"The Notebook" eseriyle tanınan Nicholas Sparks ve eserleri hakkında bilgiler.

Büyük bir çoğunluğumuz The Notebook filmini izlemiştir. Noah’nın Allie’den ayrı kaldığı her gün için mektup yazdığı efsanevi aşk hikâyeleri sizi gözyaşlarına boğmuş ve bu film favorileriniz arasında yer almış olabilir. Başka bir örnek vermek gerekirse de Uzaktaki Anılar filminde Landon’ın Jamie’nin dileklerini gerçekleştirmek için yaptıkları ile yine derin bir aşk hikâyesini iliklerimizde hissetmişizdir. Peki ya kaçımız bu senaryoların dayandığı kitapların yazarı olan Nicholas Sparks’ı tanıyoruz?

Bu yazımızda sizin için günümüz edebiyat dünyasının ünlü isimlerinden Nicholas Sparks’ı derledik. 

Nicholas Sparks’ın Hayatı

Tam adı Nicholas Charles Sparks olan ve 31 Aralık 1965 yılında Nebraska, Amerika’da dünyaya gelen yazar; sekiz yaşına kadar burada yaşadı. Ailesinin boşanması sebebiyle babasının yanına, California’ya taşındı. Sportif ve başarılı bir öğrenci olan Sparks, liseyi birincilikle bitirdi ve atletizm için spor bursu teklifi aldığı Notre Dame Üniversitesi’ni kabul ederek Indiana’ya gitti. Üniversiteye başladığı zaman ayrıca ilk romanını da yazmaya başladı. Burada işletme finansı eğitimi aldı ve yüksek şeref derecesi ile mezun oldu.

Mezuniyetinden sonra Cathy Cote ile evlendi ve bu evlilikten beş çocuğu oldu. 2015 yılında boşanan yazar, halen evlendiğinde yerleşmiş olduğu Kuzey Carolina’da yaşamına devam etmektedir. Yazarlıktan büyük paralar kazanmaya başladıktan sonra ise yaşadığı yerde bulunan New Bern Lisesi’ne 900,000 $ civarında bir bağışta bulunarak yeni bir tartan pist yapılmasını sağladı. Bunun dışında da lise ve lokal atletizm takımlarına gönüllü koçluk yaptı. Aynı zamanda mezun olduğu üniversitede yaratıcı yazarlık programı başlatarak burslar, stajlar finanse ederek bağışlarda bulundu. Ayriyeten adını taşıyan vakfı ile de gelecek nesillere destek olmaya devam ediyor.

Nicholas Sparks’ın Başarıya Giden Yolculuğu

Yazarlığa annesinin önerisiyle başlamış olan Sparks, bu durumu şöyle anlatıyor:

"Annem bana gelip 'Sıkılıyorsun ve bunu değiştirmek için bir şeyler yapmalısın.' dedi. Sonrasında ise hayatımı değiştirecek cümleyi kurdu: 'Bir kitap yaz.' O ana kadar hiç bunu düşünmemiştim. Çok kitap okurdum ve bunu severdim ama yazmak hiç aklıma gelmemişti. 19 yaşındaydım ve bir anda tesadüfi şekilde yazar olmuştum."

Üniversitenin birinci sınıfının yaz tatilinde hiç yayımlamadığı The Passing adlı ilk romanını kaleme aldı. Birkaç yıl sonra yine hiç yayımlamadığı The Royal Murders adlı ikinci romanını kaleme aldı.

Üniversiteden sonra Sparks, yazarlık üzerinden ilerlemek adına yayıncılarla çalışmak istedi ama hepsi tarafından reddedildi.

1990 yılında Billy Mills ile Lakota inançlarını anlatan, kurgusal olmayan bir kitap yazdı. Bu kitap yayımlandıktan sonra elli bin baskı sattı.

1994 yılında işten kalan boş zamanlarında The Notebook adlı eserini kaleme almaya başladı. Yazdıktan sonra yayınevlerine gönderdi. Ümidini kesmek üzereyken şans yüzüne güldü. Birçok NY Times Bestseller yazarını keşfetmiş olan Theresa Park, Sparks’ın romanını çöpe atılacak değerlendirmelerin arasında buldu ve esere âşık oldu. 1 Milyon $ avansla baskıya giren kitap, yayımlandığı 1996 yılında ilk haftadan NY Times Bestseller listesine girdi ve elli altı hafta da yerini korudu.

The Notebook ile tanınan yazarın tüm eserleri NY Times Bestseller listesine girdi ve on beş tanesi birinci sırada yer aldı. İlham kaynağı olarak yaşadıklarını kullanan yazarın on bir romanı aynı zamanda sinemaya uyarlandı.

