Fethiye’den Antalya’ya... Sahip olduğu antik kentleri, yüzyıllar öncesinden kalma yapıları ve ekolojik zenginlikleri ile bir kültür rotası.

Antik dönemde Likya kentlerini birbirine bağlayan patikalar zinciri günümüzde Likya Yolu olarak adlandırılıyor. Türkiye'de Avrupa standartlarında işaretlenmiş kültür/yürüyüş rotalarından ilki. 1999 yılında açılan yürüyüş ve keşif güzergahı, tarihi ve doğal çeşitliliğe sahip.

Likya Kenti

Antalya Körfezi ve Fethiye Körfezi arasında yer alan bölge Likya olarak adlandırılıyor. Bir diğer adı da Teke yarımadası. "U" harfi şeklinde yerleşmiş ve içerisinde 69 yol, 53 şehir listelenmiş bir bölge. Bölgenin etrafındaki Boncuk Dağı, dünyadaki yamaç paraşütü yapılan en iyi yerlerden birisi. 

Likya iki ırmağa sahip; biri "Xanthos", diğeri de "Limyrus". Bu ırmaklar alüvyon ovalarını oluşturarak denize kadar uzanıyor. 

Bölgede akdeniz iklimi hakim. Tarihi ise M.Ö. 2000'lere kadar uzanıyor. Likya'da kent yerleşimleri M.Ö. 700'lere dayanıyor. Bölgede önce Frig Devleti hüküm sürmüş, daha sonra da Lidyalıların dönemi başlamış. "Likçe" olarak isimlendirdikleri bir dil kullanmışlar ve çok tanrılı bir inanç benimsemişler. Geçimlerini ise denizcilikle sağlamışlar.

Likya Yolu

Fethiye’den Antalya’ya uzanan ve aslında eski bir ticaret yolu olan güzergah 540 kilometreden oluşuyor. Rotanın bizlere kazandırılmasının hikayesi ise Garanti Bankası'nın 1996 yılında açtığı bir proje yarışmasına dayanıyor.

Ülkemizde var olan değerleri ortaya çıkarmak için hazırlanmış olan bu yarışmada Likya Yolu, İngiliz asıllı araştırmacı yazar Cate Clow tarafından bir proje olarak hazırlanmış ve birinci seçilmiş. Cate Clow ve gönüllüler tarafından Avrupa genelinde kullanılan ve yürüyüşçülerin ortak diline uygun olarak yol üzerindeki patikalar işaretlenmiş ve hatalandırılmış. Böylece Likya Yolu ülkemizde açılan ilk kültür rotası ünvanına sahip kültür rotası olarak 1999 yılında hizmete açılmış. İkincisi ise St. Paul Yolu. Günümüzde parkurun tamamı işaretli ve bakımı, gönüllüler ve destek veren kuruluşlar tarafından yapılıyor. 

Genelde alternatif turizm çeşitlerine ilgi duyanlar, tarih ve doğa tutkunları ile doğa yürüyüşü yapanlar tarafından yapılıyor Likya Yolu'ndaki yürüyüş. Rota, biri Fethiye Ölüdeniz'den başlayıp Faralya Köyü, Kelebekler Vadisi, Kabak Koyu, antik kentler (Yedi Burunlar, Sydma, Pınara, Latoon, Xanthos) ve Patara'dan geçmek üzere, diğeri de Antiphellos/Kaş, Apollonia, Simena, Kekova, Mira/Demre, Limra, Yanartaş/Olimpos ve Faselis'ten geçerek Antalya'da sonlanmak üzere iki bölümden oluşur.

Bazı kaynaklara göre dünyanın en güzel 10 kültür rotasından biri. Avrupa'nın en uzun 4. yürüyüş yolu olarak kabul edilen Likya Yolu, sadece kıyı şeridinde devam etmiyor. Kimi zaman 1800 metre yüksekliğe kadar ulaşabiliyor. 

2007 yılında parkur üzerindeki Gelidonya Feneri, ülkenin en güzel manzarası olarak seçilmiş. 

Likya Yolu'nda tarihi bir çok esere ve doğal güzelliklere ev sahipliği yapan toplamda 17 antik kent bulunuyor.

Likya Yolu'ndaki Antik Kentler

Sydma: Bir ilkçağ kenti. Bulunan kalıntıların tamamı Roma dönemine ait. Bu kalıntılara Dodurga Hisarı deniliyor. Kentin doğu tarafı nekropol alanı ve burada özellikle lahit ya da ev türü mezarlar bulunuyor.

