En iyi belgesel Oscar'ına aday gösterilen belgesel ve Louis Kahn hakkında bilgiler

Türkçeye Mimar Babam olarak çevrilen 20. yy’ın en önemli mimarlarından biri Louis Kahn’ın belgeseli. Belgesel ünlü mimarın oğlu Nathaniel Kahn tarafından 5 yıllık bir hazırlık sürecinin ardından 2004’te vizyona girmiş ve en iyi belgesel Oscar’ına aday gösterilmiştir.

Konusu

Belgesel, henüz 11 yaşındayken babasını kaybeden bir çocuğun hayatının ve eserlerinin izinde babasını bulma yolculuğudur. Bu yolculukta babasının kullandığı taksilerin şoförlerinden dünyaca ünlü mimarlar Frank Gehry, Philip Johnson gibi isimlere kadar pek çok isimle görüşülmüştür. Bu kişisel yolculuk bizlere arşivden kayıtlar, röportajlar ve yapıların nefes kesen görüntüleri eşliğinde dramatik bir atmosferde sunulur.

Peki, bugün halen yaptığı anıtsal nitelikteki binalarla anılan, 20. Yüzyıl mimarlığına yön veren Louis Kahn kimdir?

Lous Kahn Kimdir, Hayatı

Louis Kahn 20 Şubat 1901’de Estonya’da doğar. Doğduğu yıllarda patlak veren Rus-Japon savaşı yüzünden Yahudi olan babasının askere çağrılması korkusuyla Amerika Philadelphia’ya taşınırlar.

Çocukluk yıllarında yaşanan bir kazada yüzünün bir kısmı yanar. İzlerini bir ömür taşıyacaktır. Anne ve babası resim ve müzikle ilgilendiğinden sanatla içiçe büyüyen Kahn  1924’te Pensilvanya Üniversitesi’nden dereceyle mezun olur.

İlerleyen yıllarda Yale ve Pensilvanya üniversitelerinde profesörlük yapacaktır. 2 yıl sürecek Avrupa turuna çıkar. Yunanistan, Roma, Mısır’a yaptığı seyahatlerde karşılaştığı yapılarla 20. yy modern mimarisindeki estetik açığın "anıtsallık" olduğunu kanaatine varır.

Yapılarının büyük ölçeklerde olması bu durumu destekler. Önemli binalarının hepsini 50 yaşından sonra yapmıştır. Az sayıda yapısı inşa edilmesine rağmen bugün halen adından söz edildiğinde büyük usta olarak anılması onun modern mimaride ne denli önemli bir yere sahip olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Eserleri ve Sanat Anlayışı

Louis Kahn’a sanatçı ve felsefeci mimar demek kadar mümkündür. Çünkü eserlerini derin bir duyarlılıktan ve hümanist bir felsefeden besler. İnsan ve kültürü anlamaya adanmış bir felsefeye sahiptir.

Bu sebepten olacak ki Bangladeş’te tasarladığı Ulusal Meclis binası bugün Bangladeş halkı tarafından "Bize sadece bir bina değil, demokrasi verdi" denecek kadar değerlidir. Devamlı seyahat halinde olması ve farklı kültürleri araştırması onun bu anlayışının ürünüdür.

Bangladeş Ulusal Meclis Binası

Prof. Jale Erzen “Kahn’ın yapıları, yaşayan, nefes alan ve bizimle diyaloga giren yapılar.” diyor . İnsanın yaptığı her şey kendinden bir şey taşır. Ona göre mimari de insan gibi öze sahiptir.

"Mimari bir eser içinde yürüyen ya da koşanlar yoksa cansız bir şeydir. Onu hayatta tutan sahip olduğu etkileşimlerdir. Bazen bu insanın mucizesi, bazen ise aklın mucizesi, bazen tekniğin mucizesi, bazen de gerçeklik gibi zamanı aşan alabildiğince yüceliktir." 

diyerek tanımlar mimari eseri Louis Kahn.

Tarihten en çok etkilendiği yapılar piramitler ve Panteon gibi anıtsal yapılardır. O yüzden bu yapılar onun mimari anlayışını beslemiş ve ürettiği yapılar da anıtsal olarak nitelendirilmiştir.

Bu sebeple yapılarını her daim programına göre değil de kullanıcı olan insanı anlamaya çalışarak tasarladığı için pek çok müşteriye ve dönemin mimari anlayışına ters düşmektedir. Az sayıda yapısı inşa edilmiştir. Ve öldüğünde şirketi iflasın eşiğindedir.

Özel Yaşamı

Louis Kahn’ın eserleri kadar özel yaşamı da konuşulmuş, 1974’te Hindistan seyahati dönüşü bir tren garında geçirdiği kalp krizi sonucu vefat ettiğinde pasaportunun adres kısmı karalandığı için cenazesi 3 gün morgda bekletilmiştir.

Adres kısmının karalı olmasının sebebi asla bilinemez. O dönem evlilik dışı ilişkilerinden 2, eşinden 1 olmak üzere 3 çocuğun babasıdır. Ömrünü gerçek bir işkolik ve göçebe gibi geçirir. Ofisinde uyumak için bir halısı ve aynı anda birden fazla evi vardır.

Belgesel arşivden kayıtlar, röportajlar, ülkeler arasında izleyiciyi sürükler. Kahn’ın yapılarının ışıkla ettiği dansı seçilen müziklerle etkileyici biçimde yansıtır.

KAYNAKÇA

https://t24.com.tr/k24/yazi/louis-kahn,1512

http://arsiv.ntv.com.tr/news/291478.asp


BENZER YAZILAR

The Trial of the Chicago 7

Aaron Sorkin imzalı The Trial of the Chicago 7, 1968’de Chicago’da Vietnam Savaşı’na karşı yapılan protestolar bağlamında haklarında suçlamalar bulunan bir grup insanın dava sürecini anlatıyor.

Gossip Girl Geri Dönüyor

2007 ve 2012 arasını kasıp kavuran, popüler gençlik dizisi Gossip Girl Temmuz 2021'de yeni versiyonuyla geri dönüyor.


Paylaş