Kalıplara sığmayan özgün tarzıyla sokakların aykırı sanatçısı Jean-Michel Basquiat.

“Çalışırken sanatı değil, hayatı düşünüyorum”

Bir ayağı sokakta, diğeri sanat dünyasında olan Jean-Michel Basquiat, yeni dışavurumcu akımın en önemli isimlerinden biriydi. Andy Warhol ile kurduğu arkadaşlık ve Madonna ile olan ilişkisiyle 80’li yıllara damgasını vurdu. Politik duruşu ve benzersiz tarzıyla New York metrosundan şık galerilere yaptığı 27 yıllık yolculuğunda birçok unutulmaz esere imza attı.

Basquiat’ın Erken Dönemi

1960 yılında Porto Rikolu bir anne ve Haitili bir babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Basquiat’ın sanata olan yeteneği küçük yaşlarda kendini gösterdi. Annesi, sanata olan ilgisini teşvik ederek onu New York'un büyük sanat müzelerine götürüyordu. Basquiat sanatı okulda değil bu müze gezilerinde öğrendi. Ebeveynleri boşandığında New York’tan taşındı ve 1974’ten 1976’ya kadar Porto Riko’da yaşadı. Bu süreçte psikolojik rahatsızlıklar geçiren annesinin hastaneye yatırılması genç Basquiat’ı derinden etkilemişti.

Sokakta Basquiat : SAMO ve Grafiti

1976'da New York'a dönerek okula kaydoldu, burada ilerde yakın arkadaş olacağı Al Diaz ile tanıştı. Kısa süre sonra uyum sağlayamadığı okulu bırakıp evden ayrıldı. Bu dönemde SAMO takma ismini kullanarak Al Diaz ile birlikte New York sokaklarında grafiti yapmaya başladı. Yarattığı personasıyla çevresinde olup bitenlere eleştiri getiriyordu. Grafitileri iki özgün özelliğe sahipti: Şiirsellik ve benzeri görülmemiş semboller.

Grafitinin kentlerde kendini göstermesi savaşlar ve devrimler yoluyla gerçekleşti. Tarihin birçok döneminde geri planda kalmış olan grafiti 1960’lı yılların sonunda Amerika’da yükselişe geçti ve sesini duyurmak isteyenler için etkili bir ifade aracı oldu.   

Basquiat 70'lerin sonlarına doğru Doğu Yakası’nın özgün bir figürü haline geldi. Tek başına ya da  kolektif olarak çalışan sanatçı bu dönemde bir rock grubu kurdu ve bağımsız film çalışmalarına katıldı. Dönemin sanat camiasında siyahi sanatçılara yer verilmemesi Basquiat’ın kimlik arayışını ve dışavurumcu sanatını besleyen faktörlerdendi.

Kariyerinin Yükselişi

“İnan ya da inanma, gerçekten çizebiliyorum.”

Sanatçının kariyeri 1980’den sonra yükselişe geçti, artık ressam olarak tanınmaya başlamıştı. Dışavurumcu resmin yeniden canlandığı yıllarda sanat sahnesinde parlamaya başladı ve ilk resmi sergisi olan The Times Square Show’da kendini gösterdi. Bu dönemde arka arkaya ünlü isimlerin dikkatini çekerek adını duyurmayı başarmıştı. Sanat dünyasında tanınmasında ve takdir toplamasında sanat eleştirmeni Rene Richard’la tanışması oldukça etkili oldu. Richard, Artforum dergisinde yayınlanan yazısında sanatçıdan övgüyle bahsetmişti. Basquiat bu süreçte eserleriyle  önemli sergilere katılıyor, galericilerden büyük komisyonlar alıyordu. Kariyerinin  asıl dönüm noktası ise koleksiyoncu Bruno Bischofberger ile tanıştığı 1982 yılıydı. Bischofberger, Basquiat’ı popüler sanatın dahisi Andy Warhol ile tanıştırarak ona yeni fırsatların kapısını açtı.

Altın Yıllar: Basquiat ve Warhol

Basquiat’ın Warhol ile tanışması aslında şöhret kazanmasından önce olmuştu. Sokaklarda kendi yaptığı kartpostalları sattığı dönemde Warhol ile karşılaşan genç Basquiat, çalışmalarıyla Warhol’un dikkatini çekti. İkilinin asıl tanışması ise 1982’de Warhol’un atölyesi Fabrika’da gerçekleşti. Bruno Bischofberger’in aracılığıyla fotoğraf çekimi için Fabrika’ya giden Basquiat Warhol’u bir kez daha etkilemeyi başarmıştı. Basquiat’ın yeteneği ve özgün tarzı Warhol’u hem hayran bıraktı hem de kıskandırdı.

