Ursula K. Le Guin'in yazdığı, Avatar filmine ilham veren, "Dünyaya Orman Denir" adlı romanın incelemesi.

Ursula K. Le Guin'in yazmış olduğu, 1972 yılında yayınlanan, 1973 yılında Hugo ödülüne layık görülen kısa romanı "Dünyaya Orman Denir", yazımı Vietnam savaşı yıllarına denk geldiğinden ağırlıklı olarak anti-militarist bir temaya sahip. Ancak bunun yanında yazar insanlığa dair başka birçok göz ardı ettiğimiz soruna mercek tutuyor. İnsanın çevreyle ve diğer türlerle olan ilişkisinden bahsederken bizi içimizdeki şeytan ile karşı karşıya getiriyor.

Dünyaya Orman Denir Kitabının Konusu 

Kitap, "Atshe" adında kurgusal bir gezegende geçiyor. İnsanların artık gezegenleri kolonileştirmeye başladığı bir gelecekte, dünyadaki tüm ormanları yok eden insanlar, odun ihtiyacını karşılamak için yüzeyi ormanlarla kaplı olan Atshe gezegenine gelirler. Yerleşim yerlerini kurmak ve odun toplamak için ormanları yok etmeye başlayan insanlar, "yaratıkçıklar" dedikleri Atshe yerlilerini de kendilerine köle yaparlar. Ancak dünya ve ormanı bir olarak gören ve ormanı yuvaları olarak bilen Atshe yerlileri, bu sömürü ve yıkım düzenine karşı çıkıp, direniş başlatmak niyetindedir.

Kitap, genel olarak üç karakter etrafında döner; Yüzbaşı Davidson, Yüzbaşı Lyubov ve Atsheli Selver. Davidson ile Lyubov bir tamamen zıt karakterlerdir. Davidson, insan ırkının kötücül ve yıkıcı yanını temsil ederken, Lyubov insanların daha iyiye ulaşma potansiyelini temsil eder. Lyubov, Atshe kültürüne ilgilidir, Atshe dilini bilir ve gezegeni korumak ister. Davidson ise Atshelilerin ezilmesi gereken böcekler olduğunu ve insanlığın gücünün yettiği her şeyde hakkı olduğunu düşünür. Selver ise eşi Davidson tarafından tecavüz edilmiş ve öldürülmüş bir Atshe yerlisidir, zorunlu direniş hareketinin lideri haline gelir.

Atshe Halkı

Atshe yerlileri, ortalama olarak 1 metre uzunluğunda, işgalci insanlardan oldukça kısa ve fiziksel olarak zayıftırlar. Vücütları yeşil tüylerle kaplıdır. Pasifist bir kültürleri vardır ve şiddet nedir bilmezler. Onlar hakkında insanların dikkatini çeken şey, aralarında tecavüz, şiddet ve cinayet gibi kavramların var olmamasıdır. 

Ataerki Ve Emperyalizm

Atshe işgalinin baş figürü olarak görülen Yüzbaşı Davidson karakteri, Ataerkil kültürün bir elçisi olarak sunuluyor. Davidson, kendi kuralları ve emirleri ile etrafındaki herkes üzerinde hüküm sürüyor. Zayıf olanı ezip, gücü ve güçlüyü yücelten bir karakter.

Davidson ayrıca etrafındaki her canlıyı objeleştiren bir adam. Kadınlar ve kendinden güçsüz gördüğü erkekler de buna dahil. Sürekli olarak kadınlar hakkında konuşuyor, ancak kadınlar onun için sadece cinsel olarak kendini tatmin edeceği araçlar. Aynı şekilde Atshe halkı da onun için ya köle olarak kullanılacak ya da tecavüz edilecek eşyalardan başka bir şey değil.

Davidson'un kitaptaki bu sözü onun ataerkil bakış açısını özetler nitelikte: "Gerçek şu ki, bir erkeğin gerçekten ve tamamen erkek olduğu tek zaman, bir kadına sahip olduğu veya başka bir adamı öldürdüğü andır." Davidson, şiddete yabancı olan Atshe halkının da yeterince erkek olmadığını düşünüyor ve onların katliamını kendi bakış açısıyla rasyonalize ediyor. Ataerki, şiddete dayalı bir güç ile Atshe halkı üzerinde baskı oluşturuyor ve onların üzerinde hüküm kurmaya çalışıyor. Çünkü bunun tam aksine Atsheliler anaerkil bir toplum yapısına sahip, güce veya materyale değil, bilgiye ve maneviyata önem veriyorlar.

