Soul müziğin babası olarak bilinen ve müzisyen kimliğiyle olduğu kadar sosyal konulara olan duyarlılığı ile de dikkat çeken James Brown'un hayatını inceledik.

James Joseph Brown, Jr. 1933 Güney Karolina doğumlu, punk ve soul müziğin babası olarak da bilinen sanatçı.

Çocukluğu ve Müzikle Tanışması

Brown, küçük yaşlarda yetenek yarışmalarında şarkı söyleyerek müzik hayatına başladı. İlk olarak Augusta's Lenox Theater’da 1944 yılında sahneye çıktı ve söylediği “So Long” baladı ile yarışmayı kazandı.

Ergenlik yıllarında kısa bir süre boks ile uğraştı. 15-16 yaşlarında silahlı soygundan hapse girdi. Sorunlu geçirdiği çocukluğu müzik kariyerinde de belirleyici oldu. Hapiste dört hücre arkadaşıyla birlikte bir Gospel dörtlüsü kurdu. Burada R&B sanatçısı olan Bobby Byrd ile tanıştı.

Hapisten çıktığında kilise korosunda şarkı söylemeye başladı ve Byrd’ün kız kardeşi tarafından yönetilen bir Gospel grubu olan Ever-Ready Gospel Singers grubuna katıldı. Söylediği gospel tarzı şarkılara özgün yorumlar getirmesiyle ve sesiyle dikkatleri üstüne çekti.

Müzik Hayatı

İlk Yıllar

1954’te Bobby Byrd tarafından kurulmuş olan Rhythm and Blues grubu, The Famous Flames’e katıldı. Grup zamanla canlı şovlardaki başarıları ile ünlendi.

20. yüzyılın en önemli dünya sanatçılarından olan James Brown, ilk kaydı olan “Please, Please, Please” şarkısını The Famous Flames ile birlikte 1956 yılında çıkardı. Kayıt 1 milyondan fazla sattı ve grubun en çok satan parçası oldu. Zamanla Brown “Yorulmak bilmeyen sanatçı/ Tireless Performer” olarak ünlendi ve müzik dünyasının en çok çalışan sanatçısı ünvanını aldı.

1962-1967/ İlk Grammy Ödülü

1962 yılında grupla birlikte cover yaptıkları enstrümental “Night Train” şarkısı ile R&B şarkıları arasında en iyi 5’e girdiler. Yine 1962’de James Brown ve grubu Apollo Tiyatrosunda canlı performans kayıtlarından oluşan ilk canlı albümlerini kaydettiler. Albüm bir milyondan fazla sattı ve 14 ay boyunca listelerden düşmedi.

1968 yılında orijinal The Famous Flames dağıldı ancak bazı üyeler James Brown ve Famous Flames ismini kullanarak sahne almaya devam etti. Brown ve Flames’e olan ilgi sahne aldıkları canlı konser filmi “The T.A.M.İ. Show” ve sahnede yaptıkları enerjik dans hareketleri ile iyice arttı. 1965 yılında “Papa’s Got a Brand New Bag” şarkısı ile ilk kez Billboard listelerinde ilk 10’a girdi ve ilk Grammy Ödülü'nü kazandı.

1967 yılında yaptığı müzik Funk müziğe yaklaşmaya başladı ve ilk gerçek Funk kaydı olan “Cold Sweat” şarkısını yayınladı. İlk 10 R&B şarkısı içinden birinci oldu. Ayrıca tek bir akora indirgenmiş ilk şarkısı da buydu.

Müziğinden Etkilenenler

Kayıtları oldukça çok sanatçıyı etkiledi ve idolleri haline geldi, bunlardan öne çıkanlar: David Bowie, Mick Jagger, Michael Jackson, David Ruffin, Dennis Edwards (The Temptations). James Brown, R&B’yi ve sadeliği, ritmik karmaşıklıkla ve jazz müziğin hassasiyeti ile harmanlayan söz yazarı ve grup lideri olarak da tanınıyor.

