19. yüzyıl sonlarındaki en parlak beyinlere ilham veren ve onları büyüleyen Lou Andreas-Salome kimdir? Bu yazımızda Salome'un hayatını ve Nietzsche, Paul Rée, Freud, Rilke gibi düşünürleri nasıl etkilediğini paylaştık.

Lou Andreas-Salome Kimdir?

1861 yılında Rus İmparatorluğu’nun Saint Petersburg şehrinde doğan Lou Andreas-Salome, zengin bir ailenin tek kızıydı. Beş erkek kardeşe sahipti ve hepsi Salome’dan büyüklerdi. Naziler tarafından “Fin Yahudisi” olduğu düşünülerek saldırıya uğradı ancak ailesi aslında Fransız Protestanı ve Kuzey Almanya kökenlilerdi.  

Erken Yaşamı

Katı bir Protestan ailede doğan Salome, ders gördüğü Reform kilisesinin papazı Hermann Dalton ile birtakım sorunlar yaşadı ve ondan ders almayı reddederek 16 yaşında resmi olarak kiliseden ayrıldı. Ancak din, felsefe ve edebiyat alanlarındaki entelektüel uğraşlarla ilgilenmeye devam etti.

St. Petersburg’da Dalton’un rakibi olarak tanınan Hollandalı papaz Hendrik Gillot, Salome’u büyük oranda etkilemişti. Kendisinden 25 yaş büyük olan papaz, teoloji, felsefe, dünya dinleri, Fransız ve Alman Edebiyatı alanlarında Salome ile yakından ilgilendi ve onu öğrencisi olarak eğitti. İkisi birlikte birçok yazar ve filozof ile, teolojik ve dini konular üzerine çalıştılar. Bu geniş çalışmaların tümü, Salome’un zamanının en önemli insanları ile karşılaşmasının temelini oluşturdu. Gillot, Salome’a o kadar aşık olmuştu ki, karısını boşayıp Salome ile evlenmek istedi. Salome ise evliliğe ve cinsel ilişkilere yakın bakmadığı için Gillot’u reddetti. Ancak sonrasında Gillot ile arkadaş olarak kaldılar.

Üniversite Yılları

Rus Generali babası 1879’da öldükten sonra annesi ile birlikte Zürih’e gitti ve burada “misafir öğrenci” olarak üniversite eğitimi aldı. Kadın öğrencileri kabul eden sayılı okullardan biri olan Zürih Üniversitesi’ndeki ilk yılında felsefe, mantık, psikoloji ve teoloji derslerine katıldı. Öğrenimini görürken akciğer hastalığına kapılan Salome, kan öksürüyordu ve doktoru ona hastalığının şifasının sıcak iklimlerde yaşaması olduğunu söyledi. Şubat 1882’de annesiyle bu sebeple Roma’ya gitti.

Rée ve Nietzsche

Salome 21 yaşındayken annesi onu Roma’daki bir evdeki edebiyat toplantısına götürdü ve Salome orada yazar olan Paul Rée ile tanıştı. Rée ona evlenme teklif etti ancak Salome reddederek bunu yerine beraber akademik bir komün kurmayı, birlikte yaşamayı ve birlikte okumayı önerdi. Rée bunu kabul etti ve arkadaşı Friedrich Nietzsche’nin de bu komüne katılmasını önerdi. İkili Nisan 1882’de Roma’da buluştu ve Nietzsche’nin tıpkı Rée gibi, Salome’u gördüğü anda aşık olduğuna inanılıyor. Nietzsche de Salome’u Rée aracılığıyla evlilik teklif etti ve o da reddedildi. 1 ay sonra Nietzsche İsviçre’de Salome ile yalnız kaldığında daha ciddi bir şekilde ona tekrar evlilik teklif etti ve tekrar reddedildi. Nietzsche’nin kız kardeşi Elisabeth ise durumdan haberdardı ve Salome'u “ahlaksız kadın” olarak görüyor, kardeşini Salome’dan uzaklaştırmak istiyordu.

Üçlü, Salome’un annesiyle birlikte İtalya boyunca dolaştı ve adını “Winterplan” koydukları bu komünü nerede kuracaklarını düşündü. Terk edilmiş bir manastırda kurulması düşünülmüştü ancak uygun yer bulunamamasından dolayı komün kurma işine son verildi.

Ekim 1882’de Leipzig’e geldiler ve üçü birlikte birkaç hafta geçirdikten sonra kurdukları şirketten ayrıldılar. Salome, arkadaşlarıyla bir daha buluşmayacağını düşünerek Stibbe’ye gitti. Nietzsche ise bir süre sonra zihinsel problemler ile karşılaştı. Rée ile mektuplaşıyorlardı ve Rée’ye yazdığına göre kız kardeşinin komün planlarını bozmak için çabaladığından dolayı ona karşı “geçici bir nefret” hissettiğini söylemişti.

Salome daha sonra (1894) Nietzsche’nin kişiliği ve felsefesi üzerine bir yazı olan Eserlerinde Nietzsche adlı çalışmasını yayınlayacaktı. Nietzsche için ise bu süreç kendi gelişimi için çok önemliydi ve en önemli eserlerinden biri olan Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabı için kendini olgunlaşmış hissediyordu.

Hangi yıldızlardan düşüp birbirimizi bulduk biz. Bu kadar düz bir cümlenin bu kadar karmaşık olmasına neden olan kadın.

Evliliği

Salome Berlin’de dilbilimci Friedrich Carl Andreas ile tanıştı ve birkaç yıl birlikte yaşadılar. Evliliği reddetmesine ve diğer erkeklerle olan açık ilişkilerine rağmen Salome ve Andreas 1887'den 1930’daki ölümüne kadar kağıt üstünde evli kaldılar. Bunun sebebi ise Andreas, evlilik teklifini reddederse intihar edeceğini söylemişti.