Warhol kısa sürede Basquiat’ın akıl hocası, yakın arkadaşı ve aynı zamanda rakibi haline geldi. İkili birbirlerine ilham veriyor, Warhol’un günlüğünde sık sık Basquiat’ın adı geçiyordu. Ortak çalışmaları Warhol’un ünlü pop art tekniği ile Basquiat’ın aykırı ve öngörülemez yaklaşımını bir araya getirmişti. En bilinen ortak çalışmalarından biri, sanat dünyasındaki baskıya iğneleyici bir eleştiri getirdikleri  “Ten Punching Bags (Last Supper)” oldu. Basquiat’ın ününe ün kattığı sırada medyada Warhol’un Basquiat’ı kullandığı söylentileri yayılmaya başladı. Bu durum ikilinin arasında gerilime neden oldu ve ilişkileri bir daha eskisi olmadı.  

Basquiat ve Madonna

Madonna ve Basquiat’ın tanışması ikisinin de şöhreti yeni tatmaya başladıkları yıllarda gerçekleşti. Basquiat’ın Manhattan sokaklarından şık galerilere adım attığı sırada Madonna da müzik endüstrisinde adını duyurmaya çalışıyordu. Basquiat sık sık Madonna ile sergilere giderek onu sanatçılarla tanıştırmıştı. Basquiat'ın aynı zamanda uyuşturucu sorunu vardı ve bu durum ilişkilerinin sonunu getirdi.  Madonna ilişkileri hakkında “İnanılmaz bir adamdı ve çok yetenekliydi, ona hayranlık duyuyordum. Ancak eroin her zaman hayatındaydı.” demişti. Ayrıldıklarında Basquiat Madonna için yaptığı resimleri geri alarak tamamen siyaha boyamıştı.

Jean-Michel Basquiat'ın Çöküş Yılları

“Ben bir yıldız olmak istiyordum, galeri maskotu değil.”

Sanat camiasında hızlı bir şekilde yükselen Basquiat 80’li yılların sonunda şöhretin yükü altında ezilmeye başladı. Kapitalizmin getirdiği rekabet ortamına yum sağlayamaması, özel hayatında yaşadığı sorunlar ve Warhol’un ölümü sanatçının içine kapanmasına neden oldu.

Jean-Michel Basquiat Neden Öldü?

Uyuşturucuyu hayatından çıkaramayan Basquiat bağımlılığıyla verdiği savaşa yenik düşerek 27 yaşında aşırı doz sebebiyle hayatını kaybetti.

Jean-Michel Basquiat Eserleri ve Stili

Basquiat’ın eserlerinde ön plana çıkan temalar ırkçılık, kent yaşamı, sokağın gerçekleri ve ölümdü. Onu özgün kılan şey vahşi, kaotik ama aynı zamanda çocuksu olan tarzıydı.

Sanatçı siyahi topluma yapılan ayrımcılığı politik duruşuyla ve kendine has tarzıyla eleştiriyordu. Irkçılığa olan nefretini başarılı bir sembolizm ve dışavurumculukla eserlerine aktarmıştı. Siyahi kültürün motifleri ve önemli figürleri sanatçı için her zaman ilham kaynağı oldu. 1986 yılında verdiği bir röportajda siyahi kültürünün sanat dünyasında yeterince temsil edilmediğinden bahsetmişti. Siyahi kimliğinin ön plana çıktığı eserlerinden biri Köle Müzayedesi’ydi.

1986-1988 yılları sanatçının en karanlık dönemiydi. Eserlerinde ölüm saplantısı kendini gösteriyordu. Basquiat daha önceki çalışmalarında hiç denemediği teknikler kullanıyor, iskelet figürlerine sıkça yer veriyordu. Warhol’un ölümü, uyuşturucunun etkisi ve içinde bulunduğu bunalım bu şekilde çalışmalarına yansımıştı. 

Basquiat’ın çok yönlü sanatı birçok sanatçıya ilham verdi. Dünyaya bakışı ve eleştirileri eserlerinde hayat buldu. Sanatı, mücadelesinin en güçlü aracıydı. Hızla yükseldiği sekiz yıllık kariyerinde aykırı ve kalıplara sığmayan duruşunu hiç bozmadı, dışlananların ve azınlıkların sesi oldu.

Kaynaklar : 

https://www.beauxarts.com/grand-format/jean-michel-basquiat-en-2-minutes/

https://www.kazoart.com/blog/basquiat-en-10-oeuvres/

https://www.guide-artistique.com/artistes/jean-michel-basquiat/


İLGİLİ

Alpler'in İkonik Köpeği St. Bernard

İsviçre ile özdeşleşmiş ve bugüne kadar birçok hayat kurtaran St. Bernard cinsinin hikayesi

Bomontiada: Bomonti Bira Fabrikaları’nın Dönüşüm Hikayesi

Türkiye’nin ilk bira fabrikası olan, İsviçreli Bomonti kardeşlerin kurduğu Bomonti Bira Fabrikaları’nın dönüşümü ne zaman, nasıl oldu?


Paylaş