Orta Çağ Avrupası’nın en tanınmış kadınlarından Alman bilge, yazar, Hristiyan mistiği, alfabe mucidi, besteci, şair, vizyoner, eczacı ve feminist olarak birçok ilke imza atan Hildegard’ın hayatı ve çalışmaları.

Yazar: Kader Gün - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Hildegard’ın Hayatı

Hildegard, 1098 yılında, günümüzde Almanya’nın batı tarafında kalan ve Bermersheim olarak bilinen bölgede ailenin onuncu çocuğu olarak doğdu.

Hildegard’ın yaşadığı çağda kadınların evlenip çocuk sahibi olmak ya da manastıra kapanmak dışında bir seçeneği yoktu ve ailesi de onun adına bir seçim yaptı. Böylece daha sekiz yaşındayken Aziz Disibodenberg Manastırı’na verildi. Bunun asıl nedeni ise o dönemdeki dini inanış ve Hildegard’ın doğuştan sahip olduğu hastalıklar dolayısıyla evlenme ihtimalinin düşük olmasıydı. Annesi Mechthild ve babası Hildebert, ailelerinden gelen soyluluk nişanesine sahiptiler. Bu soyluluk unvanı, hem aileye siyasi ve ekonomik bir güç kattı hem de Hildegard’ın manastırlara kabulündeki aranan soyluluk şartını sağladı.

Aziz Disibodenberg Manastırı’ndaki soylu rahibe Jutta von Sponheim’ın yanında eğitim almaya başladı. Bu manastır aslında karma bir manastırdı ve kadınlar bölümünün dışarıdan karşılanması gereken tüm ihtiyaçları erkek rahipler tarafından sağlanıyordu. Bu durum o dönemde kadınların din eğitiminin de aslında erkeklerin gözetiminde ve iradesinde olduğunun bir gösteresiydi.

Hildegard, Jutta von Sponheim ile sıkı ilişkiler kurdu ve gözde öğrencilerden biri oldu. 1136 yılında Jutta von Sponheim’ın ölmesiyle başrahibe konumuna getirildi.

Hildegard, zamanla sahip olduğu otoriter güç ve kadınların manastırdaki sayılarının artmasıyla 1150 yılında, sadece kadınlara özel bir manastır kurdu. Bingen bölgesindeki Rupersberg isimli manastırda yaklaşık 20 kadın ile birlikte, her türlü işlerini kendileri karşılayarak hayatını devam ettirdiler. Hildegard burada mistik yaşamının en aktif dönemini geçirdi. Bu dönemden sonra insanlar onu “Bingenli Hildegard” olarak anmaya başladı.

Rupersberg Manastırı gravürü, 1618-1640.

Hildegard, çocukluğundan beri maruz kaldığı hastalıklar ve yeni manastıra taşınma sürecinin yoruculuğundan dolayı 17 Eylül 1179 tarihinde Rupersberg Manastırı’nda hayatını kaybetti.

Hildegard’ın Yazarlık Hayatı

Bingenli Hildegard, Orta Çağ Avrupası’nda hislerini ve kendi iç dünyasını yazıya döken ilk kadın olarak anılıyordu. Kendi kurduğu Aziz Rupersberg Manastırı’nda kaldığı süre boyunca doğa, bilim, kozmoloji, insan, eczacılık ve daha birçok konuda çeşitli yazılar yazdı, besteler yaptı, yeni bir yazı dili üretti ve geniş kitlelerin katıldığı ayinler düzenledi.

Yazarlık hayatının başlamasındaki ilk etken, şiddetli migren ağrılarıydı. Çocukluğundan bu yana sahip olduğu hastalık, onun sanrılar görmesine ve bunları vizyon (fiziksel olarak görünmeyen şeylerin derin dinî duygular, ilaçlar ya da mental hastalıklar sonucunda görülmesi durumu, sanrı) sanmasında neden oldu. Gördüğü bir vizyonda Tanrı’nın ona yazmasını emrettiğini söyleyerek bunları kağıda aktarmaya başladı.

Hildegard'ın bir vizyon aldığını ve rahibe dikte ettiğini gösteren illüstrasyon.

Hildegard’tan önce kadınlar tarafından, kadınları ve fikirlerini ifade eden metinler yazılmamıştı. Yaşadığı her şeyi kaleme alan Hildegard, bunun ilk örneğiydi. Fakat o öldükten sonra bir süre daha kadınların yazarlık hayatı kısıtlandı.

