Adını kütüphanecilik tarihine altın harflerle yazdıran girişimci: Mustafa Güzelgöz.

Mustafa Güzelgöz 1921 yılında doğdu. Çalışmak için İstanbul’a gitti ve 1940 yılına kadar bir depo memuru olarak çalıştı. 2. Dünya Savaşı sırasında 3.5 yıl askerlik yaptı ve memleketi Ürgüp’e döndü. 1943 yılında 23 yaşındayken memur olarak Ürgüp’te Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne atandı. 

İlk iş olarak kütüphanenin bir odasına atılan 2300 adet eski Osmanlı yazmasını çıkardı. Kütüphanecilik bilgisi olmadığı için bulduğu kütüphanecilik üzerine yazılan bir el kitabından yararlanarak kütüphaneyi modernleştirmeye başladı. Kütüphanenin özellikle çocuk kitapları konusundan eksik olduğunu görünce tanıdıklarıyla görüşerek ellerindeki kitapları bağışlamalarını istedi. Mustafa Güzelgöz kütüphane ile bu kadar ilgilenmesine ve insanları davet etmesine rağmen kütüphaneye kimse gelmedi. İnsanlar gelmiyorsa kütüphaneyi onlara götürmeyi düşündü ve bunu en iyi şekilde eşeklerle yapabileceğine karar verdi. Köylere kitapların ulaştırılması amacıyla ödenek başvurusu yapmak için Ankara Kültür Bakanlığına gitti. Yetkililerden iki kişilik bir kadro oluşturmak ve eşeklerin yem ihtiyacını karşılamak için ödenek aldı. 

Bir marangoza gidip iki sandık yaptırdı. Eşeği Yüksel’e bağladığı sandıklarla köy köy dolaşmaya başladı. Sandıklar 200’e yakın kitap alıyordu. Kendisi için de bir emanet defteri oluşturdu ve verdiği kitapları buraya kaydetti. Her köy arasında yaklaşık 5 kilometre yol vardı ve 36 köye hizmet etti. Ürgüp ve yöresindeki insanlar ilk kez kitap okumaya başladı ve artık “eşekli kütüphaneci Mustafa amca” olarak anıldı. 

Mustafa Güzelgöz okuma alışkanlığı kazanan kişilere dünya klasiklerini de vermeye başladı. Böylece Karain köyünde Balzac klasikleri okunur oldu. Mustafa Güzelgöz’ün kitap sevgisini aşılama çabalarının sonuçlarından biri de kız kaçırmak isteyen bir gencin Türk Ceza Kanununu okuyup kız kaçırmanın cezasını görerek bu niyetinden vazgeçmesiydi. 

Mustafa Güzelgöz, yöresindeki tüm halkın kitap okumasını istiyordu. Kahvede bütün gün oyun oynayan adamları kütüphaneye çekmek için bir kütüphane kurdu ve ilgilerini çeksin diye kütüphaneye radyo koydu. Zamanla adamlar kütüphaneye gelmeye başladı fakat evdeki kadınlar kütüphaneye gelmiyordu. Mustafa Güzelgöz bunun da çaresini düşündü ve Zenith ile Singer markalarına mektup yazdı. Markaların ona dikiş makinası yollaması karşılığında isimlerini kütüphaneye yazmayı teklif etti ve böylece bir sponsorluk anlaşması yaptı. İki firma da bunu kabul ederek toplamda 10 tane dikiş makinesi gönderdi. Kütüphanede salı günleri kadınlar günü oldu. Makine kullanmayı bilen kadınlar tarafından dikiş kursları açıldı. Kumaşını kapanlar soluğu kütüphanede aldı ve Mustafa Güzelgöz de sırada bekleyenlerin ellerine beklerken sıkılmasınlar diye kitap tutuşturdu. Bunlar moda, yemek yapımı, çocuk bakımı gibi kadınların ilgisini çekebilecek kitaplardı.  

Tek bir eşekle başlayan hikaye aralarında katır ve atların bulunduğu 10 adet kültür filosuna dönüştü. Bu başarı hikayesi Ankara’ya ve yurtdışına yayılmaya başladı. Amerika’da 1963 yılında The Lane Bryant Uluslararası İnsanlık Hizmet Yarışması düzenlendi. Yarışma çağrısına Devlet Planlama Teşkilatındaki bir çalışanın fikriyle Mustafa Güzelgöz ve projesi Eşekli Kütüphanenin icraatları ile cevap verildi. Bu proje iki farklı projeyle birlikte finale kaldığında Amerika’dan üç kişilik bir heyet durumu yerinde incelemek için Ürgüp’e geldi. Bölgedeki yüksek okuma yazma oranından ve kütüphane hizmetinin sistematiğinden çok etkilendiler. Yarışmada Eşekli Kütüphane’nin çalışmaları birinci oldu ve ‘The Lane Bryant Uluslararası İnsanlık Hizmetinde Gönüllü Takdirnamesi’ni aldı. 

