Sigmund Freud'un teorilerine göre psikodinamik görüş nedir?

Yazar: İlayda Özüm Karadağ - Türk Alman Üniversitesi

Psikodinamik, aktif zihin anlamına gelir. Bu aktivite kapalı bir bilinçdışı zihinde gerçekleşen ruhsal çatışmadır. Psikodinamik denildiğinde aklımıza Freud gelse de bu alanda pek çok çalışma yapmış Jung, Adler, Klein, Lacan gibi isimler de vardır.

Tüm bu isimlerin yanında Freud’u ele almamızın sebebi, teorilerini ve hastalarını tedavi etmeye yarayan teknikleri tanımlamak için Psikanaliz terimini türeten ve her şeyi başlatan kişi olmasıdır. Tabi ki Freud yalnızca ruhsal bozukluklarla ilgilenmedi. İnsan davranışlarını anlamaya ve bu davranışlar arasındaki ilişkiyi açıklayacak tutarlı teoriler geliştirmeye harcadı. Psikodinamik teoriyi anlamanın en kolay yolu, bu teoriyi birbirinden ayrı ancak birbiriyle ilişkili olarak düşünmedir. Bu 5 teoriyi inceleyelim.

1) Zihin: Bilinç, Önbilinç, Bilinçdışı

Freud bu kavramları tanımlarken bir buzdağı benzetmesi yapmıştır.

Bilinç : Uyanıkken farkında olduğumuz kısımdır.

Önbilinç: Burada ortaya çıkan düşünceler ve eylemler, bilinçdışı hakkında ipuçları verir. Aynı zamanda rüyalarımızdan hatırladıklarımızı ve dil sürçmelerini vb. içeren kısımdır.

Bilinçdışı: Gizli kalmış arzuları ve korkuları, geçmişteki travmatik yaşantıların anılırını vb. barındırır. 

2) Libido

Libido günümüzde “cinsel dürtü” anlamında kullanılsa da, bu tanım Freud’un yüklediği anlamın fazlasıyla basite indirgenmesidir. Libido, hayatta kalabilmemizi sağlayan, doğuştan sahip olduğumuz enerjidir. Cinsel etkinlik bu enerjinin sadece bir göstergesidir. İnsanların doğduğundaki libido düzeyi, kişiliğimizin son derece önemli bir boyutudur. İnsandan insana değişen bu libido düzeyi, kişiliğimize (ihtiyaçlarımıza ve arzularımıza) ve etkinliklerimize (işimize, hobilerimize, ilgi alanlarımıza) göre değişir.

3) İd, Ego ve Süperego

Zihin, bu üç kısımdan oluşur.

İd, doğuştan ortaya çıkar ve bir iki yıl sadece tek başına zihinde yer alır. Haz ilkesi gereğince hareket eder. Örneğin; bebekler hep haz (yeme, içme, ısınma) arayışındadır ve haz vermeyen (ıslanmak, acıkmak, üşümek) şeylerden kurtulmaya çalışır. Bu yüzden id bencildir, anında tatmin ister.

2 yaşından itibaren insanlar ortaya çıkan ego, gerçeklik ilkesi ile hareket eder. İd hiçbir ilkeyle birlikte hareket etmeden tek başına hüküm sürer. Bu yüzden id ve ego arasında "savaş" halinde olma durumu vardır. Freud, egonun sürekli engelleyici tutumu hazzın özellikle cinsel hazzın genelde bastırılmış toplumlarda yetişen insanlar için büyük bir sorun olduğunu düşünüyordu.

3 yaş civarında insanlarda anne babanın etkisiyle süperego ortaya çıkar. İlerleyen yıllarda yavaş yavaş gelişir ve ergenlikte tamamen ortaya çıkar. Süperego, insanları yanlış davranmaktan ve antisosyal olmaktan alıkoyar. İd ve ego bencilken, süperego başkalarını da düşünür.

4) Psikoseksüel Gelişim Evreleri 

Freud için bu aşamada evreler vardır.

Oral Evre (0-2 yaş) 

Bebeklerin haz kaynağı bu evrede ağızdır. Hayatta kalma açısından önemlidir. Bebekler içgüdüsel olarak emme davranışı gösterirler. Oral tatmin yolu ile bebeklerde güven duygusu ve olumlu bir kişilik gelişir.

Anal Evre (2-3 yaş) 

Çocuk bu evrede bağırsaklarını ve onları nasıl kontrol edebileceğini fark eder. Haz odağı anüstür. Anne baba tarafından çocuk bu evrede düzene ve temizliğe özendirilmelidir. Bu aşamada çocuk bağımsız olmayı neyi yapacağını neyi yapmayacağını öğrenir. Eğer bu evrede anne ve baba çocuğa karşı katı bir tutum sergilerse kişilik sorunlarına yol açabilir.

Örneğin; çocuğun tuvaletini yapmaya zorlanması, ileride hiçbir şeyden vazgeçmemesine neden olabilir. Hatta istifçi veya pinti olmasına neden olabilir. Aynı şekilde düzenli yapmaya zorlanması da çocuğun obsesif bir kişiliğe ya da kişinin hep düzensiz, dağınık olmasına neden olabilir.

Fallik Evre (3-6 yaş) 

Bu evrede çocuk cinsiyetini fark eder. Farklı cinsiyetlerin olduğunu anlar. Kız ve erkek çocuklarda bu evre farklı seyreder.

Erkekler, anneye bağlanma ve babayı kıskanma, babasının gerçek hislerini anlayabileceğinden dolayı babadan korkma, babası tarafından cezalandırılma gibi duygular meydana gelir. Büyüdükçe bu hislerden kurtulur ve babasına benzemek ister. Bunun nedeni böyle davranırsa babası ve annesi onu sevecek demektir.

Kızlarda ise annesi ile özdeşim kurar ve ahlaki değerlerini, cinsiyet rolünü benimser.

5) Savunma Mekanizmaları 

Savunma mekanizmaları istemediğimiz düşüncelerden bizi koruyan bilinçdışı çarelerdir. Az kullanıldığında bize yardımcı olurken fazla kullanıldığında ise saplantı gibi sorunlara yol açar.

Bastırma: Korktuğumuz, suçluluk hissettiğimiz, hatırlamak istemediğimiz olayları bilinçdışına itme ve orada tutmadır. Bilinçdışı düşünceleri saklı tutmak insanın enerjisini yani libidosunu düşürür.

Regresyon: Gelişimin ilk evrelerine dönme isteğidir. Kişinin kendini kalemle oynamak, sigara içmek, parmak emmek gibi hareketlerle rahatlatma çalışmasıdır.

Yer değiştirme: Bir şey yapmak istemediğimiz zaman enerjimizi başka bir etkinliğe yönlendirmektir.

Yüceltme: Stres veya öfkeden kurtulmak için spor yapmak, bahçeyle oyalanamak gibi sağlıklı işler yapmaktır.

Kaynaklar:

NTV yayıncılık

YKY yayıncılık
 


İLGİLİ

Es Devlin: İkonik Sahnelerin Tasarımcısı

Tiyatro, konser, opera ya da podyum; Es Devlin’in elinin değdiği her sahne bir başyapıta dönüşüyor.

GauGAN : Yapay Zeka'nın Sanata Yönelen Ürünü

GauGAN nedir, nasıl çalışır? Ortaya çıkardığı resimler nelerdir?


Paylaş