Genç Santiago'nun manevi açlığını giderme hevesindeki edebi yolculuk ve arkasındaki felsefi zihin.

Dünya çapında en çok okunan yazarlardan Paulo Coelho'nun, İspanya kırsalında hayat emelini arayan Endülüslü bir çoban olan Santiago'nun mücadele dolu çöllerden Mısır piramitlerine yolculuğu konulu romanı Simyacı.

Paulo Coelho Kimdir?

Asıl ismi Paulo Coelho de Souza olan Portekizli yazar 24 Ağustos 1947 yılında Brezilya'da doğdu. Küçük yaşlarda ailesinin Katolik geleneklerince yetiştirilen yazar sonraları bu düzene karşı çıktı. Ailesi tarafından aykırı bulunan bu hareketleri sonucu geçici olarak Psikiyatri Hastanesi'ne yatırıldı.

23 yaşına ulaştığında Hukuk Fakültesi'ni terk edip Güney Amerika, Avrupa ve Kuzey Afrika seyahatine çıktı. 2 yıl sonra evine geri döndü ve ülkesinde oldukça tanınan bir söz yazarı oldu. Kariyerine henüz başladığı yıllarda Brezilya hükümetine karşı aktivist hareketlerde bulunduğu için hapise girdi.

Eski yaşamına geri döndüğünde, yani 1986 yılında Hristiyanlığa özgü Batı Avrupa'dan başlayıp İspanya'da sona eren Hac yolculuğuna katıldı. Hac isimli kitabını (The Pilgrimage) da bu deneyiminden faydalanarak ortaya çıkardı. Ancak özellikle 1988 senesinde yayınladığı kitabı Simyacı ile büyük başarı yakaladı ve çok tanındı. En çok okunan çağdaş yazar haline gelen Coelho, Simyacı kitabının 26 dile çevrilip 42 ülkede yayınlanmasıyla Gabriel Garcia Marquez'den sonra en çok okunan Latin Amerika'lı yazar olma ünvanına erişti. 

Sonraları ülkesinde bakıma muhtaç yaşlı ve yoksul çocuklara yardımda bulunan Paulo Coelho Enstitüsü'nü kurdu. Pek çok ödüle layık görülen yazarın aldığı ödüller arasında Crystal Award ve Fransız Légion d'Honneur nişanı da bulunmaktadır.

Brezilya Edebiyat Akademisi'ne 2002 yılında kabul edilmesinin ardından halen yaşamını Rio de Jeneiro'da yazarlık yaparak sürdürmektedir. Bugün en çok okunan yazarlardan biri olan Paulo Coelho'nun dilimize çevrilmiş eserleri arasında Portobello Cadısı, Veronika Ölmek İstiyor, Elif, Zahir, Hac, Brida, Hippi, Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, Simyacı gibi daha pek çok kitabı yer almaktadır.

Simyacı'nın Ortaya Çıkışı Konusu ve Özeti

1987 yılında sadece iki haftada yazılan alegorik eserin bu denli kısa bir sürede yazılması Coelho tarafından öykünün zaten okuyucunun ruhunda yazılı olmasıyla açıklanıyor. Kitabın yayınlanma sürecinde çeşitli sıkıntılar çeken Coelho eşi ile birlikte Rio de Jeneiro'dan ayrılarak Mojave Çölü'ne 40 günlük bir gezi düzenledi. Ancak geri döndüğünde kitabının gayet iyi olduğuna kanaat getirerek yeni romanlarını oluşturmaya devam etti.

Ana karakter kim?

Olay örgüsünde kitap baş karakter olarak Endülüslü bir çoban olan genç Santiago'yu içerir. Babası ve annesi tarafından bir rahip olmak üzere din eğitimleri alan Santiago, günlerini yıkık dökük bir kilisede geçirmektedir. Seyahat etme arzusu için ailesinin isteğini reddeder ve eğitim hayatını sonlandırır.

