varlık Dergisi’nin son 14 yıllık arşivine resmi sitesinden ulaşabilirsiniz. 

Kaynaklar:

KARAGÜLLE, F. (2006). Varlık Dergisi. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, (8), 609-628.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Varl%C4%B1k_(dergi)


İLGİLİ

Hammurabi Kanunları

Hammurabi tarihin en eski yazılı kanunnamelerinden biri. En eskisi olup olmadığı konusunda tarihçiler arasında görüş ayrılıkları var.

Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk PR projesi

Bu proje Cumhuriyet'imiz henüz 3 yaşındayken, 1926 yılında Atatürk tarafından gündeme getirilen bir proje. 


Paylaş