Nicholas Sparks’ın Eserleri

Nicholas Sparks Eserlerinin Sinema Uyarlamaları

Message in a Bottle (1999)

Babasıyla annesinin arasındaki aşka tanık olarak büyüyen yazar, annesinin vefatından sonra babasının nasıl yaşayacağı hakkında hiçbir fikri olmadığını dile getirmesinden esinlendiğini belirtiyor. Kederden sonra aşkı anlattığını söylediği bu eserinin konusu şu şekilde:

Theresa Osborne bir gün sahildeyken içinde mektup bulunan bir şişe bulur. Mektubu açıp okuduğunda çok etkilenir. Bu Garrett tarafından Catherine adında bir kadına yazılmış olan bir aşk mektubudur. Mektupların sahibine ulaşmaya çalışan ve başaran Theresa ile mektubun sahibi Garrett arasında yaşanan inişli çıkışlı olaylar silsilesini anlatan kitap, 1999 yılında başrollerini Kevin Costner, Robin Wright ve Paul Newman’ın paylaşmasıyla sinemada yerini aldı.

A Walk to Remember (2002)

Kitabımız başrol çocuğumuz Landon Carter’ın ağzından anlatılmaktadır. Landon okuduğu lisenin popüler çocuklarından olan, lise son sınıf öğrencisidir. Babasının zoruyla ve yakın arkadaşının yardımıyla Landon, öğrenci birliği başkanlığına aday olur ve kazanır. Bunun sonucunda da baloya biriyle gitmesi istenir. Baloya gitmek için teklif ettiği herkes çoktan başkasına söz vermiştir. Mecburen geriye tek bir isim kalır: Okulun sessiz, dindar kızı Jamie Sullivan. Baloya beraber gitmeleriyle başlayan, inişli çıkışlı ve bir o kadar da etkileyici sonu olan bu aşk hikâyesi de yine sinemaya uyarlandı.

2000’lerin popüler isimlerinden Shane West ve Mandy Moore’un başrollerini paylaştığı bu filmi izlerken yanınızda peçete bulundurmanızı tavsiye ederiz.

The Notebook (2004)

Noah Calhoun ve Allie Nelson arasındaki büyük aşk hikâyesini anlatan kitap, seksenli yaşlarına gelmiş Noah’nın ağzından anlatılır. Seksenli yaşlarına kadar geçen süreçte Allie, Alzheimer hastalığı teşhisi konmuş ve büyük aşkı Noah’ı tanımaz olmuştur. Her gün bakımevine Allie’yi ziyarete giden ve zamanında onun için yazdıklarını Allie’ye okuyan Noah ile geçmişte yaşadıkları büyük aşkın hikâyesini öğreniyoruz.

Broadway’e de uyarlanan eser, 2004 yılında başrollerini Ryan Gosling ve Amy Adams’ın paylaştığı film adaptasyonuyla sinemada yerini aldı.

Nights in Rodanthe (2008)

Adrianne Willis 45 yaşındayken bir anda kocası tarafından genç bir kız uğruna terk ediliyor. Bunun üzerine hayatını gözden geçiren Willis, hafta sonu için arkadaşının yanına Rodanthe adlı bir kasabaya taşınma kararı alıyor ve burada hayatını derinden etkileyecek biriyle tanışıyor: 54 yaşında, doktorluk kariyerini çöpe atıp bu kasabaya gelen Paul. İkisi de trajik geçmişlerinden kaçmaya çalışırken, bir hafta sonunun hayatlarına büyük etkisini okuyoruz. Bir fırtınanın gelişiyle birbirine sığınan bu iki insanın sayfalara aktarılmış hikâyeleri 2008 yılında beyaz perdeye aktarıldı.

Richard Gere ve Diane Lane başrolleri paylaşırken, kadroda Viola Davis gibi başka büyük isimler de yer alıyor.

Dear John (2010)

Okulu bırakıp hayatta ne yapacağını bulmaya çalışan John, çareyi orduyu yazılmakta bulur. Bu süreçte hayatının kadını ile taşınır: Savannah. Yazı beraber geçiren çift, John’un orduya gitmesiyle birbirinden uzak kalır. Savannah sevdiği adamın gelmesini beklerken, John ise sevdiği kadınla hayatını geçirmeyi planlıyordur. John eve döndükten sonra büyük bir olay yaşanır: 11 Eylül. Olayın üstüne orduya dönmeye karar veren John ile Savannah arasında gelişen olaylar, Channing Tatum ile Amanda Seyfried’ın başrolleri paylaşmasıyla sinemada yerini buldu.

