Kadın haklarının bugünkü hali tersine döndüğünde ortaya çıkan sonuçların incelendiği ve ABD’de kadın haklarına karşı yapılan gösterilerde kullanılan “Damızlık Kız” kostümüyle tanınan eser.

Margaret Atwood Kimdir?

Yakın tarihteki en saygı duyulan kurmaca yazarları arasında gösterilen Kanadalı yazar, şair, eleştirmen, denemeci ve feminist. Ailesinin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Annesi diyetisyen ve beslenme uzmanı, babası entomologdur. 11 yaşına kadar tam zamanlı okula gitmemiş olan Atwood, okumaktan vazgeçemeyen bir edebiyat okuyucusu olmuştur. Yazma serüvenine altı yaşında başlayan Atwood, 16 yaşına geldiğinde profesyonel şekilde yazmak istediğinin farkına varmıştır. Roman ve şiir alanında yazarak birçok ödül almıştır.

Damızlık Kızın Öyküsü

Kanadalı yazar Atwood’un 1985 yılında yayımlanan romanı. İçeriğinde doğurgan ve sağlıklı kadınların, hizmet etmek amacıyla çocuk sahibi olamayan üst düzey aileler için görevlendirildikleri, kast sistemine sahip olan Gilead Cumhuriyeti’nde yer alarak sürekli üretim haline getirildikleri izole olmuş yaşam düzenini anlatan distopik bir kurgudur. Okur, hikayeyi damızlık bir kız olan Offred’in dilinden dinler. Kitapta yer alan geri dönüşlerle Gilead öncesi “normal” yaşamın bir darbeyle nasıl değiştiği, bu darbeyle birlikte kadınların özgürlükleri ve bedenleri kontrol altına alınarak gündelik hayatın nasıl kâbusa çevrildiği anlatılır.

Damızlık Kızın Öyküsü Konusu ve Hikayesi

Kitapta anlatıcı olan June, Offred adıyla anılır ve darbeyle birlikte işini kaybetmiştir. Darbeyle birlikte kadınların çalışması yasaklanır. Kendini ve ailesini tehlikeye atmak istemeyen Offred, günlerini ev işleriyle ilgilenerek geçirmeye çalışır. Bu olağanüstü halin bitmesini beklerken, yeni rejim onu eşinden ve çocuğundan uzaklaştırır. Egemen zorlamasıyla kendisi, damızlık kız olarak görevlendirilir. Görev tanımlarının keskin sınırlarla belirlendiği sistemde damızlık kızlar için kırmızı renkli rahibe giysilerine benzeyen tek tip elbise belirlenmiş ve bunları giymek zorunda bırakılmışlardır. Başlarına ise, etrafında olup bitenleri görmelerini engelleyen ve başkalarının da onları gözlemlemesine olanak vermeyen beyaz kanatlı başlıklar seçilmiştir.

Gündelik hayatları çizelgelere tabi tutulan kızların, belirlenen saatlerde muhafızlar eşliğinde mutfağın ihtiyaçlarını karşılamak üzere sınırlı alanda dışarı çıkmalarına izin verilmektedir. Damızlık kızların, hizmet ettikleri kişilerin ailesiyle birlikte yaşadıkları evler “görev yeri” olarak tanımlanmış, kızların kendi aralarında sadece onaylanmış, sınırlı ve mekanik cümlelerle konuşabilmelerine izin verilmiştir. Sistem vatandaşların üstünde her saniye denetlendikleri hissini vermek için gözetim sistemlerini Tanrı’nın gözleri metaforuyla özdeşleştirmiştir. Göz, gözetlenme ve gözetme arasındaki bağlar endişe verici ve belirsiz şekilde sürekli hatırlatılır.

