Onur Ayı nedir? Stonewall Ayaklanması ve Pride tarihi

Yazar: Ali Baran Biberoğlu - İstanbul Medipol Üniversitesi

“Birisi, senin yahut benim babam, aşktan fazla insanın ölmediğini bize söylemeliydi. Fakat halk yığınları, sırf aşksızlıktan öldü ve her saniye de ölmeye devam ediyor; hem de en olmadık yerlerde.” – James Baldwin. Giovanni’s Room, 1956

Onur Ayı Nedir?

Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel ve Queer (LGBTQ), Onur Ayı, her yıl Haziran ayında Manhattan'daki 1969 Stonewall Ayaklanmaları’nı onurlandırmak için kutlanan etkinlikler bütünüdür. Sevmenin ve sevilebilmenin birçok çeşidi olabileceğini özgürce göstermek ve bu sevginin devletler tarafından tanınabilirliğini arttırmak için verilen, bir aylık gurur ve sevgi gösterisidir.

Zaten sevgi değil midir hepimizi doğuran? Bir şeylere dayanabilme gücünü sevgi vermiyor mu bize? Hepimiz sevmek ve sevilmek için yaşayıp, sevgisiz kalan boşluklarımıza ağıtlar yazıp, filmler çekiyor, duvarları şiirlerle doldurmuyor muyuz? O boşluk bizi mutsuzluğa, umutsuzluğa, yoksunluğa itmiyor mu? Aslında hepimizin en temel, en derindeki amacı sevgi değil mi? O hâlde bu sevme ve sevilme hakkı, kimsenin elinden alınmasa, özgürce sevebilse herkes, yaşadığımız yer çok daha güzel bir yer olmaz mı? 

Haklar çoğu zaman kolay şekillerde elde edilmezler. Stonewall Ayaklanmaları da ABD'deki eşcinsellerin haklarını edininmeleri için bir devrim noktasıdır. Haziran 1969'da New York'taki Stonewall Inn sakinleri, eşcinsellerin sık sık maruz kaldığı polis tacizine ve zulmüne direnmek için büyük bir ayaklanma başlatır ve bu ayaklanma queer Amerikalılara karşı yapılan ayrımcı yasaları ve uygulamaları değiştirme hareketinin başlangıcı olarak kabul edilir. 

Başlangıçta sadece Haziran ayının son pazar günü "Eşcinsel Onur Günü" olarak kutlanmışsa da ABD’nin dört bir yanındaki büyük şehirlerin, Onur etkinliklerini arttırması sonucunda; Onur Günü, Onur Ayı’na dönüşmüştür. Bugün kutlamalara Pride geçitleri, partiler, çalıştaylar, sempozyumlar ve konserler de dahildir. Ayrıca LGBTQ Onur Ayı etkinlikleri zamanla dünya çapında milyonlarca katılımcının dikkatini çekmiş ve birçok ülke kendi Onur ayını kutlamaya başlamıştır. Bu ay boyunca, toplumda nefret suçu veya HIV/AIDS nedeniyle kaybedilen üyeler için anıtlar düzenlenir. Onur ayının amacı lezbiyen, gay, biseksüel, trans ve queer kişilerin yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmasını sağlamaktır.

“Farklı insanlar diğerleri gibi değildir; fakat farklı olmak utanılacak bir şey değildir. Çünkü diğer insanlar böyle harikulade insanlar değillerdir. Onlar binin yüz katıdır. Sen ‘bir’likteki ‘bir’sin! Onlar dünyanın her karışındalar. Sen yalnızca buradasın. Onlar çalı çırpı kadar alışıldıklar. Ama sen…. Sen mavi güllersin.” – Tennessee Williams. Sırça Hayvan Koleksiyonu, 1944.

Stonewall Ayaklanmaları

Ayaklanmaların başladığı Amerika, dönemsel açıdan oldukça karmaşık bir yapıya sahipti. Eşcinsel hareketleri bu dönemde yavaş yavaş görünür olmaya başlamış olsa da siyasi iklim eşcinselliği çok da destekler yapıda değildi. Soğuk Savaş zamanlarına denk gelen bu süreçte eşcinselliğin, ABD toplumunda erkekliği azaltmak için kullanılan komünist bir sabotaj olduğu bile düşünülmüştü. Bu yüzden eşcinsellerin zaman geçirdikleri barlar, kulüpler devlet tarafından denetim ve gözetim altında tutuluyordu. Sık sık baskına uğrayan bu yerler, polisler için bir haraç toplama ve güç gösterisi yerine dönüşmüştü. Hatta çoğu kez polisler, eşcinselleri tacize ve şiddete maruz bırakıyorlardı.

