19. yüzyılda Amerika’nın önde gelen özgün lirik şairlerinden Emily Dickinson’ın hayatı, şiirleri ve ölümü.

Emily Elizabeth Dickinson’ın Çocukluk ve Gençlik Yılları

Emily, Edward ve Emily Norcross Dickinson’nın ikinci çocukları olarak 10 Aralık 1830 tarihinde Massachusetts eyaletindeki Amherst kentinde dünyaya geldi. Babası, şehrin ünlü avukatlarından ve siyasetçilerinden biriydi. Onun doğumundan birkaç ay önce Dickinson ailesi, oğulları Austin ve Edward’ın erkek kardeşleri ile birlikte Massachusetts’te taşınmıştı. Burada kaldıkları ev ise Main Caddesi’ndeki Homestead Malikanesi’ydi.

Emily 3 yaşındayken kız kardeşi Lavinia doğdu. 1839 yılında, Homestead’ten taşınarak Pleasant Sokağı’nda bir ev satın aldılar. Emily, Amherst'teki tek odalı ilkokula gitti ve ardından dönemin önde gelen eğitim kurumlarından Amherst Akademisi'ne geçti. Okuldan arta kalan zamanını kitap okumak, yemek pişirmek, bahçe işleri ile ilgilenmek, mektup yazmak ve piyano çalmak gibi şeylerle geçiriyordu. Bunların yanında 19. yüzyılın başlarında yaşayan insanlar için olağanüstü bir olay olarak görülen resim eğitimleri de alıyordu.

Arkadaş çevresini genelde kadınlar oluştursa da genç yaşta yazdığı şiirlerinden bazılarını paylaştığı birkaç erkek arkadaşı da vardı. Şiirlerini ilk kez yazmaya başladığında 11 yaşındaydı ve bu konuda hiç eğitim almamıştı. 

“Ölüm için duramadığımdan

O benim için durdu kibarca

Faytonda ikimiz vardık

Ve ölümsüzlük yalnızca.” Aşk Yaşamdan Önce Gelir, Dickinson

Gençlik yıllarında yakın arkadaşlarının ve akrabalarının ölümü, onun kafasında ölüm ve ölümsüzlük hakkında sorular oluşmasına neden oldu. Şiirleri için güçlü imgeler sağlayan cenaze törenlerini ise Pleasant Sokağı’ndaki evinden rahatlıkla izleyebiliyordu. Ailesinin dini bağları güçlü olsa da Emily dinle pek ilişkili biri değildi. Fakat yine de İncil’i inceleyerek şiirlerinde dinsel konulara da yer verdi.

Yirmili yaşlarının başına geldiğinde yazmak, Emily için daha önemli bir hal aldı. Yirmi beşine yaklaşana kadar çoğunlukla mektup türünde yazdı. Ağabeyi Austin ile birlikte bu dönemde isimsiz olarak yazılar yayınladılar. 1850 yılında Amherst College öğrenci yayınında bir mektubu, 1852 yılında Springfield Daily Republican gazetesinde ise bir şiiri yayınlandı.

İlk mektupları kendi betimlemelerini yaptığı, canlı bir ruha sahip genç ve çekici bir kadını anlattığı yazılardan oluşuyordu. Emily, bu yıllarda ağabeyine yazdığı mektuplarda kendisi ve diğer insanlar arasında bir fark olduğunu hissettiğinden ve bu farkı bulmak istediğinden bahsetti. Emily büyüdükçe ve şiirsel duyarlılıkları olgunlaştıkça bu fark daha da belirgin hale geldi. 

Emily Elizabeth Dickinson’ın Esinlendiği İsimler ve Yazma Yılları

Emily’ye esin kaynağı olan ve ona öğretmenlik yapanlardan biri babasının avukatlık bürosunda çalışan Benjamin Newton’dı. Şair, ondan “Bana ölümsüzlüğü öğreten bir dost” olarak bahsediyordu. Newton, Emily’nin edebi hassasiyetinin ve kültürel yönünün gelişmesinde yardımcı oldu. Bir diğer öğretmeni ise Charles Wadsworth’tü. O da Emily’nin aydın kimliğine ve dış dünya ilişkilerine katkıda bulundu.

1855 yılının sonlarında Emily, ailesi ile birlikte Homestead’a tekrar taşındı. Ağabeyi Austin’in evlenmesi ve çocuk sahibi olması onu hayatına neşe getirse de, ağabeyinin eşi ve kendisinin yakın arkadaşı Susan’ı gördükçe yaşam tarzının onlarla ne kadar zıt olduğunu anlıyordu. Çünkü kendisi ev işlerini hiç sevmiyor ve aile ilişkilerini idare etmekten nefret ediyordu. 

