Cumhuriyet Dönemi’nin ilk kadın roman yazarı ve feministi Halide Edip’in toplumdaki yeri ve eserlerindeki kadın karakterlerin incelenmesi.

Yazar: Kader Gün - Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi

Halide Edip Adıvar, Türk kadınının hem yurtdışındaki hemcinsleriyle hem de yurttaki erkeklerle eşit haklara sahip olması için mücadele veren isimlerin başında gelir. 1884 ve 1964 tarihleri arasında geçirdiği 80 yıllık hayatında Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına, Kurtuluş Savaşı’na ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna tanıklık etti. Geleneksel toplumdan modernliğe geçiş döneminde yaşadı ve eserlerini de bu dönemde ortaya çıkardı. Yazdıkları, söyledikleri ve hareketleriyle Türk modernizminde ve feminizminde önemli bir isim haline geldi.

Halide Edip’in Bir Kadın olarak Toplumda Yer Edinmesi

Halide Edip 1884 yılında İstanbul'da doğdu. Abdülhamit’in kendi yurttaşlarını Hristiyan okullarına gitmekten men etmesine rağmen Üsküdar Amerikan Kız Lisesi’ne gitti ve lisans derecesiyle mezun olan ilk Müslüman kız olarak tarihe adını yazdırdı. Hayatı boyunca yazar, siyasetçi, gazeteci, akademisyen, onbaşı ve öğretmen olarak farklı görevler yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın roman yazarı ve feminist akımın öncülerinden biri oldu.

Üsküdar Amerikan Kız Lisesi.

Osmanlı Devleti’nde modernleşme süreci II. Meşrutiyet dönemi sonrasında hızlandı ve bu dönemde aydınlar kadın kimliğini sorgulamaya başladı. Kadın hakları, evlilik ve kadının eğitimi gibi konular üzerinde durdular. İstanbul’da yaşayan Halide Edip de bu dönemde feminist yazarlık hayatına başladı ve dönemin kadın liderlerinden biri haline geldi. Böylece önceden sadece erkekler tarafından savunulan kadın hakları, özgürlükleri ve eşitliği artık kadınlar arasında da bir harekete ve isyana dönüştü.

Halide Edip ilk yazısını 1908’de Tevfik Fikret’in çıkardığı Tanin gazetesinde yayınladı ve makalelerinde kızlar için okullar açılması gerektiğini anlattı. Yazıları muhafazakar kesimin tepkisini topladı ve kadın-erkek eşitliğini savunan makaleleri onun ölümle tehdit edilmesine sebep oldu. 1909 yılında 31 Mart ayaklanması sırasında hayatı tehlikeye girdiğinde önce Mısır’a, oradan da İngiltere’ye gitti. İngiltere’de kadın-erkek eşitliği tartışmalarına şahit oldu ve bu tartışmaların önemli bir savunucusu olan Bertrand Russel gibi fikir adamlarıyla tanıştı. Aynı yıl yurda geri döndüğünde Türk Yurdu Dergisi’nde yazmaya başladı ve Türk kadınının ailede, iş hayatında ve sosyal hayatta yer alması gerektiğini savundu.

Halide Edip 1910 yılında feminist bir eser olan Seviyye Talip romanını yazdı ve bir kadının eşini terk ederek sevdiği adamla yaşadığı hayatını anlattı. 1913 yılında kadın hakları ve kadının statüsünü korumak için Osmanlı Müdafaa-i Hukuku Nisvan Cemiyeti’ni (Osmanlı Kadın Haklarını Savunma Derneği) kurdu. 1916’da yeni okullar ve yetim yurtları açmak için Suriye’ye gitti. Beyrut, Lübnan ve Şam’da Kız Okulları açılmasını sağladı ve bu okullarda müdürlük yaptı.

1919 yılında Kurtuluş Savaşı’nda etkin rol aldı. Çeşitli mitinglerde halkı yüreklendirecek konuşmalar yaptı. Anadolu’da Mustafa Kemal’in yanında savaşa giden ilk kadın onbaşı oldu ve halk arasında Halide Onbaşı olarak anıldı. Askeri üniforma giyen ilk ve tek kadın yazar olarak ünlendi. Hem yurt içinde hem de yurt dışında yazdıklarıyla ve yaptığı konuşmalarla Türk kadınını temsil etti.

Mustafa Kemal Atatürk ve Halide Edip Adıvar, 1923.