Olaylar 28 Haziran 1969 sabahı ünlü müzisyen ve oyuncu Judy Garland’ın ölümüyle başladı. Belki de ilk gay ikonu olan Judy Garland’ın ölümü tüm dünyadaki queerlerin üstüne kara bir bulut gibi çöktü. O günün gecesinde yüzlerce eşcinsel kendilerini sokağa atarak kimileri isteyerek, kimileri ise mecburiyetten Christopher Street’te bulunan Stonewall Inn’e geldi. İşte bu gecede modern LGBT hareketinin dönüm noktası denebilecek olay yaşandı. Bir mafyanın sahibi olduğu Stonewall isimli bu barda vakit geçiren eşcinseller polis şiddetine uğradılar ve uğradıkları şiddet içlerindeki hak arama ateşini körükledi ve polise karşı direnmeye başladılar. Aralarında başlayan bu çatışma, zamanla bir isyan hareketine dönüştü. Lambalar söküldü, danslar edildi, şişeler kırıldı, şarkılar söylendi, direniş zamanla karnavala dönüştü. Herkes büyük bir sokak partisindeymiş gibi davransa da asıl mücadeleyi de asla unutmamışlardı. Stonewall’un kapısında başlayan isyan diğer sokaklara, sokaklardan şehre, şehirden de koca ülkeye yayıldı. ABD tarihindeki cinsel azınlıklıklara baskı uygulayan sisteme karşı yapılan bu ilk açık direniş zamanla tüm dünyadaki eşcinsel hakları hareketini tetikleyen olay oldu.

Stonewall ayaklanmalarının hemen sonrasında New York'ta yaşayan eşcinseller cinsel, sınıfsal ve toplumsal engellerle yüzleşmeye başladı. Stonewall’un üzerinden altı ay geçtikten sonra New York'ta iki eşcinsel eylemci grubunun yanında, gay ve lezbiyenlerin haklarını destekleme amaçlı üç tane de gazete kurulmuştu. Zamanla dünyada LGBT haklarını savunan dernekler kurulmaya başlanmıştı.

Onur Yürüyüşü!

28 Haziran 1970 tarihinde Stonewall ayaklanmalarının birinci yıldönümünü anmak için, Christopher Street Liberation Day ismiyle ABD tarihinin ilk onur yürüyüşü yapıldı. Ruhsat, yürüyüşün başlamasından ancak iki saat önce alınmasına rağmen yürüyüşçüler fazla bir polis direnişine uğramadılar. 2000 kişinin katılımıyla gerçekleşen gösteri, Onur Yürüyüşü’nün yaratıcısı feminist biseksüel Brenda Howard tarafından düzenlendi. New York Times'ın yayımladığı röportaja göre yürüyüşçüler yaklaşık 15 sokağın tamamını doldurdular. Gay onur yürüyüşleri eş zamanlı olarak Los Angeles ve Chicago'da gerçekleştirildi. Ertesi yıl yürüyüşler Boston, Dallas, Milwaukee, Londra, Paris, Batı Berlin ve Stokholm'de de gerçekleştirildi. 1972'ye gelince Atlanta, Buffalo, Detroit, Washington, Miami ile Philadelphia da onur yürüyüşlerine ev sahipliği yapan kentler arasına girmişti.

Türkiye’de ilk kez, 2003 yılında yaklaşık 30 kişinin katılımıyla gerçekleşen yürüyüş, Haziran ayının son pazar günü İstanbul’da yapıldı. Yıllar boyunca katılımcı sayısı giderek artan yürüyüşe, birçok tepki ve sansür gelmesine rağmen yürüyüş 2014 yılına kadar devam etti 2013’te 100.000 kişinin, 2014’te on binlerin katılımını gören yürüyüşün ardından, İstanbul’da LGBT yürüyüşüne bir daha valilik tarafından izin verilmedi.

“Kesin olarak ne olduğumu bilmenin gerekliliğine inanmıyorum. Hayatın ve çalışmanın temel uğraşı, aslen olmadığın biri haline gelmek. Eğer bir kitaba başladığında sonunda ne söyleyeceğini bilseydin, onu yazacak cesaretin olur muydu sence? Yazmak ve aşk ilişkileriyle ilgili doğru olan şey, hayat için de geçerli. Sonunun ne olacağını bilmediğimiz sürece oyun, üstüne zaman harcamaya değerdir.” -Michel Foucault. Truth, Power, Self : An Interview with Michel Foucault, 1982.

Kaynaklar:

https://www.britannica.com/topic/Gay-Pride

https://www.history.com/topics/gay-rights/the-stonewall-riots

https://www.forbes.com/sites/brianthompson1/2020/06/01/the-history-of-pride-month-and-what-it-can-teach-us-about-moving-forward-today/#3327baee4514

https://gaiadergi.com/lgbt-yazarlardan-onur-haftasini-onurlandiran-alintilar


İLGİLİ

Seyahat defterinden sanat eseri

Sanatçı Jose Naranja'nın büyük bir ustalıkla hazırladığı seyahat notları. Havacılık mühendisi olan sanatçı, gittiği ülkelerden izlenimlerini, deneyimlerini dolma kalemiyle not etmiş, çizmiş. Sayfaları pullarla ve karikatürize ettiği çizimlerle donatmış.

Amerika'nın en kurak yerinde "Çiçek Patlaması"

Amerika’nın en kurak bölgesi olan Ölüm Vadisi çevresinde binlerce çiçeğin aynı anda açışının fotoğraflarına bakıyorsunuz. Bu kurak bölge 2016 yılından beri her Nisan ve Mayıs aylarında çiçek tarlasına dönüşüyor. 


Paylaş