Amerikan Edebiyatı'nın önemli roman yazarlarından Mark Twain'in biyografisi ve eserlerinde işlediği etik-ahlak ilişkisini mizahi yönü ile birleştirmesi üzerine edebi analiz.

Mark Twain Kimdir?

Gerçek ismi Samuel Langhorne Clemens olan yazar, öğretmen, mizahçı ve satirist Mark Twain 30 Kasım 1835'de Amerika Birleşik Devletleri, Florida'da doğmuş olup, yazarlık kariyerinin temellerini on bir yaşında babasını kaybetmesinin ardından bir basımevinde çırak olarak çalışmaya başlaması ile atmıştır. Daktilo makinesini ilk satın alanlardan biri olup, ayrıca daktilo ile yazmış ilk roman yazarı olarak bilinmektedir. Küçük yaşlarındaki gözlem yeteneğini özellikle yaşadığı Missisipi Nehri boyundaki çevresinden esinlenerek ileriki yaşlarında eserlerine yansıttığı düşünülmektedir. Gençliğinde keşfetme merakı onu ABD'nin farklı eyaletlerini gezmeye teşvik etti. Böylece romanlarının yeni tema ve mekanlarını oluşturabildi. 

18 yaşında heveslendiği buharlı gemilerde kaptanlık yapma isteği sonucu yaklaşık iki senesini Missipi Nehri'nde geçirdi ancak kendisine eşlik eden erkek kardeşinin tıpkı rüyasındaki gibi bir vapur yangınında vefat etmesinin ardından mental olarak sarsılan Mark Twain parapsikoloji dalı ile ilgilenmeye başladı. Yaşamının büyük bir kısmını çok zengin olmak uğruna madencilik ve yayınevi işletmeciliği gibi onu iflasa sürükleyen işlere harcayan yazar, 1891 yılında hayat pahalılığı daha az olan Avrupa'ya eşi ve çocukları ile yerleşti. Borçlarını ödemek adına çeşitli ülkelerde söyleşiler düzenleyen Twain, eşinin İtalya, Floransa'da yaşamını yitirmesinin ardından ülkesine geri döndü. Burada yazmaya başladığı otobiyografi kitabını yarıda bırakarak 1910 yılında geçirdiği bir kalp krizi sonucu Connecticut'da hayata veda etti. 

Mark Twain Yazınsal Hayatı ve Eserleri

Çeşitli eyaletleri keşfetmek için çıktığı ABD seyahati esnasında gezi yazıları ve makaleler yazmaya başlayarak kariyerindeki ilk gerçek adımı atmıştır. Mark Twain ismini kullanarak imzaladığı makalesi Carson'dan Mektup da ilk makalesi olma özelliğini taşımaktadır. Ancak asıl edebi anlamdaki çıkışını 1865 yılında New York Saturday Pres'de yayınlanan Claravas'ta Zıplayan Kurbağa Kutlaması isimli kısa öyküsüne borçludur. Öykü, yazarın bir maden ocağında kulak misafiri olduğu yerel bir hikayeyi kendi ağzından anlatmasını konu edinmiştir.

"Mizahçı" sıfatını ise çıktığı Akdeniz gemi turunun ardından yazıya aktardığı Saflar Yabancı Ülkede isimli güldürü kategorisindeki kitabının yayımlanmasının ardından almıştır. En bilinen eseri Tom Sawyer'in Maceraları, öksüz ve yaramaz bir çocuğun Missisipi'deki macelarını anlatması ile yazarın kariyerini roman yazarlığına yönlendirdi. Böylece kızları Susy ve Clara'ya ithaf ettiği ilk romanı Prens ve Dilenci 1881'de yayımlandı. 

İşadamı olabilme hevesine atılıp yazarlığa ara vermeden beş sene önce 50. doğum gününde yayımladığı Huckleberry Finn'in Macereları ise Amerikan Edebiyatı'nın ilk büyük eseri olarak anılmaktadır. Köleliğin yasal olduğu dönem, siyahi bireylerin maruz kaldığı zorbalıklar gibi ögeleri konu edinmesi ile eser zaman zaman kısıtlamalara maruz kalmıştır. 

