Denizci bir genç olan Martin’in hayatındaki değişimleri ve dönüşümleri konu alan Jack London'ın yarı oto-biyografik romanı Martin Eden'i inceledik.

Jack London Kimdir?

Jack London Amerikalı bir gazeteci ve aynı zamanda roman yazarıdır. 1876 yılında başlayıp, 1916 yılında sona eren yaşamı romanlarına da konu olan zorluklar barındırmıştır. Yaşadığı 1876-1916 yıllarında Amerika’da sert bir döneme tanıklık etmiştir. London bu buhran döneminde kenevir fabrikasında çalışmıştır. Sanayi Devrimi ile beraber çalışma hayatının vahşi bir hal aldığı bu dönemi ve bu durumun işçi sınıfına etkisi eserlerinde sık sık karşımıza çıkmaktadır. İçinde bulunduğu durumu şu sözlerle dile getirmiştir:

“İşçi sınıfının içinde doğdum. Heves, tutku ve idealleri erken yaşta keşfettim ve çocukluğumda bunları tatmin etmeyi kendime dert edindim. İçinde bulunduğum çevre kaba, sert ve vahşiydi. Kendime ait bir bakış açım yoktu ama gözüm yukarlardaydı. Toplumdaki yerim en alttaydı. Burada beden ve ruh için pislik ve sefaletten başka bir şey yoktu; beden de ruh da aynı şekilde aç ve azap içindeydi. (London, 2018: 20)

İşçi sınıfında yer alan ve daha 14 yaşına gelmeden beden gücüyle birçok işte çalışmak zorunda kalan London, aynı zamanda denizcilik de yapmıştır. Denizcilik yaparken Japonya’da bir tayfuna yakalanmış ve bu olayı yazıya dökerek, bir edebiyat yarışmasında birinci olmuştur. Yaşadıklarını sürekli kaleme alarak, yazı yeteneğini gün geçtikçe güçlendirmiştir. İçinde bulunduğu ağır koşulların da etkisiyle yazar olma isteği şiddetlenmiş, yazmış olduğu yazıları sürekli dergilere göndermeye başlamış ve geçimini bu yazılarla sağlamaya çalışmıştır. Belli bir süre sonra şöhrete kavuşan London, zaman geçtikçe gözlem gücünü ve yazı kalitesini artırmıştır. En çok satan ve en çok farklı dillere çevrilen romanların yazarı olarak ününe ün katmıştır. Martin Eden, Beyaz Diş, Deniz Kurdu, Vahşetin Çağrısı ve Demir Ökçe başta olmak üzere 50’den fazla kitabın yazarıdır.

Martin Eden Hakkında Genel Bilgiler

1990 yılında kaleme alınan Martin Eden romanı, genç bir işçi olan Martin’in yazar olma yolundaki mücadelesini konu alır. Bu roman bireyin yalnızlığını, ait olduğu topluma yabancılaşmasını, bunların getirdiği duygularla intihara yönelişini etkili bir şekilde işler.

London, 33 yaşından Martin Eden’i kaleme aldığında diğer kitaplarıyla uluslararası başarı kazanmıştı ve birden düş kırıklığına uğrayarak Güney Pasifik’te deniz yolculuğuna çıktı. Bu yolculukta, bazı hastalıklarla mücadele ederken yazar olarak tanınmak için verdiği mücadeleyi ve düş kırıklıklarını anlatan bu romanı yazdı. 

Martin ve Ruth

Martin’in kavgadan kurtardığı bir genç, Martin'i evine yemeğe davet eder. Martin evlerine konuk olduğu bu aileden etkilenir ve onlar gibi kibar ve kültürlü olma isteği belirir. Martin’in bu evde bulunan Ruth’a aşık olmasıyla bütün hayatı değişir, kendi çabalarıyla eğitim alır ve dönüşümü başlar. 

Martin’in Yazarlık Yolculuğu

Martin, Ruth’la evlenebilmek için saygın bir mesleğe sahip olması gerektiğini düşünür. Kendisine en uygun mesleğin yazarlık olduğuna karar verir. Dergilere yazılarını gönderirken, bir taraftan gemilerde ve çamaşırhanelerde çalışmaya devam eder. Martin’in öğrenme ve kendini geliştirme çabası, yorulmak bilmeden çalışması, yazı yazma tutkusu, emek vererek yazdığı yazıların hiçbirinin yayınlanmamasının yarattığı düş kırıklığı Jack London tarafından ustaca işlenmiştir.

Martin’in Yalnızlığı

Martin’in yalnızlığı, toplumdan soyutlanması yazılarının ünlenmesi ve bunun sonucunda büyük paralar kazanması ile başlar.

Yazar olma amacına ulaşmış ve sonunda kendisini yapayalnız ve duygusuz bir insan olarak bulmuştur. Martin’in Ruth’a ulaşmak için yazar olma yoluna girmesiyle hayatının sorumluluğunu kendi omuzlarına almış olur. Yazar olduktan sonra da amacını yitirerek Martin'in içine düştüğü anlamsızlık, yalnızlık ve boşluk hisleri okuyuculara hissettirecek şekilde Jack London tarafından ustaca kaleme alınmıştır.

İşlenen Temalar

Martin Eden, işçi sınıfından bir denizciyken tanıştığı burjuva Morse ailesi ile kendi sosyal sınıfından uzaklaşmaya başlamıştır. Kendisini geliştirdikçe burjuva sınıfının da üzerine çıkarak yalnız hissetmeye başlamıştır. Romanda sosyal sınıf işlenen ana temalardan biridir. Sosyal sınıf teması işlenirken bir taraftan da bireycilik ve sosyalizm temaları işlenmiştir. Kitapta sık sık Nietzsche ve Herbert Spencer’dan alıntılar yapılmıştır.

Martin Eden Romanında Jack London İzleri

Yarı oto-biyografik özellikteki Martin Eden romanı Jack London’ın hayatından izler barındırmaktadır. Ergenlik çağında yaptığı çete kavgaları, yazar olarak tanınmak için verdiği mücadele, Martin’in de aynı Jack London gibi denizci olması; yazarın hayatından okuyucuya pek çok şey sunar. Aynı zamanda kitaptaki Ruth Morse karakteri, London’ın ilk aşkı Mabel Applegarth’tır.

Eğitimsiz ve yoksul bir insan olan Martin’in, aşık olduğu farklı sosyal sınıftan bir kız ile hayatının nasıl değiştiği, kendini geliştirme sürecinde nasıl yalnız kalıp topluma yabancılaştığı; psikolojik tahlillerler ve sosyolojik incelemeler eşliğinde Martin’le beraber okuyucuyu kendi yolculuğuna çıkaran bir romandır. 

Kaynakça: 

Nazlı, O., Jack London’ın Eserlerinde Sınıf Çatışması, Çalışma ve Toplum, 2020(4)

Bilgili, H., Acar, N., V., Martin Eden Romanının Varoluşçu Terapinin Temel Kavramları Açısından İncelenmesi (2017) Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt: 10 Sayı: 51

https://tr.wikipedia.org/wiki/Martin_Eden


BENZER YAZILAR

Simone De Beauvoir Kimdir?

Modern feminizmin temellerini atan Simone De Beauvoir, hayatı, özgürleşme teorisi ve eserleri.

Edebiyat Festivalleri: Hay Festivali

30 yılı aşkın süredir düzenlenen, Birleşik Krallık’ın en büyük festivallerinden biri olan Hay Festivali ve tarihçesi.


Paylaş