İlk Canlı Konser Albümü ve Radyolar

James Brown, stüdyo kayıtlarının yanısıra 1967 ve 1968 yıllarında “Live at the Garden” ve “Live at the Apollo, Volume II” isimli iki yeni canlı konser albümü de çıkardı. 1968 yılında ilk radyo istasyonunu satın aldı.

“WGYW” radyosunun ismini satın aldığında “WJBE” olarak değiştirdi ve kendi baş harflerine uygun hale getirdi. Radyonun sloganı “WJBE 1430 Raw Soul” olarak belirlendi. 1970 yılında ise ikinci radyo istasyonu olarak “WBEE”yi aldı.

The JB's

1970 yılında The Peacemakers grubunun bazı üyeleri (Bootsy Collins) ve birkaç sanatçı ile birleşerek “The JB’s (James Brown’s Band)” grubunun temellerini attılar. Birkaç canlı performanstan sonra Brown-Byrd kompozisyonu yeni bir kayıt için stüdyoya girdiler ve “Get Up (I Feel Like Being a) Sex Machine” şarkısını kaydettiler. Bu şarkı ve diğer bazı çağdaş şarkıları Brown’un yeni doğan müzik türü Funk üzerindeki etkisini güçlendirdi.

Düşüş ve Yükseliş

James Brown, 1972 yılındaki başkanlık seçimlerinde demokratik bir aday olan George McGovern yerine açık bir şekilde Richard Nixon’a olan desteklerini gösterdi ve bu sebeple halkın bazı kesimleri tarafından şovları boykot edildi. Afroamerikan olan dinleyicilerinin büyük bir kısmını kaybetti ve o yıl R&B’ de ilk sırada olamadı.

1973 yılında Brown “The Godfather of Soul (Soul müziğin babası)” lakabını aldı ve “The Payback” şarkısı ile tekrar listelerde bir numara olmaya başladı. 1974 yılında çıkardığı “Papa Don’t Take No Mess” şarkısı listelerde en başta olan son şarkısı oldu.

1975 yılında 3 yıl süren “Future Shock” şovunun hem yapımcılığını hem de sunuculuğunu üstlendi. 1977 yılında R&B üzerindeki üstün etkisininin bir bölümünü kaybetmişti. Son yaptığı kayıtlar Top 10/ En İyi 10’a girememeye, konserlerindeki insan sayısı da gitgide düşmeye başladı.

Brad Shapiro’nun (kayıt yapımsıcı ve söz yazarı) katkılarıyla çıkardığı “It’s Too Funky in Here” şarkısı bu dönemde en başarılı şarkısı oldu. Bunu takip eden 2 albüm listelere giremedi ve James Brown grubun ismini “Soul Generals” olarak değiştirdi. Ölene kadar da isim bu şekilde kaldı.

1986’da “Gravity” isimli bir albüm daha çıkardı. Bu albümün içinde Top 10’a giren son şarkısı “Living in America” da vardı. 1988’de, topluma açık alanda öldürücü silah taşıma ve uyuşturucu etkisindeyken araba kullanma suçlarından hapse girdi ve 6 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1991 yılında erken tahliye edildi.

Brown hapiste Larry Fridie ve Thomas Hart ile tanıştı ve yapımcılığını üstlendikleri ilk biyografisi olan “James Brown: The Man, the Message, the Music” 1992 yılında çıktı.

1991 yılında yeni albümü “Love Over-Due” çıktı, içinde R&B’de 48. numaraya yerleşen “Move on (So Tired of Standing Still We Got to)” da vardı. 1991'de James Brown ve daha birçok ünlü sanatçının da bulunduğu (M.C. Hammer, Bell Biv Devoe, Heavy D & the Boys, Ice-T…), Danny Hubbard’ın yapımcılığını üstlendiği canlı evde öde-izle programı “James Brown: Living in America-Live!”da performans sergilediler. Bu Brown’ın hapis sonrası ilk canlı performansıydı.

