Victoria Dönemi'nin katı kurallarını naif biçimde yok sayarak edebiyat tutkusunun peşinden giden Charlotte Bronte'un yaşantısı ve edebi kişiliği.

Charlotte Bronte Çocukluğu ve Gençliği

Thornton, Yorkshire İngiltere'de Papaz Patrick Bronte ve Maria Branwelli'n üçüncü çocukları olarak 21 Nisan 1816'da dünyaya geldi. Genç yaşta annesini kaybetmesinin ardından kardeşleri Maria, Elizabeth, Emily, Anne ve Branwell ile halaları ilgilendi. Bu süreçte babaları onları ne isterlerse ilgilenmeye ve okumaya teşvik etti. Daha sonra, 1824 yılında evlerine pek de yakın olmayan Cowan Bridge'de yoksul din adamlarının kızlarının eğitimi için bir yatılı okul açıldı.

Dört yetişkin kızını buraya gönderen baba, Maria ve Elizabeth'in yetersiz bakım sebebiyle tüberkülozdan ölmesinden dolayı Charlotte ve Emily'yi evlerine geri getirdi. Çocukluklarından beri en sevdikleri şey olan kitaplar, onları bu zor süreçte yazmaya yönlendirdi. Kız kardeşlerinin yasını hafifletmeyi ancak onlara ithaf ettikleri bir dizi hikaye oluşturmakta buldular. Bu "Cam Kasaba" isimli hikaye, babalarının hediyesi olan oyuncak askerlerden ilham alınarak ortaya çıktı.

Ancak bir kaç sene içinde babalarının akciğer rahatsızlığı geçirmesi, kızların eğitimlerine devam etmeleri gerektiği fikrini gündeme geri getirdi. Böylece eğer babaları vefat ederse bir maddi gelir elde edebilirlerdi. Roe Head okulunda eğitime başlayan Charlotte Bronte, çekingen ve yalnız bir kızdı. Ancak oldukça başarılı bir öğrenciydi ki bu onun bir kaç akademik ödül kazanmasını sağladı. Pek çok sefer öğretmenlik teklifi alsa da hep reddedip Haworth'a döndü. Kısa bir süre sonra sıkılarak 1835 yılında mürebbiye olmak amacıyla Roe Head'e geri geldi. Fakat karakter ve mizaç olarak mürebbiyeliğin hiç de kendisine uygun olmayan bir meslek olduğuna karar veren Charlotte yaklaşık 3 sene sonra istifa etti.

Charlotte Bronte Yazın Hayatı Nasıl Başladı?

Ne yazık ki Victoria Dönemi kadınları için tek iyi tanımlı meslek grubunun mürebbiyelik olması onu bir süre psikolojik buhrana sürükledi. Ardından kendi okulunu kurma fikri Charlotte'u ileride öğrencilerine daha iyi eğitim verebilmek adına Fransızca ve Almanca dillerini öğrenmek için Brüksel'deki bir okula sürükledi. Burada yeni bir hayata başlama macerası Charlotte'u heyecanlandırsa da, okulun evli müdürüne tek taraflı duyduğu ilgi zamanla aşk acısına dönünce İngiltere'ye mecburi dönüş gerçekleştirdi. Ancak okul açma fikrini tek bir öğrenci dahi bulamadığından iptal etti.

Zamanın ve enerjisinin çoğunu yazılarına ayıran Charlotte, kız kardeşi Emily'nin şiir taslaklarını keşfetmesi ile, ikisinin oluşturduğu bir şiir koleksiyonu oluşturmaya başladılar. Aynı dönemde kadınların erkekler gibi yazarlık yapmasına izin bulunmadığından, erkek olduklarını düşündürtecek Currer, Acton ve Ellis takma adlarını edindiler. Finansal anlamda bir başarı yakalayamasalar da bu onları  roman yazmaya yeterince motive etti. Böylelikle Agnes Gray ve Uğultulu Tepeler ortaya çıktı.

Manchester'a yaptığı bir gezi esnasında Jane Eyre adlı kitabının temellerini oluşturan Charlotte, kitabının ilk baskısını 16 Ekim 1847de gerçekleştirdi. Geniş çaplı bir edebi üne kavuşan yazar, ayrıca 500 pound civarı bir gelir elde etti.

Yazarın Özel Hayatı

Mürebbiyeliğin 25 kat üzeri para kazanması ve edebiyat alanında tanınması her ne kadar Charlotte için harika olsa da, önce bağımlılık problemleri yaşayan erkek kardeşi Branwell'i, sonra Emily ve Anne'i art arda kaybetmesi onu hem duygusal hem de psikolojik manada yıktı. Derin üzüntü içindeki Charlotte bu olayla birlikte edebiyat camiası tarafından saygın bir kişilik ilan edildi. Kederini bir nebze olsun yatıştırmak adına Londra'yı ziyaret eden Charlotte burada kendi biyografisini yazacak olan Elizabeth Gaskell ile tanışma fırsatı yakaladı.

Hayatı boyunca gerçek aşkı bulmayı ümit eden Charlotte kendisine edilen pek çok evlilik teklifini reddetti. Ancak hayatının son zamanlarında yalnızlık duygusu ile baş edemediği düşünülen yazar, aşık olmadığını ancak kendisine çok saygı duyduğunu söylediği Rahip Arthur Nicholss ile evlendi. Babası gibi rahip olan eşi Nicholls ile ilişkisini onaylamayan yaşlı babası bu evliliği zamanla onaylamak durumunda kaldı. Hayatının geri kalanında yazı yazmaya çok fırsat bulamayan Charlotte günlerini kırsalda yaşlı babası ile ilgilenerek geçirdi.

Aynı günlerde hamile kalan Charlotte yağmurlu ve soğuk bir günde taşrada yaptığı uzun yürüyüş sebebiyle zatürreye yakalandı. Epey ilerleyen hastalığı onu 39.yaş gününde karnındaki bebeği ile dünyadan ayırdı.
Charlotte Bronte yazarına ait tüm eserler şöyledir; Jane Eyre, Uğultulu tepeler, Shirley, Profesör, Glass Town, The Green Dwarf, Poems'dir.

Ayrıca Charlotte'ın ve kız kardeşlerinin sanat ve bir o kadar da dram dolu yaşamı ilk olarak 1979 yılında Fransa'da Bronte Sisters ismi ile beyaz perdeye uyarlandı. 2016 yılında bir kez daha To Walk Invisivle Bronte Sisters adlı film biyografi/dram kategorisinde sinemaya uyarlandı.


BENZER YAZILAR

Orhan Pamuk’un İzinde İstanbul

Bu yazıda Orhan Pamuk’un romanları aracılığıyla geçmişin ve günümüzün İstanbul’unda kısa bir yolculuk vadediyoruz.

Eskiden Yasaklanmış Olan 5 Kült Kitap

Eskiden yasaklanmış olan, bugün bir kült haline gelmiş beş kitabın hikayesi.


Paylaş