Sosyal medyanın hayatımıza olan etkilerini daha önce görmediğimiz yönleriyle yansıtan, 2020 yılı Netflix yapımı Jeff Orlowski imzalı belgesel.

Sosyal İkilem Konusu

Teknolojinin gelişiminin etkisiyle kendisine modern dünyada fazlaca yer bulan, her birimizin hayatında vazgeçilmez bir öneme sahip hale gelen ve zamanımızın bir çoğunu geçirdiğimiz Google, YouTube, Instagram gibi sosyal medya platformlarının hepsi hayatımızı kolaylaştırdığı kadar hayatımıza olumsuz etkilere de sahip. Her ne kadar sosyal medyanın fazla kullanımının yol açtığı olumsuzlukları az ya da çok bilsek de bu mecralar günümüzde vazgeçilmez nitelikte.

Bu belgesel, sosyal medyanın üreticilerinin asıl amaçlarını, Silikon Vadisi’nin önde gelen şirketlerinden Google, Facebook, Instagram, Twitter ve Youtube gibi platformlarda görev almış kişilerin açıklamalarıyla destekleyerek bizlere anlatıyor. Belgeselde; sosyal medya üreticilerinin insanları nasıl belirli normlara uymak zorunda bırakarak tek tip insan haline getirdiğini izliyoruz.

Bu yazıda;

-The Social Dilemma belgeselinin izleyici yorumlarını,

-Belgeselin IMDb puanını,

-Belgeselin bizlere ne anlatmak istediğini,

-Neden bu belgeseli izlememiz gerektiğini,

-Günümüzde sosyal medyanın nasıl bir yere sahip olduğunu ele alacağız.

The Social Dilemma Fragman

The Social Dilemma İzleyici Yorumları ve IMDb Puanı 

The Social Dilemma’nın IMDb puanı 7,6/ 10.

Belgesel, izleyenleri etkisi altına alıp sosyal medya kullanımı konusunda  düşündürmede başarılı oldu. Belgeselin izleyicilerinin çoğu, kendilerine “Hayatımızdan sosyal medyayı çıkartsak, geriye ne kalır?”  sorusunu sordu. Aslına bakarsak, bu soruya hemen hepimizin vereceği cevap belli.

Belgesele gelen izleyici yorumlarından bazıları ise şöyle (yorumlar, beyazperde.com dan alınmıştır): 

"Neden mutsuzum neden yakın çevrem mutsuz neden herkes daha da mutsuz olmaya başladı diye soruyorsanız, izlemenizi gerektiren sebepleri içeriyordur."

"Geçmişi günümüzü ve geleceği size rehber eden, teknolojinin psiko-sosyolojik etkilerini, devletlerin ve şirketlerin de içinde olduğu bir bütün olarak düşünmenizi sağlayacak bir belgesel…"

"Açıkçası insanı, davranışlarını sorgulamaya ittiğini söyleyebilirim. Büyük teknoloji şirketleri tarafından maruz kaldığımız manipülasyonlar ve illüzyonlar yüzünden, ekrana bağımlı depresif ve kaygılı insanlar haline geldik. Belgeselin en vurucu cümlesi bence şuydu: Biz bu illüzyondan öncesini bilen son nesil mi olacağız?"

The Social Dilemma Ne Anlatıyor?

Belgesel aslında bizlere “Sosyal medya zararlıdır, kullanmayın” gibi gerçekçi olmayan bir mesaj vermek istemiyor. Belgeselde asıl aktarılmak istenen, sosyal medya üreticilerinin bizlere nasıl bir bakış açısıyla yaklaştığını aktarabilmek. Sosyal medya üreticilerinin gözünde hepimiz birer “ürün” niteliği taşıyoruz. Onlar üretici olarak, biz kullanıcıların yaptığı her hareketi, her tıklanmayı en iyi biçimde gözlemlemeyi ve analiz edebilmeyi amaçlıyorlar. Bunu yaparken de teknolojiyi etkili bir biçimde kullanıyorlar.