​​​Pınara: Fethiye'ye 45 km uzaklıkta olan kent Likya Birliği kentleri içinde üç oya sahip yerleşmelerden biri. Bu da kentin büyüklüğünün bir göstergesi. Antik kentten günümüze yalnızca lahitler ve kaya mezarları, sur duvarları, hamam, agora ve tiyatro gibi yapıların kalıntıları ulaşabilmiş. 

Letoon: Bir kentten çok bir tapınak olarak inşa edilmiş. Daha sonraları bu ibadethanenin çevresinde yerleşimler başlamış ve kent ortaya çıkmış. Şehrin merkezinde yan yana üç tapınak bulunuyor ve hepsi farklı yüzyıllara ait yapılar. Aynı zamanda alanda Helenistik dönemden kalma büyük ve korunabilmiş bir tiyatro da bulunuyor. 

Xanthos: Likya'nın en büyük şehri aynı zamanda da Likya Birliği'nin başkenti. Bizans döneminde bir piskoposluk merkeziymiş. Kentte Likya ve Roma akropolleri bulunuyor. 

Patara: Esen Çayı ağzında kurulmuş bir liman kenti. Arazisi nedeniyle ulaşımı en zor kent olarak kabul ediliyor. Kentte anıtsal tören kapısı, lahitler, tapınaklar, limanlar ve hamamlar bulunuyor. Bunun yanında Patara, tüm dünya karayollarının bilinen en eski ve kapsamlı yol levhasına sahip. 

Phellos: Bir tepede bulunan kentin etrafı surlarla çevrili. Poligonal tekniği ile inşa edilen surların bir kısmı hala ayakta fakat kalıntılarının bir çoğu günümüze değin ulaşamamış. Yine de kentte birkaç lahit ile ev tipi mezarı görebilmek mümkün. 



Antiphellos: Zengin bir liman kenti. Helenistik döneme ait taş işçiliği örnekleriyle öne çıkıyor. 

Apollonia: Kaş'a 22 km mesafede olan kent M.Ö. 4. yüzyılda "L" harfine benzeyen bir kayalığın üzerinde kurulmuş. Şehirde akropolün çevresindeki surlar, tiyatro, kaya mezarları ve lahitler günümüze kadar gelebilmiş. Kent, diğer antik kentlerde görülenden farklı olarak yapılmış lahitleri ile öne çıkıyor. 

Aperlai: Bir kısmı sular altında olan kent ince uzun bir su geçidinin ucunda kurulmuş. Surlarının içinde bir kilise ve bir şapel bulunuyor. 

Simena ve Kekova: Simena antik kenti içerisinde tapınakları ve kaleleri barındırıyor. Kekova ise Simena'nın karşısında bulunan bir ada ve burada yerleşim izleri görülmemiş fakat daha çok gemilerin dinlenmek ve beklemek için uğradığı bir yermiş.

Teimoussa: Roma ve Helenistik dönem mezarlarına ev sahipliği yapan kent, kayaların kesilmesiyle yapılmış bir iskeleye sahip. Aslında nüfus azlığından dolayı kent değil de köy durumunda. 

Sura: Diğer kentlere nazaran daha küçük olan Antik yerleşmenin akropolü, Apollon tapınağı ve farklı dönemlere ait lahitleri hala görülebiliyor. 

Andriake: Aslında bir antik kentten çok Myra'nın bir parçası, iskelesi konumunda. İçinde büyük bir agora bulunduran yerleşimin tersaneleri, depoları, lahitleri ve kilisesi de günümüze kadar ulaşabilmiş. 

Myra: Bu antik kent verimli bir alüvyon ovasında kurulmuş. Kentin kalıntılarının birçoğu hala alüvyon tortuların altında duruyor. Yüzeyde olan tiyatro, hamam ve bazilika kalıntıları ise harap olmuş durumda. Aynı zamanda yerleşimde büyük ev şeklinde kaya mezarları da göze çarpıyor. Hıristiyanlığın ilk yıllarında Likya'nın başkentliğini de yapmış. 

Limra: Tarihi M.Ö. 6. yüzyıla kadar uzanan şehirde tiyatro, surlar ve üç farklı nekropol bulunuyor.

