Gotik Edebiyatı'nın temsilcisi Edgar Allan Poe'nun yazılarının şekillenmesinde rol alan takıntıları.

Yazar: Müge Bozkır

Edgar Allan Poe'nun hayatına hakim olmadan yazarın iç dünyasına girmek kolay değildir.

Edgar Allan Poe Kimdir? 

Edgar Allan Poe, 19 Ocak 1809'da Boston Massachusetts eyaletinde Amerika'da dünyaya geldi. Çok kaygılı bir yapısı vardı. Ölümü ve gizemi yoğun olarak yazılarında işleyen Edgar Allan Poe şair, eleştirmen ve Amerika'da ün kazanmış kısa hikaye yazarıydı. Poe daha 3 yaşına bile gelmeden oyuncu olan annesi ve babası vefat etmişti. Onu yetiştiren John ve Frances Allan, Edgar allan Poe'yu Virginia Üniversitesi'ne gönderdi. Çok geçmeden üniversiteyi bırakmak zorunda kalan Poe'nun kumar borçları giderek artıyordu. John Allen bu borçları ödemeyi reddediyor ve Poe'nun sorumluluk almasını istiyordu.

Onu büyüten aileyle ilişkileri kötü giden Poe, Birleşik Devletler ordusuna girdi ve ilk şiirlerini orada yazmaya başladı. Maddi sebepler yüzünden askeriyeden de ayrılan Poe, teyzesi Maria Clemm ve kızının yaşadığı Virginia eyaletine taşındı. 1835 yıllında kısa hikayelerini dergilere satmaya başladı ve Southern Literary Messenger dergisinin editörü oldu. 1836 yılında o zamanlar daha 13 yaşında olan Poe kendi kuzeniyle evlendi. 1847'de tüberküloz sebebiyle ölen eşinin ardından, Poe'nun hayatı depresyon ve alkol ile daha da kötüye gitmeye başladı.

Onun yazılarını etkileyen ve şekillendiren üç temel korku vardır. Güzel kadınların ölümüne olan takıntısı ve korkusu, alkole olan takıntısı ve bağlılığı ve deliliğe takıntısı mevcuttur.

Virginia Eliza Clemm Poe- Edgar Allan Poe'nun karısı

 

Güzel kadınlara olan takıntısı 

Edgar Allan Poe'nun güzel kadınların ölümüne olan takıntısının temel sebepleri Poe'nun sevdiği çoğu kadının erkenden ölmüş olmasıdır. Poe 3 yaşından önce kaybettiği annesi, 13 yaşında evlendiği eşi, üvey annesi ve aşık olduğu tüm kadınların ölümünü görmüştür. Bu korkuyu ve takıntıyı yansıttığı en ünlü eseri, Kuzgundur.

''Acının ara verdiği anı boşuna, 

Yitirdiğim Lenore'un verdiği acı

O eşsiz, ay yüzlü masum kız, meleklerce konmuştu Lenore adı''

Poe'nun ölümlerle ilgili anıları Kuzgun şiirinde yankı bulur. Anılarından kaçmaya çalışırken, bir yandan da sevdiği kadınların hayata dönmesini diler. Sevdiği kadınlar ölü olmasına rağmen, onları güzel kadınlar olarak hatırlar.

"İpeksi mor perdelerin üzgün, kararsız sesi,

Ürküttü beni, o güne kadar hissetmediğim bir dehşetti kaplayan içimi"

Poe'nun yaşadığı dönemde mor rengi kıyafet ölülerin gömülürken yaygın olarak giydiği bir renkti.

Sarah Helen Whitman- Edgar Allan Poe'nun sevgilisi

Delirme Korkusu

Poe, akıl sağlığını kaybetmekten oldukça korkmaktaydı. İlginç olan şu ki Poe'nun hikayelerindeki karakterle ya deli ya da hikayenin devamında deliriyordu. Müzevir Yürek hikayesinde bu temayı görebiliriz.

''Cennetteki ve dünyadaki bütün sesleri duyuyordum. Cehennemden gelen pek çok sesi duyuyordum. Söylesenize, nasıl deli olabilirim?''