Sosyal medya üreticileri, yaptıkları çalışmaların sonucunda bizi bizden daha iyi tanıma konusunda oldukça başarılı oluyorlar. Hangi konularda arama yaptık, kendimizi hangi konuda geliştirmek istiyor, hangi konuları araştırıyoruz? Hangi fotoğrafa kaç saniye bakıyor, hangilerini görmezden geliyoruz, Hangi konular ilgimizi çekerek bizi saatlerce ekrana bağlarken hangilerine yalnızca bakıp geçiyoruz?

Tüm bu soruların cevaplarını hesaplayan bir dizi algoritma var. İşte bu algoritmalar, yaptıkları hesaplar dahilinde bizi bizden daha iyi tanıyabiliyor. Bizi tanıdıkları için de karşımıza kişiselleştirilmiş öneriler sunuyor. Sunduğu öneriler ilgimizi çektiği için vazgeçemiyoruz. Sayfayı her yenilediğimizde, ilgimizi çeken konularda daha önce görmediğimiz içeriklerle karşı karşıya geleceğimizden emin olmak bizi sosyal medyaya karşı koyamaz bir hale getirmeye yetiyor.

Belgeselde karşımıza hepimizin ailesine benzeyen bir aile örneği çıkıyor. Bu ailede, her bir aile üyesinin sosyal medyaya bakış açısı ve yaklaşım biçimlerini, buna karşılık üreticilerin yaptığı hamleleri görüyoruz. Bir satranç gibi yaptığımız her davranış bir hamleye dönüşüyor ve bu hamleye karşılık hamle ekleniyor.  Oyunun sonunda ise sosyal medyaya karşı yenilen taraf sosyal medya kullanıcıları oluyor. Belgeselde örneğini gördüğümüz bu aile hemen herkesin ailesine benzer nitelikte. Buradan, aslında hemen hepimizin sosyal medyaya bakış açısını ve buna karşılık sosyal medya üreticilerinin bizlere bakış açısının aynı olduğu anlıyoruz.

The Social Dilemma’yı Neden İzlemeliyiz?

Günden güne artan sosyal medya kullanıcı sayısından yola çıkarak sosyal medyanın hayatımızdaki yerinin ve öneminin azalmayacağını, bu önemin artarak devam edeceği çıkarımını yapabiliriz. Bu sebeple günümüzün çoğunu geçirdiğimiz bu mecraların perde arkasında yaşananlara dair bakış açısı kazanmak için Sosyal İkilem’i izleyebiliriz.

Günümüzde Sosyal Medya 

Sosyal medya, insanların yaşantısında vazgeçemediği alışkanlıklardan biri. Bu durumun temel sebebi ise sosyal medyanın insanlara duygu ve düşüncelerini özgürce, kolayca ve zaman sınırlaması olmaksızın yansıtabilme imkânı sunması. Günümüzde sosyal medya platformlarının çeşitlenmesi ve gelişmesi sosyal medyanın her yaştan insana hitap etmesine sebep oldu. Hayatımızı şekillendirmesine izin verdiğimiz bir konuma getirdiğimizde sosyal medya, bize yararından çok zararı dokunan bir hale gelmekle birlikte; doğru ve etkin bir biçimde kullanıldığında sosyal medya platformları verimli birer araç haline gelebilir.

Özetle,

Sosyal medyanın bizler için vazgeçilmesi mümkün olmayan bir konuma gelmesi, bu platformların üretim aşamalarını ve çalışma şekillerini bilmemizi gerekli kıldı. Bu belgeselde de izlediğimiz gibi sosyal medyanın arka yüzüne dair bilmediklerimizi öğrendiğimizde bilinçli bir sosyal medya kullanıcısı kimliğine sahip olabiliriz.

Kaynaklar:

https://www.beyazperde.com/filmler/film-280921/kullanici-elestirileri/,

https://www.imdb.com/title/tt11464826/


BENZER YAZILAR

Hitchcockçu Gerilime Bakış "Kuşlar"

Anlatılanı, özü yaratacak biçimde kullanan gerilim ustası Alfred Hitchcock sinemasında insani kaygılara dayanan gerilim filmleri serimize özgür bıraktığı “Kuşlar” ile başlıyoruz…

Judas and the Black Messiah

Biyografik bir film olan Judas and the Black Messiah Amerika’daki Black Panther Partisi’nin Chicago başkanı Fred Hampton’ı ve onun hakkında FBI'a bilgi taşıyan Bill O'Neal'ı anlatıyor.


Paylaş