Theodoros Angelopoulos’un çerçevesinden 20. yüzyıl Yunanistan’ına bir bakış.

2004 yılı Uluslararası Berlin Film Festivali’nde izleyiciye sunulan, Angelopoulos’un yazarlığını ve yönetmenliğini yaptığı Ağlayan Çayır (Orijinal adıyla: το λιβάδι που δακρύζει) filmi; hem hikayesiyle hem de anlatımı ve sunumuyla bize modern bir Yunan Tragedyası sunuyor. Yönetmenin ölümü dolayısıyla yarım kalan üçlemenin ilk filmi olan Ağlayan Çayır, 7.9 IMDB puanıyla yönetmenin en başarılı işlerinden biri sayılıyor.

Ağlayan Çayır Filminin Konusu Nedir?

Film genel olarak mültecilik ve aidiyetsizlik konularıyla birlikte, 1919-1949 yılları arasındaki çalkantılı Yunan siyasetinin insanların hayatına nasıl tesir ettiğini anlatıyor.

Bolşevik ihtilali sonrası Odessa’dan Yunanistan’a göçen bir topluluğun lideri olan Spyros, annesinin cesedi üzerinde ağlayan küçük bir kız çocuğunu yanına alır. Hikaye, Eleni adındaki bu kızın etrafında işlenir.

Spyros yaşı geldiğinde evlatlık olarak aldığı Eleni ile evlenmek ister, ancak Eleni düğün günü yaşıtı olan üvey kardeşi Alexis ile köyden kaçar. Sırtlarında babaları Spyros’nun gölgesi ile ikili sürekli bir hareket halindedir. Bu devamlı hareketi göstermek için yönetmen sürekli kayıkları, nehirleri, arabaları ve trenleri sembol olarak kullanır. Yolculukları boyu, yönetmen Yunanistan hakkındaki önyargılarımızı yıkar. Aklımızda deniz ve güneş ile özdeşleşmiş olan Yunanistan, Angelopoulos’un bakış açısıyla; soğuk, kasvetli ve perişan olmuş insanların ülkesidir.

Yolculuk daha fazla yolculuk gerektirir, kaçış asla bitmez. Karakterlerimiz sadece Spyros’dan değil muhalif müzisyenlere katıldıklarından Yunan hükümetince de aranmaktadır. Alexis ise sürekli olarak Yunanistan’ı geride bırakıp Amerika’da yeni bir hayatın hayalini kurar ve rüyalarında bile bunu sayıklar.

Eleni ise hem İkinci Dünya savaşı’nın hem de Yunan İç Savaşı’nın tüm ağırlık ve acılarını üstlenir. Dönem şartlarının yarattığı sıkıntıların bir sonucu, vücüt bulmuş halidir.

Modern bir Yunan Tragedyası

Raymond Williams’a göre modern tragedya karakterin başına gelenlerden ziyade, karakterin etrafında gerçekleşen olaylara odaklanır. Olayları karakterin perspektifinden sunar. Ağlayan Çayır filminde de tam olarak bu oluyor. Eleni’nin yaşadıkları üzerinden yönetmen bize İkinci Dünya Savaşı ve Yunan İç Savaşı’nı atlatmaya çalışan bir Yunanistan resmi çiziyor.

Gerald O’Grady ile yaptığı bir röportajda Angelopoulos diyor ki:

”Genellikle yazım aşaması filmin hikayesini oluşturuyor. Bir başka deyişle sadece anlattığım hikayeler değil, onları nasıl anlattığım da benim için önemlidir.” (Fainaru 2001)

Film zaten size sinema salonunda izlenen bir filmden ziyade sahnede bir tiyatro oyunu izliyormuşsunuz gibi hissettiriyor. İlk sahneden, klasik Yunan tragedyalarını andıran bir anlatıcı araya giriyor. Kamera karakterlere sürekli uzaktan bakıyor, kimi zaman mekanın dışından gösteriyor, klasik bir sinema filmi gibi karakterlere fazla yaklaşmıyor ve ortama dahil olmuyor. Klasik tragedyalardaki gibi bazı cümle ve kelimeler önemli oldukları vurgulanırcasına sürekli tekrarlanıyor.

Angelopoulos, Eleni’yi modern bir trajik kahraman olarak sunuyor ancak bu kahraman sadece kendi hikayesini değil beraberinde tüm Yunan halkının ortak acılarını önümüze sunuyor.

Ağlayan Çayır Filmin Müzikleri

Filmin müziklerinin kompozitörlüğünü diğer birçok Angelopoulos filmindeki gibi ünlü besteci Eleni Karaindrou yapıyor. Müziği filmin önemli bir unsuru olarak saymak yersiz olmaz çünkü hikaye boyunca müzik hep yanınızda; Amerika hayaline kapılmış Alexis ile, muhalif kemancı Nikos ve diğer tüm müzisyenler ile birlikte müzik sizi hep hikayede yanında taşıyor. En kritik anlarda kalbinizden vuruyor ve hikayeyi bir bütün kılıyor.

Ağlayan Çayır filmi; kendi ülkesinde mülteci olan insanların, çocuklarına dokunamayan bir annenin, toplum ahlakının nasıl yozlaşmış olabileceğinin, yeşermesine izin dahi verilmeyen umutların, savaş ve mültecilik arasında kaybolmuş insanların filmi. Barış diye bağıran beyaz çarşafların kanla lekelendiği, müzik seslerinin silah sesleriyle susturulduğu bir dönem filmi.

 

Kaynakça:

Williams Raymond, Modern Tragedy 1966 Stanford University Press

Fainaru D. (2001) Theo Angelopoulos:Interviews Conversations with filmmaker series. Jackson: University Press of Mississippi


BENZER YAZILAR

Kaybın Getirdiği Boşluk Hissi Üzerine: Pieces of a Woman

Oscar ve Altın Küre'de ismini duyuran "Pieces of a Woman" filminin konusu ve oyuncu kadrosuna detaylarıyla bakalım.

Sibel: Kurdu Öldürmek

Sibel 2018 yılında beyaz perdeye çıkan, bizlere kelimelerle değil ıslık diliyle güçlü bir kadın figürü sergileyen, bol ödüllü yerli bir film.


Paylaş