Genç Santiago ne zaman uzunluğu kilise tavanına zarar veren incir ağacının altında uykuya dalsa, rüyasında ona sürekli bir hazineyi takip etmesini söyleyen küçük bir çocuk görmektedir. Fakat rüyada hazinenin bulunduğu yer ona çok uzakta olan Mısır'daki piramitlerdir. Çingene bir falcıya danışan Santiago, bunun gerçekleşmesi gereken bir kehanet olduğunu ve rüyasını takip etmesi gerektiği cevabını alır. Garip kehanet karşısında çok şaşıran genç çoban serüveni ne pahasına olursa olsun yola koyulur.

Seyahatinin başlarında eski Salem Kralı ile yolları kesişir ve Santiago'ya tüm koyunlarını satıp o para ile yola devam etmesi gerektiğini söyler. Yaşlı kral pek çok hayat tecrübesi ve bilgiyle doludur. Önerdiği bütün tavsiyeler karşılığında genç adamdan yalnızca koyunlarının parasının onda birini ister. Ayrıca Santiago'yu sarayına davet eder ve kral ona biri beyaz diğeri siyah olmak üzere iki adet taş verir.

Beyaz olan evet, siyah olan hayır anlamına gelmektedir ve Santiago'ya zora düştüğü zamanlarda bu taşlardan yardım alması gerektiğini söyler. Kralın tavsiyelerine uyan genç çoban, büyük bir talihsizlik yaşar ve Afrika'ya vardığında ona piramitlere ulaşmakta yardımcı olacağını söyleyen Arap bir çocuğa sahip olduğu bütün parayı çaldırır.

Yorgun ama ümidini yititrmemiş Santiago gerekli parayı tekrar kazanmak istediği için bir kristal tüccarı ile işbirliği yapar. Kristal tüccarının asıl emeli hac hayalini gerçekleştirmektir.

Birlikte altı ay içinde ikisi de gerekli parayı kazanır ve genç çoban yoluna tekrar koyulur. Bu defa yolda simyacıyı aradığını söyleyen donanımlı İngiliz bir biliminsanı ile tanışan Santiago, kervan eşliğinde yol boyu çölü derinlemesine inceler ve öte yandan elinden kitabını bırakmayan İngiliz adam ile fikir alışverişi yapar.

Simyacıyı vahada tanıyıp ondan çeşitli bilgiler öğrenen İngiliz adam ve Santiago simyacının yalnızca bakırı altına çeviren biri değil, aynı zamanda kuvvetli hisleri gerçeğe dönen önemli bir kimse olduğunu anlarlar. Ve yollarına aydınlanmış biçimde devam ederler. 

Kervandakiler kendi iç seslerine dayanarak kişisel menkıbelerine ulaşma amacındaydılar. Genç çoban da aynen öyle yapıyordu. Mola verdikleri bir zaman diliminde Santiago oldukça alımlı bir Arap kızı olan Fatima ile tanışır.

Fatima ve Santiago bir kaç gün zaman geçirmelerinin ardından birbirlerine büyük bir sevgi beslerler. Santiago ilk kez aşık olma duygularına eriştiğinden genç kıza evlenme teklifi eder fakat bir şartı vardır; hazinesini bulma yolculuğundan sonra Fatimaya geri dönecek olması ve bu süre boyunca sabrederek beklemesi gerektiği. Genç kız bu teklifi ve şartı kabul eder. 

Her ne kadar zorluklarla karşılaşsa da kendi menkıbesinden vazgeçmeyen Santiago, sonunda kumul tepesine ulaşır ve piramitleri bütün ihtişamı ile seyreder.

Mutluluk gözyaşları içinde olduğu yere çömelip Tanrı'ya şükreder. Hazinesine ulaşmasında artık bir engel görmeyen Santiago var gücüyle kumulu kazmaya başlar. Saatler sonra yüzünü kan ter içinde güneşe dönen genç çoban anlar ki gerçek menkıbesine çoktan ulaşmıştır.