Yazarlığa ara verdiği dönemde kurduğu yayınevi iflas etmeden önce iç savaş ve anı kitapları yayımlasa da başarı yakalayamayan yazar, Papa XIII. Leo'nun anılarının Katolik'lere hitap ettiğini düşünerek son bir basım işine girişti. Ancak bu da sonuçsuz kalarak iflas etmesine sebebiyet verdi. 

Yirmiden fazla roman yazan Mark Twain'in en yaygın eserlerinin listesi ise şöyledir;

Adem ile Havva'nın Güncesi, İnsan Nedir?, Shakespeare Öldü Mü?, Bir Köpeğin Hikayesi, Savaş Duası ve Dedektif Tom Sawyer'dır.

Mark Twain Eserlerinin Psikolojik Analizi

Irkçılık, emperyalizm, cinsiyet eşitsizliği, hayvan deneyleri ve dini iki yüzlülükler gibi konulara epey karşı olan ve Darwin'ci evrim fikirlerinin arkasında duran Mark Twain eserlerinde de insan doğası ile psikolojiyi birleştirmiştir. Filozof Herbert Spencer ile tanışması özellikle yazarın içgüdülerin doğuşu hakkındaki fikirlerini etkiledi. Daha sonra filozof William James ile Psişik Araştırmalar Derneği'nde bir araya gelerek ikisinin ortak noktası olan paranormallik alanı hakkında bilgi alışverişi ettiler. 

Determinist bir eğilim göstermesi, yazılarında Freud benzeri bir tutum sergilemesini sağlamıştır. Öyle ki Sigmund Freud bir mektubunda yazar için "Mark Twain'i şahsen dinlemeye çalıştım, bu gerçekten çok büyük bir zevkti." demiştir. Ayrıca eserlerinde kurduğu çocukluğun masumiyet ve erdem kavramlarını kasvet ile harmanlamasıyla ünlüdür.

Pastorik yaşam biçimini, 19. yüzyıl romantizmi ile kırsaldaki yaşamını gözlemleyerek eserlerine yansıtan Twain, insanın doğaya ve doğal benliğe dönmesini şiddetle önermiştir. Çünkü ona göre "lanet olası insan ırkı" bencil ve empati yoksunudur. Geleneksellikten ziyade manevi gençleşmenin meşhur "Amerikan rüyası" furyasının merkezinde olması gerektiğini de belirtmiştir. 

Yazarın Oluşturduğu Metaforik Çözümlemeler

19. yüzyılın bilinen pek çok yazarı gibi bir metafor ustası olan Mark Twain, mecazi ve soyut ögelere yazılarında sıkça yer vermiştir. Örneğin "karanlık" sözcüğü onun için medeniyetlerin fakirleşmesini ve Batı emperyalizminin korkunç yüzünü temsil etmektedir. Böylesine dobra eleştirmenliği çoğu kişi tarafından da cesur bulunmuştur.

Kullandığı "şeytan" sözcüğü de elbette gerçeğinden uzak biçimde, kullanım kökeninin kutsal kitaptaki açıklamasından ziyade onu kendi kötülüklerini örtmek amacı ile kullanan asıl kötü insan ırkını sembolize ettiği düşünülür. Bunun sebebi ise yazara göre insanlığın siyasi konumu korumak adına tüm erdemini yitirmiş varsaymasıdır.

Ayrıca ironiye de sıkça yer vermesi, özellikle üst sınıfın alt sınıfa karşı olan üstünlük taslama tavrından çok cehalet olarak görmesi, yazılarındaki bir diğer önemli noktadır. Yazar ayrıca bu yolla ebeveynlerin tavırlarına da atıfta bulunmaktadır. Ona göre bir çocuk anne ve babasına daima itaat etmek yerine kendi ideallerini benimsemelidir. Çünkü yaptığı yanlış sonucu cezalandırılmak Twain'in normları için uygun değildir.


BENZER YAZILAR

Gotik Bir Fransız Tragedyası: Operadaki Hayalet

Hem Fransız yazar Gaston Leroux'nun gotik türdeki ilk örneklerinden biri olan, hem de tutku ve trajedi bağlamında okurlarını sanatın kalbine sürükleyen roman: Operadaki Hayalet

Türk Kadını'nın Edebiyattaki Yeri ve Leyla Erbil

Türk Edebiyatı'nda kadın yazar ve şairlerin yeri, Türk romanında kadın ve Leyla Erbil hakkında bilgiler.


Paylaş