Amerikan rüyası nedir ve bu fikrin edebiyata yansımaları nasıl olmuştur?

Yazar: Ali Baran Biberoğlu- İstanbul Medipol Üniversitesi

Amerikan Rüyası Nedir? 

James Truslow Adams, 1931’de yazdığı “The Epic Of America” kitabında Amerikan rüyasını; herkesin yeteneklerine göre sorumluluk sahibi yapılıp, ödüllendirilebileceği bir sistem olarak değerlendirmiştir. James Truslow Adams kitabında, “Avrupa’da üst sınıflara ulaşmak bulunduğun konuma göre yıpratıcı ve oldukça güvensiz olabiliyor. Ancak Amerikan Rüyası sadece motorlu arabaları olanların ve yüksek ücret kazananların rüyası değil. Her erkeğin ve her kadının, doğum veya konum koşullarına bakılmaksızın, doğuştan yetenekli oldukları durumda, sıfırdan dahi başlasalar en üst konuma ulaşabilecekleri ve başkaları tarafından ne oldukları için tanınabilecekleri bir toplumsal düzen hayalidir.” demektedir.

Amerika Birleşik Devletleri'nin Bağımsızlık Bildirgesi'ni yazanlar aslında belli gerçekleri açık bir şekilde ortaya koyar. Yazılan bu gerçekler aslında yaratılmak istenen Amerikan rüyası idealinin farkında olmadan yaratılmış temeli olabilir. “Tüm insanların eşit yaratıldığı, yaratıcıları tarafından devredilemez haklarla donatılmış oldukları, bunlar arasında yaşam, özgürlük ve mutluluk peşinde koşabilme..”  şeklinde devam eden bildirge, aslında hayalleri olan insanları en başından beri cesaretlendiren güzel koşulları yaratır. Peki, Doğu'nun büyük şehirlerinden ayrılıp, devredilmez haklar elde etmek için bu bilinmeyen, uçsuz bucaksız kara parçasına gelmek mantıklı mıydı? Amerika Birleşik Devletleri'ne gelen göçmenler, yaşamlarını, özgürlüklerini ve sonunda gerçekleştirebileceklerini düşündükleri hayallerinin peşinden mi gidiyorlardı? II.Dünya Savaşı sonrası, gazilerin istediği şey; bir ev, bir araba ve bir aile üçlemesiyse bile bu fikir tüm Amerikalılar için gerçek olabilir miydi?

Bazıları, Amerikan rüyasının maddi refah arayışı haline geldiğini söylüyordu. İnsanlar mutlu bir aile, şık arabalar, süslü evler kısacası refah dolu bir hayat satın almak için daha fazla mesai yapıyorlardı. Ancak refahlarının tadını çıkarmak için yeteri kadar zamana sahip olamıyorlardı. Öteki taraftan bakan insanlar ise Amerikan rüyasının, ailelerinin hayatta kalmasını sağlamak için iki iş yapması gereken insanları anlamanın çok gerisinde kaldığını düşünüyordu. 

John Steinbeck, Gazap Üzümleri’nde “Burası özgürlükler ülkesi. Yaa... Hele biraz kullanmaya kalk bakalım o özgürlüğü. Cebindeki parayla ne kadar özgürlük satın alabiliyorsan o kadar özgürlük tanıyor herif sana.” diye Amerikan rüyası fikrini eleştirirken, birçok film bu fikrin güzellemesini yaparak hayalleri olan birçok Amerika büyüsü altına alabilmişti. İşte bu noktada Amerikan rüyasının, gerçek bir rüya mı, yoksa bir kabus mu oluşu tartışılabilir bir konu olmuştu.

Amerikan Rüyası ve Edebiyat

Hayaller Gerçekleşiyor mu? Hayallere bağlı!

Aslında Amerikan rüyası fikri hakkında söylenebilecek en doğru şey, fikrin herkes için farklı olmasıydı. Fikir bir Amerikan ideali olarak başlamış olsa dahi tüm dünyaya yayılmıştı. Sonuçta, diğer ulusların da fikirleri ve vizyonlarıyla birleşerek akıllarda birçok farklı fikir ve düşünce yaratmıştı. Kimilerine göre başarılı kimilerine göre umutsuz görünen Amerikan rüyası, o günlerden bugüne birçok yazarı hala etkilemektedir.

Büyük yazarlar Mark Twain ve F. Scott Fitzgerald ünlü eserlerinde Amerikan rüyası fikrini güzel bir şekilde kullandılar.

Huckleberry ve Jim 

Twain’in başarılı romanı Huckleberry Finn'in Maceraları, özgürlük ve Amerikan rüyası kavramlarının ne anlama geldiğiyle doludur. Kitapta Amerikan rüyası: kısıtlamalara sahip olmamayı, geniş Batı kıyılarında zevk almayı, özgür olmayı sembolize etmiştir. Rüyanın güzelliği ve özgürlüğü, Huck ve köle olan Jim için bir gereklilik olarak tasvir edilmiştir. 

