Müzikal severler için farklı ruh hallerine hitap eden birbirinden başarılı müzikaller.

 

Yazar: Cansenem Özkan- Yıldız Teknik Üniversitesi

Bazen izleyeceğimiz filmleri ruh halimiz belirler. Bazen izleyeceğimiz filmleri bir duyguyu hissetiğimiz için ya da hissetmek istediğimiz için seçeriz. Müziğin duygularımız üzerindeki etkisi tartışılmaz. Bu yazımızda dört farklı ruh haline hitap eden müzikal önerilerimizi ve müzikallerden kesitleri bulacaksınız.

Biraz Neşe ve Romantizm: Mamma Mia!

Hava açık, keyfiniz yerinde, aklınız yazın tadını çıkaracağınız deniz kum ve güneşte mi? Öyleyse sizi şahane Yunan Adası Skopelos’a davet ediyoruz. Sırtınızı yaslayın ve oynat tuşuna basın.

Mamma Mia’nın bazı duygusal sahneleri olsa da yüzünüzde oluşturacağı gülümsemelerin sayısı, kalpleri ısıtan bir romantik komediye dönüşmesine sebep oluyor. 1996 yılında bir oyun olarak hayatlarımıza giren bu müzikal 170 şehirde sekiz dilde sahnelenip insanları etkisi altına alınca yapımcıların gözleri parlamış olsa gerek ki iki filmden oluşan serinin ilki 2008’de hayatlarımıza girdi. Bu yapımcılardan birinin başarılı oyuncu Tom Hanks.

Düğününde hiç tanımadığı babasının da bulunmasını isteyen Sophie (Amanda Seyfried), annesinin gençliğinde tuttuğu günlüğü okuyarak uygun tüm baba adaylarına davetiye yollar ve düğün arifesinde ortalık epey karışır, özellikle de annesi Donna (Meryl Streep) için. Müzikalin şarkıları 70’lere damgasını vuran ABBA şarkılarından oluşuyor. 

 

Hüzün ve Göz Yaşı: Sefiller

Sefiller, her duyguyu izleyiciye yaşatıyor. Victor Hugo’nun Sefiller adlı romanı ilk olarak 1862’de basıldı. 19. yüzyılın en iyi romanlarından biri olarak değerlendirilir. Bir baş yapıt niteliğindeki roman sanat dünyasına da ilham oldu ve çok başarılı oyunlara, filmlere konu oldu. 

Tom Hopper yönetmenliğinde çekilen, ikisi Oscar olmak üzere 22 ödüle layık görülen, baş rolünü Hugh Jackman ve Russell Crowe’un paylaştığı, 2012 yapımı müzikal filminden bahsedeceğiz. Bir somun ekmek çaldığı için hapse girmiş ve eziyetler görmüş Jean Valjean, çıktığı gün onurlu bir şekilde hayatına devam etmek için her şeyi yapıyor fakat sabıkalı oluşu herkes tarafından dışlanmasına sebep oluyor. Yıllarını onun gözetiminden sorumlu geçirmiş Javert ise görevine sadık birisi ve hukuki yaptırımları her şeyin önünde tutuyor. Bu iki karakterin 20 senelik sonu gelmez kovalamacası üzerinden ilerleyen hikayede kendilerini 1832 Paris Temmuz ayaklanması içinde buluyorlar. Karşınıza çıkacak her karakter öyle güçlü ki başrolleri ayırt etmek yer yer zorlaşıyor. Özellikle de Fantine rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscarı’nı kazanan Anne Hathaway’in gözlerinizi dolduracak performansını günlerce unutamayacaksınız.

Motivasyon: The Greatest Showman

The Greatest Showman, hayalperestler için tam bir motivasyon kaynağı. Amerikalı şovmen, siyasetçi ve iş adamı P.T. Barnum’un başarılı hayatından ilham alınarak ortaya çıkarılmış bu müzikali keyifle seyredeceksiniz. Bir müzikal yapmanın en büyük riski, müziklerle filmin işleyişi arasında uyumlu dengeyi kuramamak ve seyir keyfini sağlayamamaktır. Fakat The Greatest Showman bu anlamda çok güzel bir denge sağlıyor.

Fakir bir çocukluk geçiren ana karakter P.T. Barnum (Hugh Jackman) kendisi için daima gözalıcı bir gelecek hayal etmiş, çalışkan ve zeki biridir. Fakat çoğu insan gibi o da hayatın akışına kapılıp sorunlarla boğuşmaktan, hayallerini rafa kaldırmak zorunda kalmıştır. Bir gün çalıştığı yer küçülmeye gider ve P.T. Barnum işten çıkarılır. Kulağa üzücü gelse de küçük bir kurnazlık ile bu durumu bir avantaja dönüştürür. Ölü yatırım gibi görülen şehir müzesini alıp ülkenin her yanından seyirci toplayan inanılmaz bir sirke dönüştürür. Atmak istediği her adımda karşısına çıkan problemlerle mücadele eden P.T. Barnum’un vazgeçmeyişi size ilham ve motivasyon olacak. Dışlanmış ve hor görülmüş tüm farklılıkların güzelliğini ortaya çıkaran, ön yargıları ve olumsuz algıları yıkan bir film.

Gerilim: Sweeney Todd Fleed Sokağı'nın Şeytani Berberi

Gerilim sever ve Johnny Deep hayranları için muhteşem bir müzikal önerisi. 8 dalda Tony Ödülü kazanmış bir Tim Burton filmi.

Londra’da güzellikleri dillere destan eşi ve kızıyla ile mutlu bir hayat yaşayan Berber Benjamin Barker (Johnny Depp), gözü kara Yargıç Turpin tarafından hiçbir suçu yokken sürgüne gönderilir. Benjamin Barker’ın eşi öylesine güzel ki Yargıç Turpin aşka düşüp her seferinde reddediliyor. Yargıç da çareyi de bu şeytani planda buluyor. Bir zaman sonra sürgüne gönderilmiş Benjamin Barker Londra’ya döner. İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Barker, kızı ve eşini kurtarmak için harekete geçer. Tanınmamak için adını Sweeny Todd olarak değiştirir ve dükkanını geri alır. Fakat bu noktadan sonra işler çığrından çıkar. Bir müzikal nasıl gerilim türünde olabilir diye düşünüyor olabilirsiniz ama Tim Burton’ın komedileri bile tüyler ürpertici bir noktaya getirme yeteneğini unutmamak gerek. 

Modunuza karar verdiyseniz, filminizi seçtiniz, geriye sadece mısır patlatıp arkanıza yaslanmak kaldı. İyi seyirler dileriz…

 

 

Kaynaklar:

https://www.hurriyet.com.tr/seyahat/size-sahane-bir-yunan-adasi-onerecegim-26922712

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sefiller 

http://www.beyazperde.com/filmler/film-170828/ 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Sweeney_Todd:_Fleet_Soka%C4%9F%C4%B1%27n%C4%B1n_%C5%9Eeytani_Berberi

 

 


İLGİLİ

Ahmet Ertegün ve Atlantic Records

The Rolling Stones ve Led Zeppelin'i müzik dünyasına kazandıran Grammy Ödüllü yapımcı Ahmet Ertegün'ün başarı hikayesi.

Aranje Ve Prodüksiyon Nedir?

Aranje, prodüksiyon, mix ve mastering kavramları.


Paylaş