Birbirinden yaratıcı senaryolara ve muhteşem görsellere sahip 3 animasyon filmini daha sizler için derledik.

Animasyon filmleri gerek anlattıkları anlamlı öykülerle gerekse sundukları renkli, ışıltılı görsellerle küçükten büyüğe hepimizin hayatında önemli bir yere sahiptir. Önceki yazımızdaki 3 film önerisini bitirip akıllarında “ya şimdi ne izlesem?” sorusu dolanan okuyucularımız için öneri 3 animasyon filmi daha sizlerle…

1. Rango

2011 yılında yayınlanan Rango, en iyi animasyon filmi Oscar’ının da sahibi. IMDB puanı 7.2 olan bu özgün animasyon filminin yönetmen koltuğunda “Karayip Korsanları” serisinden tanıdığımız Gore Verbinski’yi görmekteyiz. John Logan’ın senaristliğini üstlendiği filmin seslendirme kadrosunda ise Isla Fisher ve Timothy Olyphant’ın yanı sıra ve yetişkinleri bu filme çekecek belki de en önemli detay olarak Johnny Depp’i Rango’nun seslendirmesinde görmekteyiz.

Filmin Konusu:

Filmin başrolünde gördüğümüz Rango, olumsuz şeylerden her zaman kaçınmaya çalışan, keyfi bozulmasın diye tabiri caizse etliye sütlüye dokunmadan yaşayıp giden ve kişilik problemi yaşayan bir bukalemundur. Bir akvaryumun içinde yapayalnız hayatını sürdürürken Rango, bir kaza sonucu kendisini bir çölün ortasında bulur. Rango uzun bir süre yürüdükten sonra çöle yakın bir yerlerde kurulmuş olan Dirt kasabasına varır. Kurbağalar, fareler, köstebeklerden oluşan bu kasabanın sakinlerine kendisini olduğundan çok farklı olarak tanıtır. Oldukça ödlek bir karakter olmasına rağmen oyunculuğu sayesinde kendisini halka korkusuz ve güçlü biri olarak tanıtan Rango, kısa zamanda kasabanın şerifi olur.

Rango’nun uydurduğu kişiliğe oldukça ikna olmuş olan kasabanın ise büyük bir derdi vardır: Su! Kasabanın suyu günden güne azalmaktadır ve bu durumdan kendilerini yalnızca Rango’nun kurtarabileceğine inanırlar. Kahraman olduğuna gerçekten inanırsan inandığın şey gerçekleşir mi? Rango’nun durumunda şans da işin içinde olsa da cevabımız evet olacaktır. Kasabayla birlikte önemli bir mücadeleye girişen Rango, Dirt’ün suyunun azalmasına sebep olanların peşine düşecek, kasabası için büyük çabalar gösterecektir. Güçlünün güçsüze yaptığının güzel bir eleştirisi olan bu film, izlemeden geçilmemesi gereken animasyonlar arasında bulunmaktadır.

2. Klaus: Sihirli Plan

2019 yılında yayınlanan Klaus, muhteşem bir 2 saat geçirmenizi sağlayacak bir noel filmi. 8.2 gibi oldukça başarılı bir IMDB Puanına sahip olan Klaus, 92. Akademi Ödülleri'nde En İyi Animasyon Filmi adayı olmuştur. Yönetmen ve senarist koltuğunda Sergio Pablos’un oturduğu filmin yardımcı yönetmeni olarak ise Carlos Martínez López’i görmekteyiz. Bu eğlenceli animasyonu seslendiren isimler arasında ise Jason Schwartzman, J.K. Simmons ve Rashida Jones öne çıkmaktadır.

Filmin Konusu

Klaus, insanları mutlu ederek nasıl mutlu olabileceğimizi anlatan bir dostluk hikâyesi aslında. Hayatı boyunca babası sayesinde ayrıcalıklı bir hayat sürmüş ve zamanla daha da bencilleşmiş olan Jesper, bir gün babası tarafından oldukça uzak bir adaya bir nevi ceza olarak gönderilir. Babasının amacı oğlunun burnunun sürtmesini sağlayarak bir şeyler öğrenmesidir. Eğer Jesper, 6000 adet mektubu dağıtırsa babasının yanına dönebilecek ve işinde iyi bir konuma geçebilecektir. Bunun en başlarda çok da zor olmayacağını düşünen Jesper, kasabaya vardığında 6000 mektubun yazılmasını sağlamanın neredeyse imkansız olduğunu anlar.  