Huckleberry Finn'in Maceraları’nda Mark Twain, farklı ırktan iki ana karakteri Jim ve Huck’ın dostluğu ile Amerikan rüyası fikrini ifade eder. Huck, babasından kaçan haylaz, genç ve beyaz bir erkektir. Mississippi Nehri'nin kıyılarında koşarak toplumun baskısından kaçmaya çalışan Huck, babasından kaçmasına yardım eden ve bir yandan özgür olmak isteyen siyahi köle Jim ile heyecanlı maceralara atılır. Bu maceralar Huck’ı olgunlaştırmaya başlar. Romanın ilerleyen bölümlerinde ise ırkçılık, özgürlük gibi kavramların farkındalığına erişir. Ayrıca kitap Güney’in dilini, yaşayışını gerçekçi ve güzel bir şekilde anlatır.

“Ellerime iyi bakın, saygıdeğer bayanlar ve baylar, tutun onu sıkkın. Bu Yeni Bir Hayata doğru ilk adımını atan, ölse de bu yoldan geri dönmeyecek bir adamın eli artık. Bu el artık temiz bir el; sıkın onu korkmayın...”

Huckleberry Finn’in Maceraları, Mark Twain

Muhteşem Gatsby

Bununla birlikte, Fitzgerald tarafından yazılan Muhteşem Gatsby (The Great Gatsby), Amerikan rüyasının çöküşü üzerine yazılmış eşsiz bir romandır. Fitzgerald 1920'leri, Amerika'nın boş mutluluklar peşinde koşan; çürümüş, ahlaki ve sosyal değerleri olmayan dönemi olarak tasvir etmiştir.

Gatsby bir milyonerdir ve yeni taşındığı malikanesinde her hafta sonu yüzlerce insanın katıldığı büyük partiler verir. İnanılması güç bir zenginlikte olan Gatsby, neredeyse Amerikan rüyasının en sağlam karakterlerinden biridir. Daisy ise Gatsby’nin aşık olduğu kadındır. Kitapta Gatsby, Daisy ile iletişim kurabilmek için lüks ve gösterişli nesnelere ihtiyaç duyar. Aslında bu da bireyin kendine olan yabancılaşmasını bize en iyi anlatan örnektir. Kitapta insanların da giderek nesneleşmesini görürüz.

Hacimce oldukça kısa olan roman, bolca metaforlar, nesnelerin anlamlarını da içerir. Gatsby’nin muhteşem malikanesinin bulunduğu yer West Egg’dir. Burada tamamen zenginler yaşarken, diğer bir yandan şehrin dışında, fakir insanların yaşadığı Küller Vadisi vardır. Aslında bu da sınıf farklılıklarının bir anlatımıdır. Romanın bir diğer önemli metaforu ise yeşil ışıktır. Daisy ve Tom’un evinin önünde sürekli yanan ışık Gatsby için çok ilgi çekicidir, bu ışığa sürekli dokunmak ister. İşte bu yeşil ışık, Gatsby için umudun metaforudur denilebilir. Sevdiği şeye ulaşmak için beslenen umut, genel anlamıyla Amerikan rüyası…

Amerikan rüyasına yapılan diğer bir eleştiri ise Daisy’nin kocası Tom üzerinden yapılmaktadır. Dönemde birçok insan bu rüyaya erişmek için, yetkin insanları bir basamak gibi kullanmıştır. Tom zengin bir adamdır fakat metresi Küller Vadisi’nde yaşamaktadır. Metresi, Tom’u Amerikan rüyasına erişmek için bir yol olarak görür.

“Daha genç olduğum ve daha kolay etkilendiğim yaşlarda, babamın bana verdiği bir öğüt, o gün bugündür hiç aklımdan çıkmaz. 'Birini eleştirmeye kalktığında' demişti, 'herkesin seninle aynı imkânlarla dünyaya gelmemiş olduğunu aklına getir"               

Muhteşem Gatsby – F. Scott Fitzgerald

Sonuç olarak bugün bile “Amerikan rüyası” kavramının anlamı kullanıldığı yere göre değişiyor. Hatta Amerika’nın dışında birçok ülkenin de “rüyası” olduğunu söylemek mümkün. Göçmenler bu kavramı "özgürlük" olarak ele alırken, siyasetçiler genellikle "eşitlik" kısmına değiniyor. Bir kısmı için müstakil ev, araba ve iş anlamına gelirken, bazıları için " sıfırdan milyoner olma" anlamına geliyor. Başka bir deyişle "Amerikan rüyası" insanların hala nasıl isterse öyle görüp, yorumladığı öznel bir kavram olarak kalıyor ve böylece sürüp gidiyor.

Kaynaklar:

http://www.loc.gov/teachers/classroommaterials/lessons/american-dream/students/thedream.html

http://www.let.rug.nl/usa/documents/1776-1785/the-final-text-of-the-declaration-of-independence-july-4-1776.php

https://www.123helpme.com/essay/The-American-Dream-in-Adventures-of-Huckleberry-262372

https://blog.prepscholar.com/the-great-gatsby-american-dream

https://1000kitap.com/kitap/muhtesem-gatsby--2195/alintilar


İLGİLİ

Lavinia: Sana Gitme Demeyeceğim

Buruk bir tadı olan aşk şiiri, Lavinia...

Toni Morrison: Hayatı ve Eserleri

Afro-Amerikan Edebiyatı’nın öncüsü ve ilk siyahi kadın editör Toni Morrison’ın yazarlık hayatı ve eserleri.


Paylaş