1926 yılından itibaren 14 yıl boyunca yurt dışında yaşadı. Burada verdiği konferanslar ve İngilizce olarak kaleme aldığı eserler sayesinde yurt dışında en çok tanınan Türk yazar haline geldi.

Kitaplarındaki Kadınlar ve Feminist Duruşu

Feminizm, toplumda kadınların farklı roller ve görevlerdeki özgür hareketliliğini savunur. Kadınların modern hayatın her alanında erkeklerle ve hemcinsleriyle eşit koşullarda aktif olabilmeleri için çalışır.

Halide Edip’in yaşadığı ve yazdığı dönem, kadın ile erkek arasında herhangi bir eşitlikten söz etmenin zor olduğu bir dönemdi. Yine de romanlarında kadın psikolojisini işledi ve ideal kadın tiplerini yaratmaya çalıştı. Osmanlı Devleti’nden Türkiye Cumhuriyeti’ne geçiş dönemi kitaplarına ve yazılarına da yansıdı. Bu dönemdeki feminist hareket çoğunlukla kadınların sosyal hayatta görünür kılınması üzerineydi. Halide Edip de kamusal alanda toplumsal refahı, eğitim ve sosyal yardım hizmetlerini öne çıkaran bir kadın hareketi olarak feminizmi benimsedi ve eserlerinde bu bakış açısını işledi.

Halide Edip, 21 roman, 4 hikâye kitabı ve 2 tiyatro eseri yazdı. Böylece Meşrutiyet Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi’nde Türk Edebiyatı’nın en çok eser veren yazarlarından biri oldu. 

Eserlerinde kadının eğitilmesine ve toplum içindeki konumuna dikkat çekti ve kadın haklarını savunmaya çalıştı. Fakat erkek egemen toplumunun bakış açısından da tam olarak sıyrılamadı. Bu yüzden bir kadın yazar olarak eserlerini hep erkek anlatıcı ağzından yazdı ve kadınları erkeklerin gözünden anlattı. Çünkü Halide Edip’in yaşadığı dönemde bir kadının sosyal yaşamda yükselebilmesinin yolu, erkek gibi olmaktan, onun bakış açılarına ve yaşam tarzına sahip olmaktan geçiyordu. Romanlarında yücelttiği kadınlar da bu özelliklere sahipti.

Halide Edip, romanlarında kadınları dört farklı şekilde işledi. Bunlar; kendi hayatını kendi kazanan kadınlar, eşlerine sadık aile kadınları, zevk için dernek ve kurum çalışmalarına katılan kadınlar ve modayı takip ederken zamanla sosyal hayatta görünmez hale gelen kadınlardır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında Halide Edip.

Halide Edip’in romanlarındaki kadın kahramanlar erkeksilik kazanmış, kadınsal özelliklerini ve yaşayışlarını kaybetmişlerdir. Anneler ise; toplumun yeniden üretimi ile görevli olan, evinde oturması, eşine sadık kalması gereken silik kadınlar olarak anlatılır. Onlar, kızlarını erkeklerle adil şartlara sahip olmayan bir hayata hazırlayarak özgür büyümelerinin önünde engel oluştururlar. Dolayısıyla Halide Edip’in romanlarında yüceltilmek istenen kadın başkarakter annesizdir. Genelde babaları tarafından büyütülmüştür. Hikayede erkeksilik kazanmış kadın başkarakterin yüceltilmesi için annenin yokluğu ya da silik bir karakterler olarak varlığı anlatılır. Baba tarafından büyütülmek karakterin kendini kanıtlayabilmesi için gerekli bir durumdur.

Romanlarda genelde bir erkek kalabalığıyla çevrili az sayıda kadın karakter bulunur. Kadınlar hikayede tek başlarına mücadele eder; toplu bir dayanışmanın parçası olamazlar. Birbirlerine destek olmaz ya da arka çıkmazlar. Hemcinsleri ile arasında iletişimsizlik sorunu vardır. İkinci derecedeki kadın karakterler her zaman silik ve klasiktir. Bunlar aşağılanarak asıl kadın yüceltilir. Bu da erkek egemen toplumun Halide Edip’in romanlarındaki yansımasıdır.

Halide Edip’in eserleri kadınların temsili bakımından üçe ayrılır: Kadın meseleleriyle kadının toplumdaki yerinin arandığı romanlar, dişiliğinden arınmış kadınların anlatıldığı romalar ve şahsiyetlerin, içinde bulundukları geniş toplumla birlikte ele alındığı romanlar.

