Klişeleri ters yüz etmek üzerine kurulmuş, melodram ve komedi türünü iç içe izleyiciye sunan absürt bir aile hikayesi.

Henüz 3 filmi ile Türk sinemasında adını duyurmayı başaran yönetmen Tolga Karaçelik’in, Kelebekler filmi 2018 yılında vizyona girmiş olsa da yönetmenin senaryoyu tamamlayıp geliştirme süreci 2012 yılına kadar uzanmaktadır. 18 günde çekilen filmin başrollerinde; Tolga Tekin, Tuğçe Altuğ ve Bartu Küçükçağlayan yer alır.

IMDb puanı 7,4 olan Kelebekler, dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yapmış ve ödül almıştır. Sundance Film Festivali Amerika’nın en prestijli bağımsız sinema festivalidir. Kelebekler, festivalin Dünya Sineması bölümünde en iyi filmle Jüri Büyük Ödülüne layık görülmüştür.

"Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır." Anna Karenina

Kelebekler Filminin Konusu

Cemal, Kenan ve Suzan çocukken annelerinin intiharı yüzünden evlerinden ve birbirlerinden ayrılan kardeşlerdir. Almanya’da yaşayan ve astronot olan Cemal yıllardır görüşmediği babası arayıp çağırınca, kardeşlerini toplamak ve köye gitmek için İstanbul’a döner. Hikâye yaklaşık 30 yıldır görüşmeyen bu kardeşlerin bir araya gelmesi ve köye yolculuklarıyla başlar. Köye vardıklarında babalarının birkaç gün önce öldüğünü ve ardından bıraktığı vasiyeti öğrenirler. Bu vasiyeti yerine getirmek üzere köyde kaldıklarında geçmişte yaşadığı travmalarla da yüzleşmiş olurlar. Yönetmen bu süreçte Hasanlar Köyü’nün imamını, muhtarını ve halkını da hem izleyiciye hem kardeşlere tanıtır.

Kelebekler filminde travmatik bir olay yüzünden aile olamayıp birbirinden ayrılan kardeşlerin tekrar travmatik olayla bir araya gelme süreci anlatılır. Annelerinin intiharı yüzünden babaları onları köyden göndermiş ve üç kardeş birbirleriyle ayrı büyümüştür fakat bir gün babalarının çağırması -ölümü- yeniden birleşip köye gitmelerine neden olur. Cenazeyle çıktıkları eve cenaze için dönerler.

Aile Olamamak

Türk toplumunda aile, kutsal bir yapı olarak görülür. Aynı zamanda aile sosyal bir kurumdur ve bu kurum Türk sinemasında çeşitli özellikleriyle temsil edilmektedir. Kutsal aile yapısı kimi zaman farklı nedenlerle bozulup sarsılabilir. Türk sineması tarihine baktığımızda genellikle 2000 yılı öncesi filmlerde ailenin sarsılmasına yol açan sebepler dışarıda aranmıştır fakat 2000 yılından sonra bu sebepler ailenin içinde aranmaktadır. Kelebekler filminde aileyi sarsan temel sebep annenin ölümüdür.

Annenin ölümü her karakterde farklı bir iz bırakmıştır. Cemal bu travmatik olayı kendi bulduğu yöntemle çözmeye çalıştığını belirtse de olaydan uzaklaşmak için elinden geleni yapmıştır; önce ülkeyi terk etmiştir sonra astronotluk mesleğini seçerek dünyayı terk etmeyi düşünmektedir.

Kenan ise unutmayı seçmiştir, sadece annesinin ölümünü değil ailesini de unutmuş hatta yok saymıştır, 4 yıldır hayatında olan kız arkadaşına bir ailesi olduğundan bahsetmemiştir bile.

En küçükleri olan Suzan ağabeylerinin aksine ailesini hatırlayamadığı için yakınır hep, ailesi olmadan büyüyen Suzan bir aile kurmak için evlenmiş ama yanlış eş seçimi yüzünden yine ailesi olmamıştır.

Aile olmaları dolaylı yoldan engellenmiş, kardeşlik duygularını yaşayamamış Cemal, Kenan ve Suzan karakterlerinin birlikte vakit geçirdiklerinde ise anlaşabilme ve güven duygusu üzerine bir bağ kurdukları gözlemlenir.

Kadının Rolü

Kelebekler, sinemadaki Türk toplumunda kadın temsiline de eleştiri getirmiştir. Genellikle 2010 öncesi Türk sinemasında toplumda hâkimiyet kuran ataerkil düzenin kadın modelleri çizilmiştir. Kadınlar, iyi bir eş, baştan çıkarıcı kadın, kurban ve sevgili gibi kalıp yargılarla temsil edilmiştir. 2010 sonrasında bağımsız yönetmenler toplumsal düzen içerisinde bulunan sorunları kadın odaklı işleyip ataerkil toplumsal cinsiyet normlarına dair sorunlara yönelmişlerdir.

Tolga Karaçelik, başta Suzan karakteri olmak üzere, Kenan’ın barda konuştuğu kadın ve Muhtarın karısı karakterleriyle toplumsal cinsiyet normlarının seyircide oluşturduğu beklentiyi kırarak, sinemada kadın temsilini ters yüz etmiştir.

