Ahmet Haşim’in hayatının belirli bir dönemine dair bilgiler ve fikirler

Ahmet Haşim’e Dair Çalışmalar

Edebiyat araştırmacısı, Beşir Ayvazoğlu’nun, Haşim adlı biyografik çalışmasında da belirtiği gibi, Ahmet Haşim hakkı olan ilgiyi görmeyen ama görece bu konuda şanslı olan yazarlarımızdandır. Kendisi hakkında ilk çalışma, Kerim Sadi’ye aittir ve 1933 yılında yayınlanmıştır. Ahmet Haşim hakkında, yazılan, yirmi kadar eserden, dikkatleri üstüne çekenler ise Yaşar Nabi Nayır, Abdülhak Şinasi Hisar ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’na aittir, ayrıca Murat Belge’nin hacimli çalışması Şairaneden Şiirsele kitabında da Ahmet Haşim’e yer verilmiştir.

Çocukluk ve Gençlik Yılları

Ahmet Haşim, 1887 yılında, Bağdat’ta doğdu. Kökeni Alusizadeler diye bilinen köklü bir ulema ailesine dayansa da Ahmet Haşim yaşamı boyunca doğduğu bölgeden ve o bölgeyi temsil eden milletten utanç duyacaktır. Ahmet Haşim, dokuz yaşına gelince, eğitim için İstanbul’a gönderilir. Liseyi o zamanlar Mekteb-i Sultani olarak anılan Galatasaray’da okudu bu lisenin müdürü ise dönemin ünlü şairi Tevfik Fikret’ti. Üniversite yaşantısı ise o dönem Mekteb-i Hukuk olarak bilinen İstanbul Üniversitesi’nde geçmiştir. Bu süreç içinde Fransızca bilgisinin de katkılarıyla Mekteb-i Sultani’de çalışmaya başlar.

Fecr-i Ati

Sloganları, ‘’San’at şahsi ve muhteremdir.’’ olan Fecr-i Ati topluluğu itiraf etmeli ki edebiyatımızda derin bir etki yaratmamıştır. Bunun çeşitli sebepleri vardır, örneğin topluluğun erken dağılması bunlardan biridir. Ahmet Haşim ise Yakup Kadri’nin aktardığına göre çoğu toplantıya katılmaz. Daha da ilginci, 1924 yılında, kendisin de geçmişte dâhil olduğu bu topluluğu, Fransızca bir dergide oldukça sert sözlerle eleştirmesidir.

İzmir Yılları

Ahmet Haşim, kısa hayatı boyunca, bolca hastalıkla boğuşmuştur. İzmir’e, yolunun düşmesinin de sebebi budur. 1911 yılında, apandisit nedeniyle yaşadığı ciddi sağlık problemleri, tayinini istemesine sebep olmuş ve İzmir Mekteb-i Sultanisinde, eğitmenliğe başlamıştır. Ahmet Haşim’in, bu yıllardan edindiği en değerli hediye Yakup Kadri ile olan iş arkadaşlıklarının, inişli çıkışlı ama çok kıymetli bir dostluğa dönüşmesidir. Yakup Kadri, Ahmet Haşim’in İzmir’e olan bakışı ile ilgili dikkate değer bir yorum yapar. Ahmet Haşim, İzmir’i daha eskiden bilen arkadaşı, Yakup Kadri’ye, İzmir’in, Monet ve Cezanne tablolarıyla yarışacak güzelliklerini, göstermiştir.

Haşim Çanakkale’de

1913 yılında, İstanbul’a dönen, Ahmet Haşim Maliye Nezaretinde bir iş bulur fakat Birinci Dünya Savaşı’nın ilk yılının başlamasıyla, askerliğe çağrılır. Bir yıllık eğitimden sonra Çanakkale’de görev yaptığı bilinse de Haşim’in bu dönemi ile ilgili fazla bir bilgimiz yoktur, Haşim’in cephede savaşıp savaşmadığı bile kesin değildir. Bu konuda en güvenilir kaynağımız ise Haşim’in, Mehmet Emin Yurdakul’a yazdığı mektuptur. Ayrıca Çanakkale’den sonra çeşitli Anadolu illerinde askerliğe devam etmiştir.

Değerlendirme

Ahmet Haşim’in yaşamında ele aldığımız dönemde en öne çıkan olgulardan biri seyahattir. Bağdat, İstanbul, İzmir ve Çanakkale bu dört bölgenin de yazara kendince bir etkisi olmuştur. Fark edilebilecek bir başka özellikse Ahmet Haşim’in kendine has psikolojisi ve olaylara verdiği dikkate değer tepkilerdir. Kısacası, Ahmet Haşim’in eserleri kadar hayatı da incelenmeye, araştırılmaya değerdir.

Fotoğraf Kaynakları

1. Yakup Kadri'nin Ahmet Haşim monografisi

2. Haşim’in mezarı

Yazılı Kaynaklar

1. Haşim, Beşir Ayvazoğlu

2.  Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, Yakup Kadri Karaosmanoğlu


BENZER YAZILAR

Cinsiyet Tanımında Performativism ve İçsel Eğilim Modeli

Cinsiyet kavramının post-yapısalcı felsefede dekonstrüksiyonu, Judith Butler ve Julia Serano'nun cinsiyet tanımları.

Cemal Süreya ve Y’nin Hikayesi

Bu yazımızda Cemal Süreyya’nın nasıl Süreya’ya dönüştüğünü ve bu hikayedeki doğru bilinen yanlışları ele alacağız.


Paylaş