İngiliz Edebiyatı'nın önde gelen isimlerinden biri olan Charles Dickens’ın kaleme aldığı ve Viktorya Dönemi'ne damga vuran roman İki Şehrin Hikayesi’ni inceledik.

Charles Dickens Kimdir?

İngiliz Edebiyatı'nın önemli yazarlarından biri olan Charles John Huffam Dickens 1812 yılında Landport şehrinde dünyaya gelmiştir. Memur bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Dickens, babasının savurganlığı ve borçları yüzünden sefalet ve yoksulluk çekmiştir. Babasının borçlanıp, hapse girmesi aileyi zor durumda bıraktığı için Dickens okula gitmek yerine ayakkabı boya fabrikasında çalışmak durumunda kalmıştır. Bu durum yazarın çocukluk yıllarını utanç verici olarak hatırlamasına sebep olur. Bu acı dolu yıllar David Copperfield ve Büyük Umutlar isimli eserlerine de yansımıştır. 15 yaşından sonra bir avukatın yanında katiplik yapmaya başlamıştır ve boş zamanlarını değerlendirerek stenografi öğrenmiştir. Daha sonrasında Morning Circle isimli gazetede stenograf olarak çalışmaya başlamıştır.

1837 yılında Dickens’ı şöhrete götüren ve tanınan bir yazar olmasını sağlayan ilk kitabı Bay Pickvik'in Serüvenleri yayımlanmıştır. Yetenekli bir yazar olduğunu kanıtlayan Dickens’ın başarısı Oliver Twist (1838), Nickolas Nickleby (1839) ve Barnaby Rudge (1841) ile devam eder. Oliver Twist isimli romanıyla tüm dünyanın tanıdığı bir yazar haline gelmiştir. Ayrıca eserlerinde Londra’yı toplumsal sorunların bilincinde ve politik bir bakış açısıyla gözlemleyen tavrı bu eserinde daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Charles Dickens kariyeri süresince 15 roman, 5 uzun öykü ve birçok makale yayımlamıştır. Eserleri ile Lev Tolstoy, Fyodor Dostoyevski ve George Orwell gibi önemli yazarlardan övgü alırken; Oscar Wilde, Virginia Woolf gibi yazarlar tarafından eleştirilmiştir.

İki Şehrin Hikayesi 

“Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü, hem akıl çağıydı hem aptallık, hem inanç devriydi hem kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi, hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı, hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu.”

Kitabın başlangıcı ile akıllarda yer tutan, Fransız Devrimi’ni anlatıp tarihe ışık tutan bir dönem romanı olan İki Şehrin Hikayesi 1859 yılında kaleme alınmıştır. 464 sayfadan oluşan roman ilk çıktığı zaman 45 bölümdü ve All the Year Round isimli edebiyat dergisinde 31 haftada yayımlandı. Günümüzde ise tek bir kitap halinde okuyucunun karşısına çıkmaktadır. 200 milyonun üzerindeki satışı ile tüm zamanların en meşhur romanlarından biri olmuştur.

Bu romanı bu kadar önemli kılan şeylerden biri Fransız Devrimi’nin bütün acımasızlığıyla ortaya serilmesidir. Fransız Devrimi’nden önce ezilen, yok sayılan, sömürülen, boş yere öldürülen halk bir anda soylularla yer değiştirmiştir. İki Şehrin Hikayesi; gücü elinde bulunduran kişinin neler yapabileceğini, intikam hırsını ve insanın acımasız doğasını gözler önüne sermektedir. Romanda Fransız Devrimi’nin bu karanlık yüzüne fedakârlık ve aşk da eşlik etmektedir.

İki Şehrin Hikayesi Konusu

Roman, suçsuz yere 18 yılını hapishanede geçiren Doktor Manette’nin kızı Lucie’ye aşık iki genç Sydney Carton ve Charles Darnay’ın Fransız Devrimi’nin karanlığındaki öykülerini konu edinir. Kitabın isminden de anlaşıldığı üzere olaylar iki şehirde yani Paris ve Londra’da geçmektedir. Biri Fransız diğeri İngiliz olan ve birbirlerine çok benzeyen iki gencin kesişen hayatları ele alınmaktadır.

Charles Darnay, aristokrat bir aileye mensup bir Fransız’dır ama ailesi ile tüm bağlarını koparıp, ismini değiştirip İngiltere’de yaşamaktadır. Sydney Carton ise hayattan hiçbir beklentisi olmayan, hiç kimseyi umursamayan, alkolik, tembel bir avukat şeklinde romanda anlatılmaktadır. Charles Darnay, Sydney Carton’ın aksine çalışkan, sorumluluk sahibi, kendine güvenen bir birey olarak tasvir edilmektedir. Fiziksel görünüş olarak birbirine çok benzeyen karakterler, kişilik özellikleri bakımından birbirlerinin zıttıdır. Kişilik olarak birbirine bu kadar zıt olan karakterler aynı kadına yani Lucie’ye aşık olurlar. Lucie’nin tercihi ise Charles Darnay olur.

Doktor Manette’nin suçsuz yere hapis yatmasına sebep olan ailenin soyundan olan Charles Darnay ile Lucie evliliği ve Doktor Manette’nin kızına duyduğu sevgiden dolayı bütün intikam hislerini içine atması kitapta çok etkileyici bir şekilde ele alınmaktadır.

Sydney Carton’un Charles Darnay’a olan hayranlığı ve Lucie’ye duyduğu aşk romanda konunun seyrini değiştirir. Hatta Sydney Carton’un hem kendi hayatını hem de başkalarının hayatını değiştirecek bir fedakarlıkta bulunacağı ve çok derin duygular içinde olduğu romanda geçen Sydney Carton’un şu cümlelerinden anlaşılmaktadır:

“Siz ve kutsal bildiğiniz her şey için her ne olursa yaparım. Hayatımda feda edebileceğim her neyim varsa sizindir. […] Yanı başınızda sizin için canını feda edebilecek birinin varlığını unutmayın!”

Sevdiği kadın için büyük bir fedakârlık gösteren Sydney Carton’un acıklı sonu etkileyici bir şekilde kaleme alınmıştır. Roman boyunca karakterin işlenen yalnızlığı, başarısızlık hissi ve hayatında mutluluğu yakalayamamış bir karakter oluşu göz önünde bulundurulduğunda yaptığı fedakarlıkla mutluluğu yakalama isteğinin olduğu anlaşılmaktadır.

İki Şehrin Hikayesi; tüm dünyayı etkileyen, sonuçlarıyla büyük kayıplara sebep olan, tarihte ses getiren bir olay olan Fransız Devrimi’ni işleyen bir eser olarak tarihi roman niteliği taşımakla beraber aynı zamanda bu devrimin gölgesindeki bir aşkı konu almasından dolayı aşk romanı niteliği de taşır.

Kaynakça:

Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi Ana Motif Olarak “Fedakârlık”

İki Şehrin Hikayesi

Charles Dickens Eserlerinde Toplum İncelenmesi


BENZER YAZILAR

Eleştiri Akımlarını Tanıyalım: Mimesis Nedir?

Berna Moran’ın yazdıklarından faydalanarak, Mimesis kuramını ele aldık.

Bir Toplum Eleştirisi: Platon'un Mağara Alegorisi Nedir?

Platon'dan, Devlet kitabından ve kitabın 7. bölümünde yer verilen mağara alegorisinden bahsettik.


Paylaş