Kadın Meseleleriyle Kadının Toplumdaki Yerinin Arandığı Romanlar

Halide Edip’in Handan, Raik’in Annesi, Seviyye Talip ve Kalp Ağrısı romanları kadınların özgürlüğünü konu edinen, onları toplumda görünür kılmaya çalışan romanlardır. Hikayelerinde aldatılan kadın, erkekle ilişkisini sürdürebilmek için bu duruma boyun eğer ve kendi özgürlüğünü ortaya koyamaz. Annelik olgusu ve aile kurumu, kadının onuru çiğnenerek yüceltilir ve bir birey olarak kadın önemsenmez. Kadının yalnızca özverisi vurgulanır.

Romanda başkarakter olan kadınlar erkek gözünden anlatılır. Ataerkil toplumun canavar ve melek kadın tasvirleri bu romanlarda canlandırılır. Sesi çıkan ve bir şeylere müdahale eden aktif kadın canavar, pasif kadın melektir. Fakat kadın her türlü çekiciliğine ve iyi huyuna rağmen bu romanlarda yerilir. İyi bir anne, eşine sadık bir kadın bilgisizlikle, eski kafalılıkla suçlanır. Modern zamanlara uyan ve gezmeye, eğlenmeye vakit ayıran kadın ahlaksız olmakla suçlanır. Halide Edip’in romanlarında güçlü kadın olarak anlattığı, bilim ve felsefeyle ilgilenen atılgan kadın ise kendi görevi olmayan işlerle uğraşan biri olarak görülür ve hikayenin sonunda bir şekilde aciz, muhtaç ve erkeğe bağımlı kadına dönüşür.

Halide Edip Adıvar ve eşi Adnan Adıvar.

Dişiliğinden Arınmış Kadınların Anlatıldığı Romalar

Yeni Turan, Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye romanları, erkekler dünyasında kadının var olabilmesi için kadınsılıktan arınması gerektiğini vurgular. Halide Edip’in bu romanlarında kadınlar dişilik özelliklerinden soyutlanmış ve erkeksilik kazanmış bir kardeş ve yoldaştır. Kadınlar bir cinsiyeti temsil etmedikleri için erkekler için herhangi bir tehlike oluşturmadan onların yanında, onlarla aynı konumlarda yer alabilirler. Toplumun bağımsızlığı ve ilerlemesi için kendilerine biçilmiş ana, bacı ve hemşire rolleriyle erkeklere yoldaşlık ederler. Kadın karakterler, ulusun kurtuluşu uğruna gerektiğinde aşklarını ve canlarını feda eden özverili kişilerdir. Bu kadınlar her şey olurlar fakat asla bir “kadın” olamazlar.

Halide Edip bu romanlarında genelde Milli Mücadele dönemini anlatır. Dolayısıyla eserlerinde vatan ve milletin bağımsızlığı ve bu mücadelede erkekle birlikte kadının da savaşması konu edilir. Kadınlar vatan ile özdeşleştirilirken erkekler millet ile özdeşleştirilir. Yani kadın kurtarılması gereken bir varlık iken; erkek kurtarıcı olandır. Halide Edip kadınlara verdiği rollerle erkek egemen söylemi yeniden üretir. Kadınlar “kadınsı” özellikleri ile savaşa katılmazlar. Kadınların aşkları, vatan aşkının yanında erir ve yok olur. Erkek güç ve akıl ile tasvir edilirken kadın zayıflık ve duygusallıkla özdeşleştirilir. Erkek gibi olmanın ötekisi, karşıt anlamlısı ve aşağılayıcısı kadınlıktır. Romanlarda kadın sadece erkeklik duygularını ve davranışlarını benimserse saygı görebilir. Bir kadın ya da kadınsı bir erkek bu saygıyı asla göremez.

Kızılay’ın Millî Mücadele sırasında cephe gerisinde görev yapan elemanları ve Halide Edip Adıvar (oturan).