Özellikle kitap okumaları ve yazmaları yasaklanmış. Damızlık olarak hizmet vermeyi reddeden çeşitli mesleklere sahip olan kadınlar, hala var olmasına izin verilen genelevlerde çalışmakla cezalandırılırlar. Getirilen sistemin ikiyüzlülüğünü yansıtan dikkat çekici unsur ise, bu var olan mekanların müdavimleri arasında sistemin en yetkili kişileri olarak görülen komutanların da yer almasıdır.

Margared Atwood’dan Kitabı Hakkında Konuşma

Kitabı yazmasının nedenini  “Amerika totaliter bir rejim olsaydı, nasıl olurdu?” sorusuna yanıt olması içindir şeklinde açıklayan Atwood, 1985’te herkesin bunların burada yaşanamayacağını öne sürmesinden sıkılmış olmasından dolayı onlara, ellerine gücü geçirdiklerinde her zaman her şey olabilir demiştir.  

Kitabı için sıklıkla sorulan üç soru ise;

-Damızlık kızın öyküsü bir feminist roman mı?

-Kitap din karşıtı mı?

-Hikaye kehanet midir?

Bunlara cevap olarak kitabının feminist bir kitap olmasını bakış açısıyla değerlendirmiştir. Din karşıtlığı içinse günümüz gerçek dünyasında bazı din gruplarında kadınların da dahil olduğu tehlike altındaki grupları korumak için öncülük ettikleri hareketler vardır diyerek din karşıtlığının olmadığı cevabını vermiştir. Kehanet sorusuna ise gelecek hakkında tahminde bulunmanın mümkün olmadığını söylemiştir.

Halkın “Damızlık Kız” Kostümleriyle Sokağa Dökülmesi

Kitap için ilginin arttığı dönemler ABD’de Donald Trump’ın başkan seçilmesinden sonradır. Trump, 2016 yılında kürtaj olan kadınların cezalandırılması gerektiğini söylemiş. ABD’nin yeni başkanı ise Aile Planlaması için ayrılan bütçeyi kesen yasayı Nisan ayında imzalamış ve kadınları cinsel obje olarak gördüğünü ifade eden açıklamalar yapmıştır.

Trump’ın yönetiminde kadınlara yönelik olan tutuma karşı birçok gösteri düzenlenmiş. Washington ve New York’ta yapılan gösterilerde üreme hakları ve tercihlerine yönelik tehditlere karşı çıkanlar “Damızlık Kızların” kostümleri isyanın, kadının bedeni üzerinde yapılan siyasete tepkinin temsili olmuştur. Halk üzerlerine geçirdikleri “Damızlık Kız” kostümleriyle sokaklara dökülmüştür.

Kitabının insanlar üzerinde böyle bir etki yaratmasına karşılık Atwood;

“İnsanların karakteri böyle kullanmasından ve üzerlerinde böyle bir etki yaratmış olmasından memnunum” demiştir.

Özetle

Atwood, bu kitabı insanları uyarmak ve aslında yönetim isterse böyle bir duruma bile getirebileceğini gözler önüne sermek için yazmıştır. İnsanları uyarmak istemiş ve kadınların aslında hayatta birincil sırada olması gerektiğini vurgulamıştır. Bunu okuyan insanların kitaptaki asıl mesajı alıp gerektiği durumda kullanması kitabın okur üzerinde bıraktığı etkinin ne kadar yoğun olduğunu göstermektedir.

Kaynaklar

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/880977

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41514972

http://www.sanatatak.com/view/damizlik-kizin-oykusu-trump-caginda-ne-anlama-tasirmargaret-atwood

https://tr.wikipedia.org/wiki/Margaret_Atwood


BENZER YAZILAR

Cengiz Aytmatov kaleminden Aşk: “Cemile”

"Dünyanın en güzel aşk hikayesi" olarak nitelendirilen Cemile ve yazarı Cengiz Aytmatov

Haftanın Kitap Önerileri 6 Aralık 2021

Kişisel gelişim, bilim kurgu, tarih, biyografi ve deneme türündeki kitaplardan derlediğimiz haftalık seçki.


Paylaş