Bu yazıda insan olmayı bir problem olarak irdeleyen kimi metinler incelenecek.

İnsan olmak, her ne kadar kulağa gayet değişmez ve sabit bir hal gibi gelse de çağdan çağa insan sıfatını taşıyanların bu kelimeden anladığı ve insan olmanın koşulları değişkenlik göstermiştir. Örneğin, Orta Çağ toplumları, insan olup, olmamayı veya bir kişinin insani hiyerarşideki yerini dini inançlara göre belirlemiştir.  Modern toplumda ise insan olmanın koşulu, topluma uyum göstermek ve düzenin aksamadan devam etmesini sağlamak olarak tanımlanabilir. Elbette insan kimdir sorusu, Rönesans anlayışı ortaya çıktığından beri, sorulan ve çözüme erdirilemeyen bir konudur ve bu yazıda da insan sorun çözülmeyecektir. Onun yerine farklı dönem ve ülkelerden örneklerle, insan kavramından anlaşılanı sarsmaktır niyet.

Shakespeare’in Fırtınası

Shakespeare’in son dönem oyunlarından olan Fırtına, çoğu Shakespeare oyunu gibi, birbirinden zıt yorumlara konu olmuştur. Kimisi bu metni Shakespeare’in sömürge kültürünün içinden geldiğinin kanıtı olarak sunarken, kimisi de karşısında anti kolonyalist bir metin görmüştür. Bu tartışmaların temeline oturan oyun karakteri ise Caliban’dır, Prospero adlı büyücünün köleleştirdiği ada yerlisi. Caliban’ın, bir ara forma dönüşmesi, ne kendi doğasına ne de ülkesine ayak basan batılıya yüzünü dönememesi, Shakespeare’in anlatmaya çalıştığı budur. Elbette, unutulmaması gereken bir detay, Caliban’ın insan olmadığını duyuran sömürgecidir, zaten Caliban, insan kavramını, batılı insanla karşılaşana kadar önemsemez. Batılı insanla karşılaştığında ise, yozlaşmaya başlar ve kimliğini kaybeder. Artık, gerçek insan olduğunu söyleyeni taklit ederek ve onun değer verdiklerinin peşine düşerek yaşamını değerlendirir.

Dönüşüm, Bir Böcekleşme Hikâyesi

 Kafka, Dönüşüm adlı metninde, Gregor Samsa'nın insandan, öldürülebilir bir nesneye dönüşmesini konu alır. Bunun ilk başta sebebi basittir, Gregor Samsa’nın kendini dev bir böcek olarak bulması. Fakat Gregor Samsa’nın, kendinden çıkışı işe gidemeyişi ile başlar. Eğer Gregor, makbul bir vatandaş değilse, eve para getirmiyorsa, ailesini zor durumda bırakıyorsa o bir insan değildir hatta kardeşinin ifade ettiği gibi artık Gregor da değildir. Peki, bunun sebebi nedir, cevap çağın ve işleyen modern toplumun taleplerinin, kişiye üstünlük taslaması hatta belki de gerçekten dünya değişmezse bu üstünlüğü elde etmiş olması.

Haldun Taner’in Paslı Çarkları

Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım, modern toplumun kurulmadığı Türkiye’de geçen ve ilk dünya savaşı ile Türkiye demokrasisin karışık yılları arasında geçen bir tiyatro oyunudur. Bu metinde gözlemlediğimiz, düzenin düzensizliğe eşit olduğu bir ülkede, sadece verili kurallara uyarak insanlıktan düşen Vicdani’nin hikâyesidir.  Vicdani, itaat etmiştir ama özenti bir sistemde ve oturmamış kurallarla neye itaat ettiği belirsizdir. Bütün oyun boyunca onunla kıyaslanan Efruz ise kendi çarkını, düzenini kurmuş, yeri geldiğinde Vicdani’yi de köleleştirmiştir. Sonuçta, Vicdani akıl sağlığını yitirmiş, kendini o dönemin ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bulmuştur.

Özetle, Sonuç

İncelemelerimizden çıkan sonuç ise, insanlık bir hiyerarşi düzeni olduğu sürece, birçok biçimde yitirilebilir, bu durum çağdan çağa, ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilir ama insan derken bir soru işareti belirdiği sürece hatta insan diye bir anlaşmazlık kategorisi olduğu sürece, insan denen varlık birbirini yok etmeye devam edecektir.

Kaynaklar

1.   Fırtına – William Shakespeare

2. Dönüşüm – Franz Kafka

3. Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım – Haldun Taner


BENZER YAZILAR

Edebiyat Kavgaları : Bölüm 2 – Sartre vs. Camus

Fransız varoluşçular, Albert Camus ve Jean-Paul Sartre'ın çatışması.

Edebiyat Festivalleri: Ubud Yazarlar ve Okurlar Festivali

Dünyadaki en önemli edebi küresel edebi etkinliklerden biri olan Ubud Festivali’nin ayrıntıları ve tarihçesi.


Paylaş