Olympos: Burası da üç oy hakkına sahip kentlerden biri. Hıristiyanlığın ilk yıllarında önemli bir konuma sahip olan yerleşmede 12 kilise bulunuyor. Bir liman kenti ve sahip olduğu ırmak, inşa edilen duvarlarla kanal haline getirilmiş. Şehirde köprü, bazilika, tiyatro ve hamam kalıntıları bulunuyor. 

Faselis(Phaselis): Üç limana sahip olan kent geçimini denizden sağlıyormuş. Bizans Çağı'nda bir piskopozluk merkeziymiş. Kentin ortasında, iki tarafı kaldırımlarla devam eden bir ana cadde bulunuyor. Kent planlaması anlamında çalışmalara tabi tutulan alanın kanalizasyon ve drenaj sistemi de mevcut. 

Likya Yolu üzerinde birçok sahil ve plaj bulunuyor. Kabak Koyu, Kelebekler Vadisi(Faralya), Kaş, İnce Burun, Finike, Sıcak Yarımadası, Kekova, Çıralı, Patara, Tekirova ve Phaselis.

Likya Yolu'nun Doğal Özellikleri

Likya bölgesi, tarihi özelliklerinin yanında doğal yaşam ve yaban hayatı çeşitliliğiyle de öne çıkıyor. Eskiye nazaran birçok hayvan türünün nesli tükenmiş olsa da, geyikler, yaban keçileri, porsuklar, Pers sincapları, vaşaklar, yunuslar, deniz kaplumbağaları bu bölgede yaşamını sürdürmeye devam ediyor. 

Likya, kuşların göç güzergahı üzerinde bulunmasa da pek çok kuş türünü barındırıyor. Kuş gözlemciliği için uygun mekanlardan olan bölge, özellikle ilkbaharda doğa severlerin uğrak alanı oluyor.

Likya, özellikle nadir yerlerde yetişen ve eczacılık, parfümeri gibi alanlarda kullanılan Sığla yağının üretildiği Sığla ağacının da anavatanlarından biri. Bunun yanında alçak bölgelerde çamlardan çınarlara, keçiboynuzlarına; yüksek kesimlerinde ardıçlardan sedir ağaçlarına birçok ağaç ve bitkiyi de barındırıyor.

Likya Yolu'ndaki Vadi ve Parklar

Likya Yolu üzerinde iki milli park ve bir vadi bulunuyor. Patara Milli Parkı, 12 km uzunluğunda sahiliyle en iyi sahil seçilmiş. Kuş türleri bakımından oldukça zengin. Aynı zamanda Caretta Caretta'ların üreme alanı ve 1990 yılında koruma bölgesi olarak ilan edilmiş.

Olympos Beydağları Milli Parkı ise denize paralel uzanıyor, birçok plajı ve antik şehri içinde barındırıyor. Bu alanda orman ve deniz bir arada. Türkiye'deki 459 kuş türünün 72'sini burada gözlemleyebilirsiniz. Aynı zamanda üç endemik türdeki kelebek de burada yaşıyor. Yanartaş, Olympos Antik Kenti ve Çıralı Sahili parkın simgelerinden.

Tarihi güzergah üzerinde yer alan Kelebekler Vadisi ise doğal bir hazine. Fethiye sınırlarında bulunuyor. Eteklerinde bulunduğu Bağdabağ dağı, endemik türlere ev sahipliği yapması nedeniyle dünya mirası listesine girmesi ve korunması için önerilmiş. Vadi ise 1995`te 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilmiş. Burada 80'den fazla kelebek türü yaşıyor. Vadinin ortasından, şelaleden akarak devam eden bir dere geçiyor ve bu su kaynağının yarattığı ekosistemde 100'den fazla türde bitki yetişiyor. Ulaşım Ölüdeniz'den kalkan teknelerle sağlanıyor. Vadide ipli tırmanış rotaları da bulunuyor fakat bu etkinlikler bir rehber eşliğinde yapılabiliyor.

Likya Yolu Yürüyüşü ve Alternatif Etkinlikler

Likya Yolu'nda yapılacak kısa süreli yürüyüş için standart yürüyüş ekipmanlarına ihtiyaç duyuluyor. Bunlar yiyecek/içeceklerinize taşımak için bir sırt çantası, rahat bir spor ayakkabı, fotoğraf çekmek için kamera ve onu yürüyüşte zorlanmadan taşıyabilmek için kamera çantası gibi ihtiyaçlardan oluşuyor. Yürüyüş güzergahı üzerinde 100 metrede bir yönlendirici levhalar bulunuyor. Yol üzerindeki küçük dağ köyleri de bir uğrak noktası olabiliyor.