Karakter deli olduğunu kabul etmemesine rağmen, apaçık bir şekilde zırdelidir. Monolog şeklinde ilerleyen konuşma, yazarın hayal gücünün ne kadar geniş olduğunu gösterirken aynı zamanda biz insanlar olarak gerçek hayatta kabul etmeyeceğimiz bir olguyu da gözler önüne serer.

''Yaşlı adamı severdim. Bana hiç zararı dokunmazdı. Beni asla kırmazdı. Altınlarında da gözüm yoktu. Beni sinirlendiren… Sanırım, gözleriydi! Evet, buydu! Bir akbabanın gözü vardı onda -- üzerinde ince bir zar, donuk, mavi bir göz--. Ne zaman bakışlarını üzerimde hissetsem kanım donuyordu ve gün geçtikçe, adım adım, yaşlı adamın canını almayı, böylelikle gözlerinden sonsuza dek kurtulmayı kafama koydum.''

Karakter masum bir insanın hayatını sadece yaşlı adamın gözlerinden korktuğu için öldürmeyi planlayacak kadar mantık çerçevesinden uzaklaşmıştır.

Edgar Allan Poe'nun tıbbi geçmişi ve karakteri üzeride çokça spekülatif bilgi vardır. Poe'nun tekrarlayan depresyon atakları, davranış değişiklikleri ile birlikte afyon ve morfin gibi ilaçların yanlış kullanımı sebebiyle bipolar ve hipomani teşhisi konmuştur. Kuşkusuz, depresyon atakları ailesindeki hastalık ve ölümler, maddi problemler ve sayısız çevresel faktör tarafından tetiklenmiştir.

Alkol Bağımlılığı

Edgar Allan Poe'nun alkole olan saplantısı ölümüne yol açan en önemli faktörlerden biri olmasının yanı sıra birçok kişinin Kara Kedi olarak bildiği harika bir hikayeyi şekillendirmeye ve etkilemeye yol açmıştır.

''Ne yazık ki, içkici oldum, (söylemeye utanıyorum) huyum suyum tamamıyla değişti, kötülüğe doğru yöneldi. Her geçen gün biraz daha sinirli, hırçın, başkalarının duygularına karşı saygısız oldum. Karıma da ağzıma geleni söylüyordum. Zamanda işi daha ileri götürerek dayak atmaya kadar vardırdım.''

Hikayede geçen Kara Kedi, Edgar Allan Poe'nun alkolik olma durumunu yansıtır. Poe hayatı boyunca alkolik olmakla suçlanmıştır. Kara kedi sadece Poe'nun karşı karşıya kaldığı alkolizmin bir sembolü değil, aynı zamanda hastalıkları ile başa çıkma mücadelesidir. Alkol kullanımı Poe’nun alkolün kötülükleri üzerine bir ahlak hikayesi olarak okunabilen “Kara Kedi” öyküsünde çok belirgindir. Anlatıcı, hayvanların çok kibar ve nazik bir sevgilisi olmaktan, çaresiz hayvanları yok eden ve alkolizm nedeniyle acımasız bir katil haline gelen kısır bir canavar olmaya kadar gider. Hikayedeki imgeler bize Edgar Allan Poe'nun nasıl bir yaşam sürdüğü konusunda gerekli ipuçlarını vermektedir. Alkol bağımlılığı Edgar Allan Poe'nun hayatında ve yazılarında önemli bir parça haline gelmiştir.

17 yaşında alkole başlayan Poe, alkole karşı oldukça duyarlıdır. Ve alkole ne su ne de şeker karıştırmadan içtiğinden dolayı hem fiziksel hem de zihnen hasara uğramıştır. Poe'da gözlemlenen halüsinasyon semptomları aynı zamanda ilaç kullanımı ve ara sıra alkolden uzak durma ile de ilişkili olabildiği düşünülmektedir.

 

Kaynaklar:

http://www.sabitfikir.com/siir/%E2%80%9Ckuzgun%E2%80%9D-nazire,

https://tr.wikipedia.org/wiki/Anasayfa


İLGİLİ

Edebiyat Kavgaları: Faulkner vs. Hemingway

Nobel Ödüllü yazarlar, William Faulkner ve Ernest Hemingway'in edebi rekabeti.

Amerikan Rüyası ve Edebiyata Yansımaları

Amerikan rüyası nedir ve bu fikrin edebiyata yansımaları nasıl olmuştur?


Paylaş