Suzan’ın gazinoda olay çıkartıp eril dili çevirerek ondan hiç beklenmeyen bir şekilde küfür etmesi, bardaki kadının kendi isteği ile bir erkeğin yanına gelip futbol hakkında konuşması ve Hatice’nin köy halkının yanında kocasına muhalif tavırlar sergileyerek sorgulaması aynı zamanda filme absürt ve şaşırtıcı bir katkı sağlar. Bu unsurlar ise filmsel anlatıyı bozmak, ataerkil toplumsal cinsiyet normlarını eleştirmek ve farkındalık yaratmak için kullanılan yöntemlerdendir.

Komedi ve Melodram Zıtlığının Bütünlüğü

Film boyunca birbiriyle zıt duygular arka arkaya seyirciye sunulur. Bir sahnede hüzünlenirken hemen ardından gelişen bir olayla gülümsemeye başlar seyirci. Filmin, melodram türünü komediyle bütünleşik bir şekilde içinde barındırması, seyircinin duygularının bu kadar hızlı değişimine nedendir. Aile, travma, anne ve baba kaybı, yalnızlık, ait olamama hissi melodram öğeleridir.

Bu olaylar duygusal bir şekilde aktarılırken bir yandan, hayatın içindeki gerçeklik seyirciye aktarılmaktadır. Başka bir melodram öğesi taşradır. Fakat filmde eşi benzeri olmayan bir köy ve halk ile karşılaşırız.

Melodramın yanında barındırdığı bir diğer tür komedi, kara mizah olan filmde olaylar, ironi ve hiciv ile aktarılır. Fakat yönetmen filminde düşselliği mantık çerçevesine oturtarak gerçeklikten kopmak istememiştir. Köyde patlayan tavukların, barut yemelerine bağlanmasının nedeni budur.

Kelebekler filminin ironik temsillerle dolu olması hikâyenin zıtlıklardan oluşan bir yapıya sahip olduğunun bir diğer göstergesidir. İmam, inançsız ve sorgulayıcı tavırlarıyla agnostisizm düşüncesi içindedir, köyün yönetimi ve idaresinde sorumlu Muhtar ise kendini ifade edemeyip, köy halkının sorunlarını çözemeyen bir karakterdir; patlayan tavuklar, aile ve köylü tiplerinin farklılığı ise filmin absürt temsilleri olarak öne çıkar.

Peki, Ya Metaforlar?

Edebiyatta, Büyülü Gerçekçilik türünü sevdiğini söyleyen yönetmen filmlerinde de bu tarz masalsı ve sürreal öğeler kullandığını belirtir. Tolga Karaçelik, farklılık yaratmak için değil hissiyat yaratmak için metafor kullanan yönetmenlerdendir.

Afar, Hasanlar Köyü ve Meteor sigarası yönetmenin diğer filmlerinde de kullandığı metaforlardır.

Afar: Yönetmen Afar’ı diğer iki filminde de kullanmıştır. Gişe Memuru’nda Kenan karakterinin sürüldüğü yer ve Sarmaşık’ta gidecekleri fakat haciz geldiği için denizin açıklarında beklemek zorunda kalıp ulaşamadıkları yerdir Afar. Yönetmenin film dünyasında akıl ve delilik ya da gerçek ve gerçek dışı arasındaki yer olarak nitelendirilebilir.

Hasanlar Köyü: Gişe Memuru filminde de kullandığı bu köyü yönetmen “Herkesin ölmek için gittiği, herkesin öleceğinin bilindiği yer” olarak kafasında yaratmıştır.

Meteor Sigarası: Tüm filmlerinde meteor sigarası içilir. Karaçelik “meteor” kodunu kendisi için yaratmıştır. Ona göre meteor “çok da önemseme yarın ölürsün” anlamını taşımaktadır.

Filme adını veren “kelebekler” ise ruh ve ruh özgürlüğünün sembolü olarak bilinir. Kahramanların babalarını gömdükleri sahnede dört bir yanı saran kelebekler kardeşlerin yıllardır içlerinde biriktirdiği acının dışavurumuyla içsel yolculuklarını tamamlayarak özgürleşmelerini simgeler.

Türü gibi işlediği temaları da birbiriyle karşıt olan Kelebekler filmi izleyicisine de zıt duygular yaşatır. Filmi izlerken yaşanılan hüzün ve yüzde oluşan gülümseme hali Kelebekler’in başarısını kanıtlar nitelikte. Karaçelik, bu filmle izleyicinin bağımsız filmlere karşı ön yargısının da yıkılmasını sağlıyor.

Filmler hangi toplumun içinde yaratılıyorsa o toplumun, sosyoekonomik, siyasal ve kültürel şartlarına göre biçimlenir. Kelebekler filminde, Türk toplumunun; aile kurumu, cinsiyet rolleri, din ve politika kavramları yönetmenin eleştirel bakışı ve yorumuyla izleyiciye sunulmuştur.

Kaynaklar:

https://emineucarilbuga.blogspot.com/2018/05/tolga-karacelikin-kelebek-filmi-ve.html

https://dergipark.org.tr/tr/pub/sinefilozofi/issue/54611/681343

Velioğlu Metin, Ö. (2019). Gerçek ve gerçekdışının sınırlarında: Auteur eleştiri çerçevesinde Tolga Karaçelik sineması. Egemia Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya ve İletişim Araştırmaları Hakemli E-Dergisi, (5), 4-45.


BENZER YAZILAR

Ölü Ozanlar Derneği

‘’Carpe diem!'' '' Vakit varken tomurcukları topla..’'  Yaşamın güzelliği ve geçiciliği üzerine bir gençlik filmi.

Sinemada Dogme 95 Hareketi Nedir?

Dogme 95 hareketi, Danimarkalı ünlü yönetmenler Lars von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılan bir avangart sinema hareketidir.


Paylaş