Çünkü kutuplara yakın bir ada olan Smeerensburg halkı kendi içinde ikiye ayrılmış, sürekli birbirleriyle savaş halinde olan bir halktır. Ayrıca kasabadaki halkın neredeyse hepsi oldukça garip ve şiddet doludur. Günlerce tek bir mektup yazdıramayan Jesper, bir gün Klaus ile tanışır. Klaus gerçekleşemeyen baba olma hayalleri ile yaptığı binlerce oyuncağı kasabanın çocuklarına dağıtmak istemektedir. Çocukların Klaus’a oyuncak için yazdığı mektupları ve Klaus’un hediyelerini ileterek Jesper, ona verilen görevi başarıyla ilerletmeye başlar. Fakat tüm bunlar arasında Jesper, en başlarda önemsemediği şeylerin değerini anlayacaktır: aşkın ve dostluğun. Posta kotasını doldurmak için başladığı bu işte sevginin değerini anlayan Jesper için Smeerensburg adası ve Klaus bir dönüm noktası olacaktır.

Vol.i (Wall.e)

2008 yılında vizyona giren ve kalplerimizde sımsıcak bir yere sahip olan Vol.i, 8.4 gibi oldukça başarılı bir IMDB puanına sahiptir. Yönetmen ve senarist koltuğunda Andrew Stanton’ı gördüğümüz filmin seslendirme kadrosunda ise Ben Burtt, Elissa Knight ve Jeff Garlin gibi birbirinden başarılı oyuncular bulunmaktadır. Hem animasyon hem de bilim kurgu filmi olarak kabul edilen Vol.i unutulmaz filmler arasında çoktan yerini almış bulunmaktadır.

Filmin Konusu

Günümüzden çok uzak bir gelecekte geçen Vol.i’nin temel konusu insanların dünyaya verdikleri zarar üzerinden şekillenmektedir. Yüzyıllar önce dünyayı yaşanamayacak bir hale getiren insanlar, BnL adlı bir mega şirketin tasarladığı uzay gemileri ile dünyayı terk ederler. Dünyada ise yalnızca gezegeni temizlemekle görevli robotlar kalır. Bu olayın üzerinden 700 yıl geçer ve çöp robotları tek tek bozulur, geriye tek bir robot kalmıştır: Vol.i.

700 yıl içinde kendine özel bir kişilik geliştiren Vol.i, bu dünyada günlerini yapayalnız geçirmektedir. Zamanını geçirmek için bulduğu ilginç eşyaları toplar, koleksiyon yapar ve tek arkadaşı hamam böceği ile oynar. Oldukça duygusal bir robot olan Vol.i’nin tek hayali ise Hello Dolly’nin VHS kopyasında gördüğü el ele tutuşma sahnesini bir robotla denemektir. Durgun yaşamında günler geçerken bir gün gökten bir uzay gemisi iner. Uzay gemisinin içindeki tek yolcu ise EVE’dir. Yok olmak üzere olan dünyamızda organik bir yaşam formu bulmakla görevli olan EVE’e, Vol.i ilk görüşte âşık olur. Durgun yaşamını çok daha heyecanlı hale getirecek EVE ile Vol.i’nin yaşamı değişecektir.

Şansın ve cesaretin öyküsü Rango’dan insanları mutlu ettikçe mutlu olunacağını naif bir şekilde anlatan Klaus’a, dünyanın gidişatını gözler önüne seren ve buna ek olarak görebileceğiniz en güzel aşk hikâyeleri arasında yerini alacak Vol.i’ye… Oldukça anlamlı mesajları da içinde barındıran bu üç animasyonu gözden kaçıranlar için bir an önce izlemelerini şiddetle tavsiye ediyoruz. Mısırları çoktan patlatmaya başlayanlar için ise … Şimdiden iyi seyirler dileriz!


BENZER YAZILAR

Leyla İle Mecnun Geri Dönüyor

Yayımlandığı yıllarda geniş bir hayran kitlesine sahip olan efsane dizi Leyla ile Mecnun yeni bölümleriyle geri dönüyor.

The Godfather

Mario Puzo'nun romanından esinlenerek Coppola'nın yönetmenliği ile çekilen The Godfather, sinema tarihinin mihenk taşlarından birisi ve mafya filmleri ile ilgili düşüncelerimizi değiştirecek bir yapım.


Paylaş