Çizdiği resimlerle alışılmışın dışında bir güzellik algısı yaratan ekspresyonist Ressam ve Heykeltıraş Fernando Botero

Yazar: Merve Erşahin- Koç Üniversitesi

Kendine özgün tarzı “Boterismo” olarak bilinen sanatçı, insanları, cisimleri derinlik ve hacim katarak çizmekte ve hatta ünlü sanat eserlerini de kendi tarzıyla resmederek toplumun dayattığı güzellik algısının dışında eserler yaratmaktadır. İnsanları, cisimleri derinlik ve hacim katarak çizmekte ve hatta ünlü sanat eserlerini de kendi tarzıyla resmederek toplumun dayattığı güzellik algısının dışında eserler yaratmaktadır. “Güzellik” algısını insanlara sorgulatan, bu algıya yeni bir bakış açısı getiren Botero, insanı neşelendiren ve düşündüren eserleriyle yaşayan en ünlü sanatçılar arasında yer almaktadır.

Fernando Botero - Dancing in Columbia, 1980, via metmuseum com

Botero ve Özgün Tarzı 

Fernando Botero, toplumun çizdiği güzellik algısından öte, “güzelliği” sıradanlıkta aramayan bir sanatçıdır. Eserlerinde kendi kültürünü ve hayatını da yansıtan Botero, günümüz güzellik anlayışını kendi sanat tarzıyla sorgulamakta, yeniden yorumlamaktadır. Abartılı formlar ve çarpıcı, canlı renkler ile yarattığı eserlerle dünyanın en ünlü yaşayan sanatçılarından biri olmayı başarmıştır. Botero’nun eserleri gibi sanatçı olmaya karar verme hikayesi de alışılmışın dışındadır. 


Fernando Botero Familia Colombiana painting | framed paintings for ...

Botero’nun İlk Yılları 

1932 yılında Latin Amerika’da Kolombiya’nın Medellin kentinde dünyaya gelen Botero daha küçük bir çocukken babasını kaybetmiştir. Büyük Buhran’ın etkin olduğu o yıllarda, annesi tek başına 3 çocuğuna bakmak zorunda kalmıştır. Çocukluğu fakirlik ve özgürlük arasında geçen Botero, 12 yaşında dayısının ısrarlarıyla boğa güreşi okuluna kaydolmuştur. 

Gerçek bir boğayla karşılaşana kadar matador olma hayaliyle büyüse de, boğayla göz göze geldiği an bu işin ona göre olmadığını anlamıştır. Boğa güreşini de adrenalin, boğanın ritmi ve matadorun hareketleriyle bir şiire benzeten Botero, yaşadığı farkındalıkla sanatın bir başka alanına yönlenmiştir. Çocukluğunda resimle, heykelle tanışma şansını yakalayamamış  ve hatta gerçek bir sanat eserini 20’li yaşlarda görme fırsatını yakalamış olsa da kendini resimle çok güzel ifade etmeyi başarmıştır. Boğa ve matador figürleri çizmesiyle başlayan sanat yolculuğu, eserlerine kendinden bir parça katması ve alışılmışın dışında özgün imzasıyla  bugünkü ününe kavuşmasını sağlamıştır. 

Fernando Botero: A voluptuous imagination | Philstar.com

Sanatının İlk Yılları

Her hayat hikayesinin kendine göre zorlukları vardır.  Fernando Botero da çocukluğundan beri ekonomik zorluklar yaşamaktadır. Sadece 16 yaşındayken yaşadığı Medellin kentinin en ünlü gazetelerinden biri olan “El Colomiona”’da illüstrasyonları yayınlanıyor. Oradan kazandığı parayla Madrid’e taşınıp sanat okumaya başlıyor. Sanat eğitimini İspanya’da San Fernando Güzel Sanatlar Kraliyet Akademisi’nde tamamlıyor. Her ne kadar eserleri çeşitli sergilerde sergilenen ödüllü bir ressamın para kazanamaması kulağa çılgınca gelse de başlarda İspanya’daki turistlerin istediği şekilde kopya resimler yaparak kazanıyor ve zamanla  sanatıyla kendi hayatını geçindirmeyi başarıyor. 1969 yılında Almanya’da 5 müzede birden eserlerinin sergilenmesiyle sanat yolculuğunun önü açılıyor. 

Vietnam Napalm 1972

Abartmayı sevdiğini her fırsatta dile getiren Botero, resimlerini de kendisine göre abartarak çiziyor. İnsan figürleri dışında doğa ve manzara resimlerini de büyüterek, derinlik katarak hacimli resmediyor. 16 yaşından bu yana aynı tarzda çizmesi kendine özgü tarzının oluşmasında yardımcı oluyor.  Eserlerinde 1974 yılında 4 yaşındayken kendi kullandığı arabayla trafik kazasında kaybettiği oğlu Pedro’nun imgesine ve boğa güreşi, matador, sirk, Latin Amerika yaşamı, ölü doğa temalarına da sıkça yer veriyor. Botero’ya göre abartılmış resimler insanları neşelendiriyor ve deforme ettiği abartılı eserleriyle hem düşündürmeyi hem de insana neşe vermeyi başarıyor.

Vietnam Napalm 1972

Botero ve Yeniden Yorumladığı Eserler

Fernando Botero’nun eserleri arasında kendi özgün tarzıyla ünlü sanat eserlerini yorumladığı resimler de bulunuyor. Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sı ve Jan Van Eyck’ın Arnolfini’nin Evlenmesi bu eserlerden sadece birkaçı.


Fernando Botero - Mona Lisa, 1978, 183 x 166 cm
 

Eserlerinde kendini, eşini, hayatını, kültürünü ve kendisini etkileyen imgeleri resmeden Botero, derinlik katmayı başardığı abartılı resimleriyle 21. yüzyılın en özgün sanatçılarından biri olmayı başarıyor. Alışılmışın dışında, sıradanlıktan uzak özgün resimleriyle gönülleri fethediyor. Koleksiyon yaptığı eserleri bağışlayan ve Latin Amerika’da dünyanın en önemli müzelerinden bir tanesi olan Botero Müzesi’ni kuran Botero, günümüzde hala eserler vermeye devam ediyor. 

Fernando Botero

 

Kaynaklar:

http://www.all-art.org/art_20th_century/botero1.html

https://artsandculture.google.com/story/10-things-you-should-know-about-fernando-botero/EQICKPamcRm3IA

https://www.britannica.com/biography/Fernando-Botero

https://www.hurriyet.com.tr/matador-olamadi-ama-dunyanin-en-unlu-ressami-oldu-14658278

https://tr.euronews.com/2015/07/24/fernando-botero-nun-unlu-eserlerinin-sirri-derinlik


BENZER YAZILAR

"I ♥ NY" Logosunun Yaratıcısı: Milton Glaser

Tarihin en popüler logosunun arkasındaki isim olan Milton Glaser ve grafik tasarımları.

İzlenimcilik: Monet'nin Paleti

Claude Monet ve "İzlenimcilik" akımı hakkında


Paylaş