Jim Jarmush filmlerinin en karakteristik ve seyircide iz bırakan karakterleri

Bağımsız filmleriyle tanılan ünlü yönetmen Jim Jarmusch, kendine özgü anlatım tarzıyla bize farklı bağlamlar içerisinde oldukça çeşitli karakteri sevdirerek izletti. Gelin film yaparken tek bir türe ait olmak, tek kategoride değerlendirilmek istemeyen Jarmusch’un birbirinden ilgi çekici karakterlerine beraber göz atalım.

William Blake

Dead Man (1995) filminin baş karakteri olan William Blake’i Johnny Depp canlandırıyor. Filmin başında pısırık bir muhasebeci olan William Blake karakteri, yaşadığı olaylar sonucu kendinin şair William Blake’in reenkarnesi olduğuna ve ruhani yolculuğunu şiir yerine kanla tamamlaması gerektiğine inanır.

Filmin “western” türünü kendine çerçeve olarak alması, sürrealizmine farklı bir boyut katıyor ve her sahneyi daha da ilgi çekici kılıyor. William Blake, adına uygun şekilde, şiirsel bir anlatıyla sürdürüyor yolculuğunu.

Nobody

Yine Dead Man filminin yardımcı karakteri olarak önümüze çıkan Nobody (Gary Farmer), aslında filmde oldukça kilit bir karakter. Aslen Kızılderili olan karakterimiz Nobody, küçüklüğünde İngilizler tarafından kaçırılmış ve oldukça iyi bir eğitim almış.

Eğitim alırken kitaplardan öğrendiği şair William Blake’e karşı büyük bir hayranlık beslemiş. Nobody, doğduğu yere geri dönmek istemiş ama kabilesi tarafından dışlandığı için yalnız yol almaya başlamış.

Şans eseri ana karakterimiz William Blake ile tanışıp adını öğrenen Nobody, aslında William Blake’in ruhani yolculuğuna yön veren karakter oluyor. İkilinin arasında gelişen dostluk ve Nobody’nin replikleri, mimikleri, hikâyeyi daha keyifli bir hale getiriyor.

Corky 

Jarmusch’un 1991 Yapımı Night on Earth filmi dünyanın farklı şehirlerindeki 5 farklı taksicinin hikayesini sunuyor bize. 5 farklı sekanstan oluşan bu filmin 1.’si Los Angeles’ta geçiyor ve açılışı Corky karakteriyle Winona Ryder yapıyor.

Birbirinden güzel ve eğlenceli hikayeler barındıran bu filmin ilk karakteri Corky, oldukça şahsına münhasır biri. Kadın bir taksi şoförü olan Corky, aynı zamanda işinden memnun ve de ileride araba tamircisi olmak istiyor.

Corky hayatı hakkında konuştukça onun muzipliğine hayran kalıyoruz ve neşesine özeniyoruz. Ve sekansın sonuna geldiğimizde Corky, taksisine aldığı kadının oyunculuk teklifini tamirci olmak için reddedince şaşırıyoruz. Hayat görüşüyle Corky gerçekten Jarmusch’un en ilgi çeken karakterlerinden biri.

Helmut 

Night on Earth filminin 2. sekansının taksicisi olan Helmut (Armin Mueller-Stahl), Çekoslavakya yakınlarındaki Dresden kentinden New York’a yeni gelmiştir ve şehir hakkında neredeyse hiç bilgisi yoktur. Taksisine aldığı Yoyo başta talihsizliğine üzülse de sonradan sürücü koltuğuna geçer ve Helmut’a taksi kullanmayı gösterir.

Böylece ikisi arasında başlayan arkadaşlık sayesinde Helmut’a dair yeni şeyler öğreniriz. Bozuk bir İngilizceyle konuşan Helmut, Yoyo’ya geçmişinde yaşadığı şehirde palyaçoluk yaptığını söyler.

Sekansın sonunda Yoyo’nun verdiği parayı saymadan cebine atan Helmut’a göre o bir palyaçodur ve paranın önemi yoktur. Helmut geçmişi ve dünya görüşüyle gerçekten keyifli ve ilgi çekici bir karakter.

Paterson

New Jersey’nin Paterson kentinde geçen bu durağan hikâyenin ana karakterimiz, son yılların başarılı oyuncusu Adam Driver tarafından canlandırılan bir otobüs şoförü ve aynı zamanda bir şair olan Paterson.

Hayatını belirli rutinler çerçevesinde gerçekleştiren Paterson, oldukça sessiz ve naif bir karakter. Her gün uyanıp işe gidiyor, aklına gelen şiirleri not defterine geçiriyor, akşamüzeri köpeğini dışarı çıkarıyor ve her gün gittiği bara uğruyor.

Pateson karakterinin aynı döngüyü yaşamak için her gün yataktan çıkabilmesini, şiirler yazabilmesini, sevebilmesini cesurca buluyoruz ve ona hayranlıkla karışık bir sempati besliyoruz.

