Salgın hastalıkları konu edinen üç önemli eser hakkında bilgiler.

Bütün dünyayı etkilediğine şahit olduğumuz “salgın hastalık” kavramı daha önceki çağlarda nasıl yaşanmıştı? Bu salgınlar hangi ünlü yazarların çok bilinen romanlarına ilham olmuştu? Merak edip araştırdık, en çok duyduğumuz üç eseri derledik.

Körlük – José Saramago

Bilinmeyen bir zaman diliminde ve bilinmeyen bir kentte, arabasını sürerken aniden kör olan bir adamın panikle trafiğe karışması ve etkileşime geçtiği herkese körlüğü bulaştırması ile başlayan roman, bize beklenmedik bir felaketin toplumu nasıl yozlaştırdığını, insani değerlerinden kopardığını anlatıyor. Bütün kente salgın bir hastalık gibi yayılan körlükten sadece bir göz doktorunun karısı etkilenmiyor; etkilenmediği için de insanların akılalmaz kötülüklerine, cinayetlere, tecavüzlere şahit oluyor.  Körlük olgusunu bir metafor olarak kullanan Nobel ödüllü Portekizli yazar, sözcük oyunlarına başvurmadan kullandığı yoğun diliyle olağanüstü ürkütücü ve duru bir anlatım yakalıyor. 

Kolera Günlerinde Aşk - Gabriel García Márquez

Edebiyatta büyülü gerçekçilik akımının usta temsilcisi, Nobel ödüllü yazar Gabriel García Márquez, bu romanında 19. yüzyılın sonlarında yaşanan bir aşkın en tutkulu biçimlerini kendine has destansı diliyle anlatıyor. 1985 yılında okura sunulan roman, kolera salgınının milyonları kasıp kavurduğu dönemde başkahraman Florentino Ariza’nın 13 yaşındaki Fermina Daza’ya ilk görüşte başlayan aşkını konu ediniyor. 

İnsanların avcı-toplayıcı hayattan yerleşik hayata geçmeleriyle beraber yaşadıkları yerlerdeki hijyen eksikliğiyle kolera salgını baş gösteriyor. İnsandan insana kolayca bulaşıp, vücutta aşırı su kaybına neden olan kolera, vücuttaki minerallerin de kaybına yol açarak cilde mavi tonlarında bir renk veriyor, dil ve dudak morarıyor, göz çukurları çöküyor. Márquez’in romanında ise bu tutkulu aşk, zavallı Florentino’yu kolera gibi etkisi altına alıyor.   

Kolera’ya yakalanmış Venedikli bir kadın [Wellcome Library, London Iconographic Collections, Library reference no.: ICV No 10741]

“Ama insanların her zaman annelerinin onları dünyaya getirdiği zaman doğmadıkları, yaşamın onları bir kez daha, hem de sık sık kendi kendilerinden doğmaya zorladığı düşüncesine kaptırdı kendini.”

“Bu yaşamdan götüreceğim biricik hayal kırıklığı şu: Birçok cenazede şarkı söylediğim halde, kendi cenazemde söyleyemeyeceğim.” 

Veba - Albert Camus 

Veba (Fransızca aslı: La Peste), edebiyatta varoluşçuluğun temsilcilerinden Nobel ödüllü yazar Albert Camus’nün 1947 yılında yayımlanan romanıdır. Felsefi ve absürd kurgu türündeki roman,  Cezayir’in Oran kentinde geçiyor ve romanda bir başkahraman bulunmuyor.

 20. Yüzyılda geçen romanda farelerden insanlara geçen bir hastalık sonucu insanlar kitleler halinde ölüyor. Belirtiler vebaya işaret ediyor fakat kimse bu yüzyılda vebaya yakalanacağına inanmak istemiyor. Normal hayatlarına devam ederek başlarına böyle bir felaketin gelmeyeceğine inanan insanlar ölümle burun buruna geliyor ve artık herkes bu gerçeği kabulleniyor

Yitirilen kayıplar, karantina ile geçen haftalar ardından bir yıl sonra veba kenti terkediyor. Herkes günlük hayatına geri dönerken, romanın karakterlerinden biri olan Doktor Rieux “Veba asla ölmeyecek; yatak odalarında, mahzenlerde, sandıklarda, mendillerde ve eski gazetelerde sabırlı bir şekilde bekleyerek, farelerini canlandırıp mutlu şehirlerde onları yeniden ölüme gönderecek.” diyor. 

Camus Veba için, herkes kendi içinde kendi vebasına sahiptir ve hiçkimse buna bağışıklı değildir, diyor.

Veba, Camus’nün belki de en kederli, en şiirsel romanı. Felaketin yazgıya dönüştüğü bu şiirde renkler oldukça koyu fakat yazar da bir o kadar umut dolu.

Önce insanların kendi başlarına geleceğine inanmadığı, sonra yakın çevresinden belki de kendisinden şahit olarak önlem almaya karar verdiği salgınlar aslında yeni bir olay değil. Yüzyıllar önce yaşanmış hastalıklar aslında hiç bitmemiş, farklı etkilerle farklı şartlarda yeniden doğmuş ve günümüze gelmiş. Başımıza gelmeden önce önlem almanın gerekliliği ise yüzyıllardır hiç değişmemiş.

Kaynaklar:

Can Yayınları 1 2. , academia.edu , nytimes


BENZER YAZILAR

Dante Alighieri

Ortaçağ şairi ve filozofu Dante Alighieri'nin hayatı, eserleri ve ölümünün 700. yılını kutlamak için düzenlenen etkinlikler.

Botter Apartmanı: Gerçek Bir Apartmanda Yaşamış Hayalî Bir Ailenin Romanı

İstiklal Caddesi’ndeki Botter Apartmanı’nın tarihi ve "Botter Apartmanı" adlı romanın incelemesi


Paylaş