Gerçek Likya Yolu yürüyüşü ise Hisarönü (Fethiye)'den başlayarak Hisarçadır (Antalya)'a kadar toplamda 540 kilometre olarak 23 etapta yapılıyor ve yaklaşık bir ay sürüyor. Yürüyüş ile birlikte kamp yapmak isteyenler farklı alternatiflere de sahip. Çocuklarını da bu geziden mahrum etmek istemeyenler için bebek sırt çantaları kullanmaları nacizane önerimiz. Likya Yolu'nun civar yerleşimlerde de konaklama için uygun alanlar mevcut. 

Likya Yolu'nun çoğu patikası aslında bisiklet için de uygun. Özellikle ailecek, kısa ya da uzun bisiklet turu yapacak doğa severlerin bisiklet römorkları, çocuk bisiklet koltukları, hidrasyon çantaları, bisiklet sırt çantaları, bisikletinize kolay eklenebilen bisiklet çantaları gibi kullanışlı malzemeleri bulundurmaları daha konforlu ve rahat bir etkinlik yapmalarını sağlıyor.

Bazı bisiklet turları, yolun kalitesine göre otoyol ve patikalarla karışık olarak düzenleniyor. Böyle zamanlarda bisikletleri arabalarda taşımak için de bisiklet raflarına ve kargo taşıyıcılarına ihtiyaç duyulabiliyor. 

Likya'nın, sahip olduğu iklimi ve coğrafi özellikleriyle bir çok kuş türünü barındırdığını söylemiştik. Bölgedeki konaklama ve kamp alanları da kuş gözlemciliğinin yapılmasına imkan sağlıyor.

Su sporları ve su altı dalışları ise yalnızca profesyoneller için değil. Uygun yerlerde bu etkinliklerin eğitimleri de veriliyor. Kendi su sporu malzemelerinizi kullanmak istiyorsanız, araçlarınıza kolayca eklenebilen su sporları rafları da tercih edebileceğiniz araç aksesuarlarından biri. Likya'da dalış yapılabilecek uygun alanlar ise şu şekilde: Kemer, Kalkan, Uluburun antik Batığı, Gelidonya Antik Batığı, Fransız(Sosyete) Batığı, Falezler, Sıçan Adası, Kaş Uçak Batığı, Gök Mağarası, Paris Batığı ve Suluin Mağarası. 

Ölüdeniz, yamaç paraşütü için Türkiye'deki en iyi noktalardan biri. Önceden eğitimi alınarak ya da bir profesyonel ile birlikte yapılabiliyor. Likya'daki en uygun yamaç paraşütü alanı ise Babadağ. Buradan başlayan etkinlik Belcekız Plajı'nda sonlandırılıyor. 

Bölgede bunların yanında kayaking(kano), binicilik, kamp bisiklet turu ve antik kent turu gibi farklı aktiviteler de yapılıyor. 

Likya Yolu üzerinde henüz kazısı yapılmamış ve açığa çıkarılmamış birçok antik şehir olduğu biliniyor. Stratejik konumlarından dolayı tüm bölgede denizcilik faaliyetleri hüküm sürmüş ve bu durum sosyal ve ekonomik hayatlarını da etkilemiş, mimarisine de yansımış durumda. Bölge tarihinin, mimarisinin yanında ekolojik özellikleri ile de öne çıkıyor. 

Kaynaklar

TANRISEVER BAŞTEMUR, C. Y., & ÇELEM, H. T. D. (2009). Likya yolu ve çevresinin turizm ve rekreasyon potansiyelinin araştırılması (Doctoral dissertation, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Peyzaj Mimarlığı Anabilim Dalı).

https://likyayolu.ktb.gov.tr/ 

https://cultureroutesinturkey.com/tr/likya-yolu/ 


BENZER YAZILAR

Simülasyonda Mı Yaşıyoruz?

Simülasyon teorisinin ne olduğunu, bu teorinin popüler kültürdeki yerini ve bizim bir simülasyonda yaşayıp yaşamadığımız sorularını işledik.

Elektrikli Araçlara Geçiş Neden Bu Kadar Uzun Sürüyor?

Elektrikli ulaşım sistemine geçiş neden bu kadar uzun sürüyor, firmalar neden hala içten yanmalı motorlar üretiyor ve elektrikli ulaşıma geçişimiz ne zaman tamamlanacak gibi soruları cevapladık.


Paylaş