The Last Song (2010)

Ronnie Miller annesinin zoruyla yaz tatilini babasıyla geçirmeye gider. Ronnie bir an önce evi olan New York’a dönmenin yolunu ararken karşısına hiç beklemediği biri çıkar: Kasabanın kazanovası Will. Asla ilgilenmeyeceği bir karaktere sahip olan Will ile kendini doludizgin bir aşkın içinde bulan Ronnie’nin hikayesi, Dear John ile aynı yıl film olarak piyasada yerini aldı.

Başrollerini Miley Cyrus ile Liam Hemsworth’un paylaştığı ve çifti gerçek hayatta da bir araya getiren film, gençlik aşkı temalı filmler arasında bilinenlerden biridir.   

The Lucky One (2012)

Logan Thibault Irak’ta askeri görev sırasında iken yerde bir kadın fotoğrafı bulur. O günden sonra hep cebinde taşıdığı fotoğraf, Logan’ın şansı olur. Peki ya bir anda bu kadınla tanışırsa?

Zac Efron ve Taylor Schilling’in başrollerini paylaştığı film, kitap kadar sizi içine çekecek.

Safe Haven (2013)

Eşi tarafından şiddete uğrayan ve bundan kaçarak North Carolina’ya taşınan Erin, hayatına sıfırdan başlama kararı alır. Adını değiştirerek Katie olan genç kadının hayatına burada yeni bir adam girer: Alex. Sorunlu geçmişi olan Katie ile iki çocuk babası olup dul olan Alex arasındaki aşk okunmaya değer.

Başrollerini Josh Duhamel ile Julianne Hough’un paylaştığı 2013 yapımı film versiyonu da kitaptaki gerilimin yüksek olduğu noktaları bize etkileyici şekilde yansıtıyor.

The Best of Me (2014)

Lisedeyken birbirine deli gibi âşık olan Amanda ve Dawson, tutkulu bir aşk yaşamışlardı. Farklı dünyalardan gelmeleri ve son sınıfın yazında yaşanan bazı olaylar, çifti birbirlerinden kopardı. Aradan geçen koskoca yirmi beş yıldan sonra, aşklarının en büyük destekçisi hocalarının cenazesinde karşılaşırlar. Her iki taraf da istediği gibi bir hayat yaşayamamış, daha da ötesi aralarında geçenleri bir gün bile unutmamışlardır.

2014 yapımı filmde geçmişe de dönüş yapıldığından dolayı günümüz Amanda ve Dawson’ını James Marsden ve Michelle Monaghan canlandırırken, gençlik hallerini Luke Bracey ve Liana Liberato canlandırıyor.

The Longest Ride (2015)

Kitap farklı zamanlarda yaşanan, farklı iki çiftin aşk hikâyesini anlatıyor. Bir tarafta rodeo ile ilgilenen Luke ve diğer tarafta sanat tarihi okuyan, arkadaşının zorlamasıyla gittiği bir rodeo partisinde Luke ile tanışan Sophie. Diğer tarafta ise doksan bir yaşına gelmiş, hayatının aşkı olan ölmüş eşi Ruth’u sadece fotoğrafların yardımıyla canlı tutabilen Ira Levinson. Farklı zaman ve insanlar olsa da aşkın herkesin yaşaması gereken güzel bir şey olduğunu bir kez daha gözler önüne seren bu eser; Scott Eastwood, Britt Robertson ve ünlü Alan Alda gibi isimleri bir araya getirerek 2015 yılında sinemaya uyarlandı.

The Choice (2016)

Harika bir iş, güvenilir dostluklar, rüya gibi bir ev. Tam anlamıyla herkesin imreneceği bir hayat yaşayan Travis Parker, bir kadının böylesine muhteşem hayatını mahvedeceğini düşünüyordu. En azından yeni kapı komşusu Gabby Holland’ı görene kadar. Travis’in çabalarına karşı Gabby tepkisiz kalmaya çalışsa da başarısız olur. Travis’in çabaları her ikisini de derinden etkileyecek ve geri dönülemez kararlar aldırtacaktır.

Terese Palmer ve Benjamin Walker’in başrolü paylaştığı film versiyonu, 2016 yılında izleyiciyle buluşturuldu.

Sinema dünyasına birçok film kazandıran Sparks, halen bizim için unutulmaz eserler kaleme almaya devam ediyor.

Kaynaklar

https://www.imdb.com/?ref_=nv_home 

https://en.wikipedia.org/wiki/Nicholas_Sparks

 


BENZER YAZILAR

Yazarların Tuhaf Alışkanlıkları

Ünlü yazarların daha iyi yazmak için edindikleri dokuz tuhaf alışkanlık.

Othello ve Kıskançlık

Başarılı bir komutan olan Othello, düşmanları tarafından oyuna getirilir. Othello, kıskançlık duygusuyla kendini kaybederek telafisi olmayan hatalar yapar.


Paylaş