Yazar ayrıca bu ataerkil toplumun savaşa ve sömürüye olan aç gözlülüğünü de niteliyor. Medeniyet getirme bahanesi altında yerel halk üzerinde hüküm kurma, sömürü ve katliam emperyalizmin kullandığı araçlar sadece, bu kitapta ise emperyalizm ile ataerkil kültür birlikte çalışıyor.

Türcülük ve Sömürü

Kitap direkt olarak farklı olana karşı davranışlarımız üzerine bir eleştiri sunuyor. İnsanların, farklı tür olan Atshelilere karşı davranışları üzerinden kolonyal devletlerin diğer dünya ülkeleri üzerinde izledikleri politikalar ve sömürü yöntemlerine bir eleştiri yapıyor. Yazar aynı zamanda türcülük ve ırkçılığın birbirine bağlı olduğunu gösteriyor, her ikisi de kendimizden aşağı olarak gördüğümüz canlılar üzerinde onları kullanma ve sömürme hakkı bulma yanılgımızdan doğuyor.

Kitapta insanlığın tüm kötü özelliklerinin vücut bulmuş hali olan Davidson şöyle diyor: "Bu işler böyle. İlkel ırklar gelişmiş olanlara yer açmalı her zaman. Ya da, onlara benzemeli." Atshe halkının asimile edilecek kadar zeki olmadıklarını düşünüyor ve  bu yüzden yok edip problemin kökten çözülmesi gerektiğine inanıyor. Onları gorillere benzetiyor ve artık hiç goril kalmayan dünyada yaşamak mümkün ise neden bu küçük yaratıkların olmadığı bir Atshe mümkün olmasın, diye düşünüyor. Türcülük çıkar uğruna farklı olanı katletmeyi rasyonel hale getiriyor.

Kölelik yapabilecek kadar güçlü ama karşı koyamayacak kadar zayıf olan Atshe halkı, bu türcü ve sömürü temelli zihniyet için kolay hedef olarak görülüyor. Ya kamplarda ölene kadar çalıştırılıyorlar, ya tecavüz edilerek öldürüyorlar ya da ölene kadar dövülüyorlar.

İsyan Teması

Kitap, birçok devrim temalı romanın aksine, isyan temasını romantize etmiyor. Bu zorunlu devrim ve şiddetin yerliler üzerindeki etkisine odaklanıyor. Atshe halkı dünyalılar gelmeden önce şiddet nedir bilmeyen canlılardı ve insanlar yüzünden zorunlu olarak şiddete başvurmak zorunda kaldılar, ya da şiddete başvurmak zorunda bırakıldılar. Yazar bu zorunluluğun Atsheliler üzerindeki etkisine odaklanıyor ve kitabın sonunda anlıyoruz ki savaş bitmiş olsa da Atshe'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, çünkü Atshe halkı artık savaş ve şiddete tanık oldu ve gelecekteki barış fikri her zaman bu savaş ve şiddetin gölgesi altında var olmak zorunda kalacak. 

Yazar her ne kadar bizi kötü vasıflarımızla karşılaştırıyor olsa da geleceğe dair bakış açısı yine de umutlu. Davidson ve Lyubov örnekleri üzerinden insanlığın potansiyellerini gösteriyor. Davidson veya Lyubov olmak tamamiyle bize bırakılmış. "Çokluk içindedir yaşam ve yaşamın olduğu yerde umut vardır." Farklılıklarımızla özelleştirdiğimiz küçük dünyalarımıza Davidson'un temsil ettiği fikirleri değil, Lyubov'un temsil ettiği anlayış, hoşgörü ve merhamet kavramlarını işleyelim.

Ursula K. Le Guin'e dair yazımıza da göz atmanızı öneririz. 

Kaynakça:

https://theanarchistlibrary.org/library/ursula-k-le-guin-the-word-for-world-is-forest-1

https://en.wikipedia.org/wiki/The_Word_for_World_Is_Forest#:~:text=The%20Word%20for%20World%20Is%20Forest%20is%20a%20science%20fiction,of%20Le%20Guin's%20Hainish%20Cycle.


BENZER YAZILAR

Cengiz Aytmatov kaleminden Aşk: “Cemile”

"Dünyanın en güzel aşk hikayesi" olarak nitelendirilen Cemile ve yazarı Cengiz Aytmatov

Yaşar Kemal’den Buram Buram Anadolu: İnce Memed

Yaşar Kemal’in başyapıtı olan, okurken Anadolu insanın problemlerine ışık tutan İnce Memed serisini inceledik.


Paylaş