Bu onun iç sesini dinlemesi, peşinden gidecek cesareti ve gayreti göstermesi anlamına geliyordu. Yaşadığı her şey aslında bir rüya olan Santiago gözlerini virane kilisede, incir ağacının altında açar. Sahiden de kazmış olduğu toprak altında yani incir ağacının dibinde, mücevher dolu bir sandık bulur. Arzuladağı hazine bunca zaman Santiago'nun zaten hep yanıbaşındadır.

Simyacı Yorumu: Kitap Analizi, İçerdiği İmgeler 

Okur için kitabın sonu büyük bir merak konusu olsa da, yazar ana fikir olarak hayatta sürekli aradığımız mutluluğun aslında hep içimizde ve yanıbaşımızda olduğunu, onu bulduğumuzda hayatın tadına varacağımızı ve asıl mutluluğun çabasız sadelikte halihazırda bulunduğunu, sadece bunu görebilecek iç huzura ve dinginliğe erişmemiz gerektiği ile ifade ediyor.

Kitapta Santiago'nun koyunları sadece yeme içme içgüdülerini gideren, ne yazık ki insanlar gibi bir bakış açısı sağlayamayan birer yaratık olarak bahsedilir. Yol boyunca aştıkları ülkeleri, dağları, çölleri ve tüm güzellikleri takdir edebilecek manevi bakış açısına sahip olmamaları, tıpkı kristal tüccarının hayatta para kazanmaktan başka bir amacı olmaması ile eşleştiriliyor. Bireyin kişisel hazinesine ulaşması üzerine bir imge olan koyunlar,  yalnızca sosyal kabuledilebilirlik amacının güdülmesi ve maddiyatçı bakış açısının anlamsız olması yazar tarafından metaforik biçimde belirtiliyor.

Kitaba adını veren simyacı, yaşamını değersiz madenleri altına çevirmek için uğraşan biridir. Ayrıca Santiago'ya da iç yolculuğuna çıkması için gerekli cesaretlendirmeyi yapan simyacı, tıpkı bakırdan altın ürettiği gibi yaşamındaki problemleri de kendi kişisel menkıbesine ulaşma yolunda olumlu birer derse çevirmesiyle önemle imgeleniyor. 

Simyacı, Santiago'ya gerçek simyayı kitaplarda yazılı olandan farklı olarak, kelimelerle ifade edilmeyecek kadar değerli bir kişisel rehber olarak tanımlıyor. Ve Santiago da İngiliz adamın aksine yazılı hiç bir kaynaktan yararlanmadan kendi içgüdüsü ile serüvenine koyuluyor. 

Ayrıca başka bir imge olarak pek çok zorluklarıyla sonsuz çöl, Santiago'nun amaçlarına ulaşması yolunda mücadele vermesini gerektirse de ruhani gelişime ulaşabilmesinin tek yoludur.

Birbirinin aynı geçen her bir gün, yüksek sıcaklık, kum fırtınaları ve kabile geçimsizlikleri gibi bütün problemlere rağmen Santiago manevi olgunlaşma yolunda büyük adımlar atıyor ve mücadeleleri sonucu hazinesine ulaşma şansını elde ediyor. Tek bir küçük kum tanesinin evrendeki yerini tanıyarak yaratılışı öğreniyor ve en büyük sınavlarından biri olan koskoca çölü amacını anlamlandırarak aşıyor.


BENZER YAZILAR

Resimlere Konu Olmuş 7 Kitap

Ressamlara ilham veren 7 ünlü eser ve hikayeleri

Fransız Devrimi’nin Gölgesinde Bir Roman: İki Şehrin Hikayesi

İngiliz Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biri olan Charles Dickens’ın kaleme aldığı ve Viktorya Dönemi'ne damga vuran roman İki Şehrin Hikayesi’ni inceledik.


Paylaş