1963 yılında Amerikan Barış Gönüllüleri kuruluşu tarafından Mustafa Güzelgöz’e bir jip hediye edildi. Ardından 1967 yılında Amerika’lı Büyükelçi ziyareti sırasında çalışmalarının ödülü olarak ona iki adet jip hediye etti. 

Mustafa Güzelgöz kütüphane müdürlüğü ile birlikte on üç kurumda görev aldı ve bölgede bir kalkınma ve girişim lideri konumuna geldi. Köylere kitap taşımanın yanı sıra okuma-yazma ve halıcılık kursları açmak, spor teşkilatı kurmak, köy gazetesi çıkarmak, folklor ve bando çalışmaları yapmak, Ürgüp’te ilk sinema gösterimi, fotoğrafçılık ve kooperatifçilik çalışmaları yapmak gibi girişimlerde de bulundu. 

Mustafa Güzelgöz’ün asıl görevi olan kütüphane müdürlüğünü ihmal etmesi gerekçesiyle hakkında bir soruşturma açıldı. Kendisi hakkında teftişe gelen müfettiş “Mustafa Güzelgöz kütüphanecilik faaliyetlerinin dışına çıkmakta ve ödenekleri şahsi çıkarları için kullanmaktadır.” şeklinde bir rapor hazırladı. Soruşturma sürecindeki baskılar sonucunda 28 yıl boyunca yaptığı kütüphanecilik görevinden sonra 50 yaşında emekli oldu. Daha sonra soruşturma müfettişi Şemim Bey’e İstanbul Fatih’teki Millet Kütüphanesi’nde rastladı. Müfettiş soruşturmayı yoğun baskı altında yaptığını ve olumsuz bir rapor yazması için zorlandığını itiraf etti. 

Mustafa Güzelgöz 2005 yılında hayatını kaybetti.

Ölümünden sonra Kapadokya halkı çok üzüldü ve aralarında toplanarak Ürgüp’e Mustafa Güzelgöz ve eşeği Yüksel’in heykelini diktiler

Mustafa Güzelgöz Hakkında Yayınlanan Çalışmalar

Aydın İleri ve Tayfun Talipoğlu’nun 2007 yılında yaptıkları “Eşekle Gelen Aydınlık” adlı kitap Mustafa Güzelgöz hakkında yazılan makalelere, köşe yazılarına, haberlere, karikatürlere ve fotoğraflara yer verir. Ayrıca içerisinde Mustafa Güzelgöz ile yapılmış röportaj da bulunur. 

Fakir Baykurt’un hayatının son anlarında, hasta yatağında yazdığı “Eşekli Kütüphaneci” adlı romanında da Mustafa Güzelgöz anlatılır. 2007 yılında yazdığı romanda Yunan genç Dimitros, atalarının yaşadığı toprakları görmek için Ürgüp’e gelir ve burada Aziz’in evinde kalır. Aziz’in babası ise Mustafa Güzelgöz’dür. Dimitros Eşekli Kütüphaneci’yi tanıdıkça gezdiği yerleri daha çok sevmeye başlar ve kendi yaşadığı Larissa şehri ile Ürgüp’ü “kardeş şehir” yapma çalışmalarına başlar. Eşekli Kütüphaneci kitabının pdf haline buradaki linkten ulaşabilirsiniz.

Türk Kütüphaneciler Derneği de 1991 yılında Mustafa Güzelgöz’ün hikayesinin anlatıldığı çeşitli yayınlar ve makaleler çıkarmıştır. 

Ahmet Şerif İzgören 2010 yılında yayınladığı "Süpermen Türk Olsaydı Pelerinini Annesi Bağlardı" isimli kitabında girişimcilik, yurt sevgisi, iş kalitesi konularını Mustafa Güzelgöz’ün hikayesi üzerinden işlemiştir. Kitapta bireysel değil toplumsal gelişmeyi anlatmıştır. 

“İnsanlar ölür. Ölmeyen bir şey varsa kitaplardır.” Mustafa Güzelgöz

 

Kaynaklar:

Baykurt, F., 2007, Eşekli Kütüphaneci, Literatür Yayıncılık.

https://tr.wikipedia.org/wiki/Mustafa_G%C3%BCzelg%C3%B6


BENZER YAZILAR

Propaganda Nedir?

Propaganda nedir? Edebiyatta örnekleri nelerdir?

Cumhuriyet Dönemi'nin İlk Dergileri: 5-Yücel Dergisi

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Kemalizm’i yaymak için çıkarılan Yücel dergisinin amacı ve yayın hayatı.


Paylaş