Yeniden taşındıklarında Homestead’taki eve yeni birkaç bölüm eklenmişti. Bunların arasında Emily’nin çeşitli bitkiler yetiştirebileceği kış bahçesi ve kendi yatak odası vardı. Bu da yazması için gerekli alanı sağlıyordu. 

Burada geçirdiği zamanla birlikte 35 yaşına geldiğinde 1100’den fazla şiir yazmıştı. Bunlar acıyı, kederi, sevgiyi, neşeyi, doğayı ve sanatı inceleyen zekice bestelenmiş sözlerden oluşuyordu. Yazdıkları konusunda oldukça cimri olan Emily, şiirlerinin yaklaşık 800’ünü el yapımı defterlerde sakladı ve kimseyle paylaşmadı. Geri kalan kısmı ise genelde ailesi ve edebi zevkine güvendiği birkaç arkadaşıyla paylaşıyordu. O zamana kadar şiirleri çeşitli gazetelerde yayınlansa da isimsiz ve izinsiz olarak basılıyordu.  

1864 yılından sonra bir göz rahatsızlığı ortaya çıktı ve bunun için Cambridge’te tedavi gördü. Zaten hayatı boyunca çok seyrek olarak Amherst’ten ayrılan şair, bu tarihten sonra ailesinin yanında sakin bir hayat sürmeye başladı. Böylece o dönemde süren Amerikan iç savaşlarından etkilenmedi ve bu konuda çok az şey yazdı.

Dış dünyayla sınırlı bir ilişkisi ve deneyimi olsa da yaratıcılığı ve imge gücü yüksek bir yazardı. Hiç evlenmedi ve kendisine gelen evlilik tekliflerini her defasında reddetti. Şiir yazmaya devam etmesine rağmen  bunların kitaplaştırılmasını ve görülmesini  istemedi. Yine de yazdığı şiirlerden bazılarını dönemin ünlü eleştirmen ve yazarlarından biri olan Thomas Higginson’a yolladı. Fakat Higginson’un ona, şiirlerini geleneksel şiir anlayışına yönelik olarak, serbest biçim kullanmadan yazmasını söylemesiyle şair daha da içine kapandı. Böylece hayatı boyunca yalnızca yedi şiiri yayınlanabildi. 

Emily’nin hastalıklı süren hayatı 15 Mayıs 1886’da geçirdiği felç nedeniyle sona erdi. Şiirlerininin 1800 tanesi, ölümünden sonra, kendi hazırladığı el yapımı kitaplarında(fasiküllerinde) bulundu. 1890 yılına kadar birçok şiiri yayınlandı ve Amerika’nın en çok sevilen şairlerden biri oldu. 1955 yılında tüm eserleri bir cilt halinde yayınlandı. Ünü ise yaşadığı zamanı aşarak bugünlere kadar geldi. 

Emily Elizabeth Dickinson’ın Şiir Anlayışı

Emily’nin şiirleri, ilahileri ve halk şarkılarını andırıyordu. Çalışmaları ayet biçiminde, genelde üç veya dört vurgulu dizelerden oluşuyordu. 

“Yüreğim! Unutacağız onu!

Sen ve ben, bu gece!

Sen verdiği sıcaklığı unut 

Işığı unutacağım ben de!” Aşk Yaşamdan Önce Gelir, Dickinson

Şiirlerinde genelde yoğun duygu akımlarına yer veriyordu. Şiirlerinin çoğunu kısa ve bir imgeye dayalı olarak yazıyordu. Buna rağmen eserlerinde en önemli noktaları en etkili şekilde ortaya çıkarıyordu. Çalkantılı geçen aşk hayatı ve asla yapamadığı evliliklerin neticesinde şiirlerinde kavuşamadığı sevgilisini ve yaşayamadığı aşkı anlattı. Bunun yanında botaniğe olan ilgisiyle birlikte doğa hakkında eserler de verdi. Başarısızlığı bir arkadaş olarak gördü ve şiirlerinde hiç ulaşamadığı başarıdan da söz etti.

Emily Elizabeth Dickinson, yaşadığı ve yaşamadığı tüm bu duyguları öyle etkileyici bir dille ortaya koydu ki, günümüzde bile Amerika’da tüm zamanların en iyi şairi olarak anılıyor.

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Emily_Dickinson

https://www.poetryfoundation.org/poets/emily-dickinson 

https://www.britannica.com/biography/Emily-Dickinson 

https://www.emilydickinsonmuseum.org/emily-dickinson/biography/ 


BENZER YAZILAR

Edebiyata İlham Veren Efsaneler

Ünlü yazar ve şairlere ilham vererek edebi eserlere konu olan dört efsane.

Pygmalion ve Galatea: Mitolojiden Sahneye Epik Bir Nostalji

Zamana meydan okumuş, farklı senaryolarda kendine yüzyıllardır yer edinmiş, Antik Yunan'dan Londra'ya uzanan ilk yolculuğu ile romantik bir trajedi.


Paylaş