1997 yılında “Super Bowl”da  devre arası şovunda performans sergiledi. 2003’te "James Brown: Soul Survivor" belgeseline katkı sağladı. 2004’te Londradaki Red Hot Chili Peppers konserine destek amaçlı sahne aldı. Son Amerika Birleşik Devletleri konserini 2006’da San Francisco’da verdi.

Hastalığı ve Ölümü

James Brown, 2006 yılının aralık ayında hastalandı. Doktorun kendisini iyileştireceğine inanıyordu. Tedavisine başlandı ve hastaneye yatırıldı ancak durumu kötüleşiyordu. 2006 yılında Noel günü 73 yaşında akciğer yetmezliğinin yol açtığı konjestif kalp yetmezliğinden dolayı hayata veda etti. Bazı insanlar ve gazeteciler Brown’ın öldürüldüğüyle ilgili bazı komplo teorileri de ürettiler.

Aktivist Kimliği

James Brown sadece sanatçı değil aynı zamanda bir sosyal aktivistti. Müzik hayatının dışında oldukça hümanistti ve çevresinde ülkesinde olanlarla yakında ilgilenirdi. Kötü bir mahallede büyüdü ve “yetersiz kıyafet” gerekçesi ile 12 yaşındayken okuldan atıldı. Bu ve benzeri olaylara tanık oldukça eğitim hakkında daha da hassas ve duyarlı olmaya başladı ve yurt genelinde okulu bırakanların sayısının yükselmesiyle 1960’lı yıllarda bir marş gibi söylenen “Don’t Be a Dropout” şarkısını yazdı ve şarkının gelirini çocukların okulu bırakmasını engelleyecek çalışmalar yapan bir kuruma bağışladı. Devlet Başkanı Johnson, eserin vermek istediği mesajı çok beğendi ve Brown ile tanışarak onun gençler üzerinde pozitif bir etki bıraktığını söyledi.

Brown’ın ilgilendiği konular eğitim ile sınırlı değildi. Brown aynı zamanda şiddet karşıtıydı, özellikle de çocukların öldürülmesine dikkat çekmek için “Killing is Out, School is In” şarkısını yazdı. Tüm hayatı boyunca çocuklara yardım etmeye çalıştı ve çokça yardım kuruluşuna bağışlarda bulundu. Amerika ve tüm dünyadaki sosyal sorunlarla ilgilendi. Halka anlatılması gereken bir mesele gördüğünde onunla ilgili bir şarkı yazardı. “Say it Loud- I’m Black and I’m Proud” şarkısı sivil hakları hareketinin marşı haline geldi.

1968’de Martin Luther King Jr’a düzenlenen suikastten sonra ülkede isyanlar çıkmaya başlamıştı. Brown, Boston’da televizyonlardan yayınlanan bir konser vererek insanların büyük bir kısmının evlerinde kalmalarını sağladı ve bu sebeble Boston’u kurtardığı söylendi. Tüm bunlardan dolayı James Brown’un dünya mirasının müzikten çok daha fazlası olduğu söylenir.

Son Olarak Birkaç Not

Toplamda 17 şarkısı Billboard R&B müzik listesinde bir numara oldu. Rhythm & Blues Music Hall of Fame tarafından 2013 yılında sanatçı, 2017 yılında ise söz yazarı olarak birinci sınıfa dahil edildi ve birçok farklı yer tarafından da onurlandırıldı. Rolling Stone dergisinin hazırladığı "Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Sanatçı Listesi"nde yedi numara, Billboard R&B tarafından hazırlanan "En İyi 500 Sanatçı" sıralamasında ise bir numara oldu.

Kaynakça:

https://nmaam.org/2014/07/22/james-brown-a-man-of-action-and-impact/#

https://en.wikipedia.org/wiki/James_Brown#Music_career

 


BENZER YAZILAR

Word Painting : Söz ve Müziğin Mükemmel Uyumu

Tarihiyle ve örnek müziklerle "wordpainting" nedir?

Britney Spears Kimdir?

90'lardan bu yana tüm dünyada büyük bir hayran kitlesine sahip olan bir ikon. Britney'i hep beraber daha yakından tanımaya ne dersiniz?


Paylaş