1148 yılında Papa tarafından Hildegard’ın vizyonları (görebilme gücü ve kehanet yeteneği) kabul edildi ve bunları yazabileceğine dair izin verildi. Böylece 1151’de “Scivias” isimli kitabını, 1163’de ise “Liber Vitae Meritorum” ve “Liber Divinorum Operum” kitaplarını yazdı. Üçleme şeklinde olan bu kitaplarda vizyonlarını akardı ve yorumladı. Adına çıkarılan bu izin aynı zamanda birçok ünlü isimle tanışmasına ve şöhret kazanmasına imkan sağladı.

Hildegard'ın Liber Divinorum Operum kitabından “Evrensel Adam” illüstrasyonu, 13. yüzyıl.

Daha sonra “The Causes and Cures” adlı eserini yazdı ve bu kitapta sayısı 200'ü geçen hastalığın tanımını yaptı, sebeplerini ve tedavi yöntemlerini anlattı. Yine bu zaman diliminde, günümüzde hala çözümlenememiş olan “Lingua Ignota” adında yeni bir alfabe üretti.

Hayatı boyunca manastırda gördüğü yoğun eğitimin yanında kendini geliştirmekten vazgeçmedi. Zamanla şiire ve müziğe de merak saldı. Ordo Virtutum” olarak bilinen tarihin ilk müzikli dramasını besteledi ve ilk kadın besteci olarak tarihe geçti.

Öncü olduğu işler bunlarla sınırlı kalmadı. Eczacılık ve ilaçlar konusunda da yazılar yazdı ve ilk kadın farmakolog ünvanını aldı. Aynı zamanda kutsal kitabın tefsirini yapan ilk kadındı. Hildegard yaşamı boyunca doğayı, canlı ve cansız varlıkları inceledi ve not ettiği gözlemleriyle ilk bilim insanı ünvanını da üstlendi.

Yazdıkları ve besteleriyle ün kazanan Hildegard, geniş kitlelere vaazlar vermeye başladı. Hristiyanlık tarihinde kadınların halka açık şekilde vaaz vermesi alışılmamış bir durumdu fakat o dönemde bazı kurallar çerçevesinde buna izin veriliyordu. Hildegard da bu hakkını kullandı ve çeşitli vaazlarda rahiplerin davranışlarını eleştirme cesaretini göstererdi.

Hildegard’ın günümüze kadar ulaşan eserleri arasında Papa’dan imparatorlara kadar önemli kişilerle yazışmalarından oluşan 400’e yakın mektup bulunuyor. Yazdığı tüm eserler günümüzde Hristiyan mistisizminin önemli eserleri arasında sayılıyor.

Hildegard Adına Yapılanlar

Hildegard’ın yaşadığı dönemde Rahip Gottfried ve Theoderich tarafından biyografisi yazıldı ve bu eser günümüzde Hildegard’ın hayatı hakkında önemli bir kaynak haline geldi.  

Ölümünden kısa bir süre sonra Hristiyanlık tarihinde çok az görülen bir olay yaşanarak Bingenli Hildegard hakkında azizelik süreci başlatıldı. Fakat hakkında yeterli bilgi bulunamadığı için süreç tamamlanamadı ve azize ilan edilemedi. Buna rağmen Hildegard kültü hep canlı kaldı ve yüzyıllar boyunca Roma Katolik Kilisesi tarafından azize olarak kabul edildi. 1940’lı yıllardan günümüze kadar Almanya’da anıldı ve ölümünün 800. yılında Hildegard anısına Almanya posta teşkilatı tarafından pullar basıldı. Doğumunun 900. yılında ise adına uluslararası bir sempozyum düzenlendi.

2009 yılında Bingenli Hildegard’ın hayatı Margarethe von Trotta yönetmenliğinde filme uyarlandı.

Günümüzde Hildegard’ın yaşadığı ve manastırının bulunduğu Bingen bölgesi UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. Bu bölge Hıristiyanlar tarafından bir hac ve ruhsal yolculuk merkezi olarak görülüyor.

Kaynaklar:

Ertem, Y. (2019). Hildegard Von Bingen'in Physica Adlı Eserinin Tıbbı Bitkiler Bölümünün Bilim Tarihi Açısından Değerlendirilmesi (Master's thesis, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü).

Temiztürk, H. (2019). Hildegard as a Mystic and her Place in the Christian Thought. https://web.archive.org/web/20170606140926/http://www.yasamaugrasi.com/kultursanat/orta-cagdan-bir-bilge-hildegard-von-bingen.html

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bingenli_Hildegard


İLGİLİ

Hitit Arşivleri: Anadolu’daki İlk Kütüphane

Tüm zamanların en önemli uygarlık göstergesi olan kütüphanelerin ortaya çıkışı ve Anadolu topraklarında yer edinen ilk kütüphane.

Edebiyat Kavgaları: Faulkner vs. Hemingway

Nobel Ödüllü yazarlar, William Faulkner ve Ernest Hemingway'in edebi rekabeti.


Paylaş