Şahsiyetlerin, İçinde Bulundukları Geniş Toplumla Birlikte Ele Alındığı Romanlar

Halide Edip’in Akile Hanım Sokağı, Tatarcık, Sonsuz Panayır gibi eserlerinde her sınıftan farklı kişilerin temsil edildiği çok sayıda karakter bulunur. Yazar bu romanlarında genelde Cumhuriyet Dönemi kadınlarını tasvir eder. Kadınların bir kısmı yine cinsel kimliklerinden arınmıştır ve erkeğin yanında yoldaş olarak yer alır. Bazı kadınlar da bu dönemde ortaya çıkan yozlaşmış zengin sınıfı temsil eder.

Romanlarda başkahramanlar farklı, güzellik anlayışının dışında bir çekiciliği olan ve etrafındaki erkekleri büyüleyen, başarılı, güçlü ve “erkek gibi” kadınlardır. Bu kadınlar enerjik ve hırslı olurlar, sürekli başarı peşinde koşarlar. Erkeklerin önüne geçmeye çalışır; erkeklere özgü işleri ve sporları yaparlar. Genelde aşık olmayı ve evlenmeyi reddederler. Kabul ettiklerinde ise baskın taraf olmaya çalışırlar. Kadın başkarakterler erkek gibi giyinir ve bu kişiler romanda yakışıklı, kaslı ve kısa saçlı olarak anlatılır. Artık kadın tamamen erkek gibi davranır ve öyle görünür.

Halide Edip’in Akile Hanım Sokağı, Tatarcık, Sonsuz Panayır romanlarında yerilen kadınlar makyaj yapan, süslü elbiseler giyen yapay güzelliğe sahip kişilerdir. Bunlar sinsi hesaplarla erkeklerin peşinde koşan, onlarla flört eden, tek isteği rahat yaşamasını sağlayacak bir erkeği ağına düşürmek olan kadınlardır. Oysa erkek gibi olan kadınlar oldukça doğal bir güzelliğe sahiptir. Fakat bu kadınlar romanlarda erkekler için tehdittir. Onların işlerini, mesleklerini ellerinden alırlar ve otoritelerini yok sayıp onlara başkaldırırlar. Böylece bir düşmana ve bir canavara dönüşürler.

Sultanahmet Mitingi sırasında konuşma yapan Halide Edip Adıvar.

Halide Edip Adıvar, romanlarında kadınların bireysel dertlerinden ziyade genellikle toplum içerisindeki kadınların ilişkilerini inceler. Anne kadın, romanlarda ulusun annesi olarak dönüşüm geçirir. Kadın ise erkek algısındaki dişiliğinden kurtularak erkeğin yoldaşı olur. Böylece Halide Edip, yaşadığı ve yazdığı dönemde bir kadının kamusal alanda nasıl var olabileceğini, nasıl görünür kılınacağını, vatanı ve milleti için nasıl mücadele verebileceğini anlatır. Kadının birey olarak topluma katılabilmesi için eserlerinde vatan ve millet davasını öne çıkarır ve erkek kardeşlerine yoldaş ve bacı olan cinsiyetsiz kadın profilini oluşturur.

Günümüzdeki feminizm anlayışı ile o dönemki anlayış arasında farklılıklar olsa da, toplumdaki kadın konusu üzerine yazan Halide Edip, ilk feminizm hareketlerinin önünü açmıştır. Böylece kadınların sesi olarak bir akımın öncüsü ve sözcüsü haline gelmiştir.

Kaynaklar:

Aytemiz, B. U. (2001). Halide Edib-Adıvar ve feminist yazın (Doctoral dissertation, Bilkent University).

Durakbaşa, A. (2000). Halide Edib: Türk modernleşmesi ve feminizm (Vol. 100). İletişim Yayınları.

Avcı, M. Osmanlı Devleti’nde Kadın Hakları Ve Kadın Haklarının Gelişimi İçin Mücadele Eden Öncü Kadınlar. Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, (55).

Özkök, S. (2011). Halide Edib’in İlk Dönem Romanlarında Meşrutiyet Kadını. Prof. Dr. Mine Mengi Adına Türkoloji Sempozyumu. Adana, 373-389.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Halide_Edib_Ad%C4%B1var


İLGİLİ

Feminist ve Aktivist Yazar Margaret Atwood ve 3 Büyük Eseri

Damızlık Kızın Öyküsü kitabı ve dizisinin yazarı Margaret Atwood’un hayatı

Bibliyoterapi Nedir?

Kitaplarla yapılan bir tedavi yöntemi olarak bibliyoterapi, tarihçesi, insanlara kazandırdıkları ve önerilen kitaplar.


Paylaş