Laura 

Paterson filminde (2016), Paterson karakterimizin karısı olan ve Gülşifte Ferahani tarafından başarıyla canlandırılan Laura karakteri, Jim Jarmusch’un en ilgi çeken karakterlerinden biri.

Laura, farklı şeyler denemeyi seven ve kocası için oldukça destekçi biri. Zaman zaman onu filmde çeşitli nesneleri, duvarları, perdeleri ve hatta kıyafetlerini siyah beyaz desenlere boyadığını görüyoruz.

Paterson gibi naif bir enerjiye sahip bu karakter izleyiciyi ekrana sabitleyen büyük bir etki film için. Paterson aynı döngüleri her gün yaşarken, Laura’nın, ikisinin paylaştığı mütevazı hayata, denediği yeni şeylerle renk (ya da desen) kattığını izlemek, bizi ikisinin ilişkisine özendiriyor.

Adam

Only Lovers Left Alive (2013) filminin iki önemli karakterinden biri olan Adam (Tom Hiddleston), aslında ilk insan olan Adem’dir ve bir vampir olarak tasvir edilmiştir. Müzik yapmayı çok sever ve insanları öldürmek yerine hastaneden kan alır.

Direkt köken olarak oldukça ilgi çekici olan bu karakterin, yaşadığı uzun yüzyıllardan sonra, şahit oldukları sonucunda insanlığa dair umutlarını yitirmeye başladığını izliyoruz. Hatta Adam, kendini öldürebilmek için bir kurşun bile yaptırıyor. Bu melankolik vampiri izlerken biz de dünyaya ve hayata dair umutlarımızı ve beklentilerimizi sorguluyoruz. 

Eve

Only Lovers Left Alive filminin bir diğer ana karakteri olan ve Tilda Swinton tarafından canlandırılan Eve (Havva) de bir vampirdir ve hala Adam’la birlikte olmalarına rağmen ayrı yaşarlar. Eve’in en yakın arkadaşı, artık ölmekte olan Christopher Marlowe (Shakespeare) idir.

Eve yaptıkları bir telefon konuşmasından sonra Adam’ın ne kadar mutsuz olduğunu görünce onun yanına gider. Eve’in sahip olduğu tek şey kitaplarıdır. Jim Jarmusch, vampir olan Âdem ve Havva karakterlerini gerçekten ilginç bir biçimde tasvir etmiş ve insanlığın gidişatını farklı bir şekilde ele almış. 

Don Johnston

Broken Flowers’ın başrolü Don Johnston (Bil Murray), belki de Jarmusch’un diğer bütün karakterlerinden farklı bir karakter. Çünkü bir kahraman olmak yerine, kendisine kahramanı olabileceği bir hikâye bulmaya çalışıyor aslında. Hayatını Don Juan kimliğine bürünüp kadınlarla harcamış Don Johnston, isimsiz bir mektup alıyor ve mektupta 20 yıl önceki bir ilişkisinden çocuğu olduğu yazıyor. Başta aldırışsız görünen Don, dedektiflik oynamayı seven komşusu Winston’ın yardımıyla mektubu yollama ihtimali olan kadınları 4 kişiye indiriyor. Mektup pembe bir zarfla geldiğinden elinde pembe çiçeklerle kapı kapı dolaşan Don, sonunda hayatına anlam katmak için kazandığı babalık fırsatını değerlendirmeye çalışıyor. Yine insan ilişkileri ve diyaloglarıyla ortaya güzel bir iş koyan Jarmusch’un, oldukça ilgi çeken başka bir karakteri Don.

Aslında Jarmusch’un, bir filme tek bir ilgi çekici karakter koymak yerine, birçok karakteri bir arada, dikkat çekici ve etkileyici ilişkilerle ve bundan doğan büyüyle bizlere sunduğunu görebiliriz.

Peki ya sizin favori Jim Jarmusch karakterleriniz kimler?

Kaynak

https://www.bagimsizsinema.com/dunyada-bir-gece-night-on-earth-film-elestirisi.html

https://tr.wikipedia.org/wiki/Jim_Jarmusch

https://letterboxd.com/film/paterson/

https://letterboxd.com/film/dead-man/

https://gazetekarinca.com/2018/06/yonetmen-jim-jarmusch-ile-kirik-cicekler-uzerine/

http://www.beyazperde.com/filmler/film-58211/elestiriler-beyazperde/


BENZER YAZILAR

Gerçekliğe Bir Baş Kaldırış "Truman Show"

Orijinal senaryosu ile adeta bir devrim yaratan, yaşadığımız gerçekliği bize sorgulatan Truman Show filminin detaylı eleştirisini sizler için hazırladık.

The Danish Girl-Danimarkalı Kız

2016 yılında 4 dalda Oscar'a aday olan film, tarihe geçen ilk transeksüel Einar Wegener'ın gerçek hayat hikayesini konu alıyor. Bu anlamlı filmin gerçekleri, oyuncuları ve konusu.


Paylaş