Andreas ile evliliği sırasında kocasının bilmesine rağmen başka erkeklerle flörtleşti. Salome kocasını istemiyordu fakat intihar etmesinden korkuyordu bu yüzden boşanmadılar. Ve bu evlilik sırasında Salome ilk kez aşık olacağı erkek ile, yazar Rilke ile tanıştı.

Rainer Maria Rilke 

Mayıs 1897’de Rilke ile Münih’te tanıştılar. Rilke henüz 21, Salome ise 37 yaşındaydı. Rilke ve Salome birbirlerinden öylesine etkilenmişlerdi ki, Salome ona “tek gerçekliğim” diyor, Rilke ise ona şahane şiirler yazıyordu;

Sen bütün kuşkuların tam karşıtıydın; dokunduğun, uzandığın ve gördüğün her şeyin var olduğuna tanıklık edendin. Dünya bulutlu görünüşünden sıyrıldı, zavallı ilk şiirlerimin belirli özelliği olan o birlikte akış ve çözülüşten kurtuldum; nesneler doğdular, yavaş yavaş ve güçlükle öğrendim her şeyin ne denli yalın olduğunu; ve olgunlaştım, yalın şeyler söylemeyi öğrendim. Bütün bunlar, kendimi şekilsizlik içinde yitirme tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğum bir sırada seni tanımak mutluluğuna erdiğim için oldu."

Salome’un önerisi üzerine Rilke, daha erkeksi ve güçlü görünmek amacıyla Rene olan adını Rainer olarak değiştirdi. 1900’de Salome ile Rilke Rusya’ya gitti. Ona Rusça olarak Tolstoy ve Puşkin’i okumayı öğretti. Rilke, Salome’u burada sanat alanındaki önemli insanlar ile tanıştırdı ve yetişkin dönemleri boyunca Salome, Rilke’nin danışmanı, sırdaşı ve tek gerçek aşkı olarak kaldı. Rilke ve Salome arasındaki ilişki üç yıl sürdü ve ardından mektuplardan da anlaşılacağı üzere Rilke’nin ölümüne kadar sürecek bir dostluğa dönüştü. 1937 yılında Freud, Salome’nin Rilke ile olan ilişkisinden şöyle bahsetti: “O, büyük şairin hem ilham perisi hem de özenli bir annesiydi.

Freud

Salome, 50 yaşında iken psikolojiye ilgi duymuş ve kafasındaki soruları felsefe haricinde psikoloji ile de çözmeyi düşünmüştü. Bu sebeple 1911 yılında Weimar Psiko-Analitik Kongresi’ne girmişti.

Psikolojiye ilgisi, Freud ile kaderlerini birleştirmişti. Salome, Freud’a mektuplar göndererek tanışmak istediğini söylemiş ve 25 yıl boyunca bu mektuplaşmalar devam etmişti. İkili, birbirlerinin zekalarına ve düşüncelerine hayran kalmıştı. 

“Korkunç bir zeka… Onun yanına yaklaşan herkes, varlığının samimiyetinden ve uyumundan çok güçlü bir biçimde etkilenirdi; kadınlara özgü zaafların hiçbirinin hatta insani zaafların bile çoğunun onda bulunmadığını, yaşamı boyunca bunları aşmış olduğunu fark ederdi.”

Felsefe, teoloji ve sanat eğitimlerine bir de Freud temelli psikoloji ekleyen Salome, dünyadaki ilk kadın psikanalist olma ünvanına yaraşır şekilde kendine inançlı ve özgür ruhluydu.

“Önemli olan yaşama inancının aslen ve hayati olarak var olmasıdır ki, bu hayatta kalmamız anlamına gelir.”

Ölümü

Lou Andreas Salome 74 yaşında psikanalist olarak çalışmayı bıraktı. Kalp sorunlarıyla zayıflamış Salome, birçok kez hastanede tedavi gördü. Kocası onu her gün ziyaret etti ve kendisi de hasta olan yaşlı bir adam için zor bir durumdu. Her ikisi de hastalıklarla dolu kırk yıllık iletişimsiz bir evlilikten sonra yakınlaştılar. Freud bu konuyu; “Bu yalnızca gerçeğin kalıcılığını kanıtlıyor” diye yorumladı. Carl Andreas 1930’da kanser sebebiyle öldü ve Salome ise ölümünden 5 yıl sonra zorlu bir kanser ameliyatı geçirdi.

5 Şubat 1937’de Salome, Göttingen’de uykusunda öldü. Ölümünden birkaç gün önce Alman gizli polisi Gestapo kütüphanesine el koydu. Sebebi ise Freud ile meslektaş olması ve Yahudi yazarların birçok kitabını kütüphanesinde bulundurmasıydı.

Türkçeye Çevrilen Eserleri

Arayışlar

Feniçka

Ruth

Eserlerinde Nietzsche

Kaynaklar

https://en.wikipedia.org/wiki/Lou_Andreas-Salom%C3%A9


BENZER YAZILAR

Katarsis Nedir? Tragedyalar ve Modern Birey

Sanatsal etkilenme ile yaşanan arınma, "katharsis" ve modern bireyin duygularını dışavurumu.

Jack London’ın Yarı Oto-biyografik Romanı Martin Eden

Denizci bir genç olan Martin’in hayatındaki değişimleri ve dönüşümleri konu alan Jack London'ın yarı oto-biyografik romanı Martin Eden'i inceledik.


Paylaş