Uzay çağından etkilenmiş kahve dükkanları, tabelalar ve fütüristik binalarıyla Googie mimarlığını yakından tanıyalım.

Yazar: Sinem Öz - Yıldız Teknik Üniversitesi

Los Angeles, İtalyan tarzı köşklerinden Art Deco gökdelenlerine, veya mütevazı çiftlik evlerine kadar bir çok mimari stile ev sahipliği yapan bir şehir. Fakat 1950’lerde o döneme dek görülmemiş stilde bir mimari akım, bir anda şehrin en popüler simgelerini oluşturmuş: Googie.

Googie, otomobil tasarım kültürü, uzay ve atom çağından etkilenmiş bir mimarlık stili. Fütüristik mimarlığın bir çeşidi olan googie, 1930’larda Art Deco sanatının bir dalı olan, yuvarlak hatlı “Streamline Modern” mimarlığıyla birlikte, Güney Kaliforniya’da doğmuş.

Göz alıcı renkler, cesur formlar, çok sayıda malzemeyi bir arada kullanma ve çarpıcı tabelalar Googie’nin altın kuralları. Jetgiller’i izlemiş herkes aslında bu stile aşina.

Googie Nasıl Doğdu?

Sadece fütürizm veya estetiklik kaygısı değil Googie’yi oluşturan, tamamen stratejik. Yol kenarlarındaki kahve dükkanları veya otellerin, sürücünün dikkatini çekmek istemesiyle başlamış her şey. Dikkat çeken, alışılmadık şekilli binalar, renkli parlak tabelalar bu yüzden doğmuş.

Googie’ye ismini mimarlık eleştirmeni Douglas Haskell vermiş. İsmin asıl kaynağı ise, Haskell’in Batı Hollywood’da otomobiliyle giderken gördüğü “Googies” isimli kırmızı çatılı bir kahve dükkanı.

Göz Alıcı Biçimler

Googie mimarlığı şehre uzaktan bakanların bile dikkatini çekmek üzere var oldu. Bu uğurda mimarlar kullanabilecekleri kadar çok çeşitli malzeme ile hayal güçlerini birleştirdi ve ortaya benzersiz, uçuk kaçık formlar çıktı.

Union 76 Benzin İstasyonu, Beverly Hills, 1965

Güçlü ifadeli, -yeni mühendislik tekniklerini de gösteren- hiperbolik çatılar bu akımın en dikkat çeken özelliği.

Carson Araba Yıkama İstasyonu, 1965

Fotoğraftaki uzun sütunlu araba yıkama istasyonundaki gibi, googie tasarımında binanın kendisi bir tabela.

McDonald’s, 1953

50’lerde satışlara başlayan McDonald’s, 1953’te googie mimarlığının ilk binasıyla dikkatleri üzerine çekmeyi hedeflemiş.

Canlı Renkler ve Çeşitli Malzemeler

Cesur formlar Googie’nin temeliyken, renkler ve malzemeler pastanın üzerindeki krema gibi. Mimar ve tasarımcılar binaya dikkat çekmek için, canlı ve zıt renkleri, çeşitli malzemelerle -metal, cam, taş, tuğla, beton, plastik, mantar,…- beraber kullandılar.

Johnie’s Kahve Dükkanı, Los Angeles, 1956

Yol üstünde bir köşede yer alan Johnie’s kahve dükkanı, kırıklı çatı formu ve kontrast oluşturan renkleri ile geçenlerin dikkatini çekme konusunda çok başarılı. Taş duvarları ve delikli metal kaplama da dikkat çeken diğer özelliği.

Pann’s Kahve Dükkanı, Los Angeles, 1958

Taş duvarları, açılı çatısı, geniş cam yüzeyleri ve neon ışıklı tabelasıyla Pann’s kahve dükkanı Googie’nin en iyi örneklerinden. Dükkanın içinde dahası var; terrazzo yer döşemesi, kırmızı vinil kabinler, koyu renk ahşap ve mantar kaplamalar.

Chips Restaurant, Los Angeles, 1956

Chips diğer Googie örneklerine kıyasla daha sakin bir binaya sahip, ancak uzun, parlak, turkuaz sütunların üzerindeki yazılar sürücüler ilerledikçe kayıyormuş gibi bir etki yaratarak dikkat çekiyor.

Göz Alıcı Tabelalar

Özgün yazı fontları, soyut sembolleri, neon ışıkları ile tabelalar, Googie’nin en göz alıcı üyeleri.

Norm’s Kahve Dükkanı, Los Angeles, 1957

Las Vegas Tabelası

Randy’s Donuts, Los Angeles, 1953

50’lerin Kahve Dükkanı Mimarlığı

1930’ların mimarisi nispeten sade ve basitken Googie, teknolojik bir görünümü ve zenginliği benimsedi. 60’lardan sonra fazla gösterişli olduğu düşünüldü ve 70’lerde terk edildi.

“Googie: Fifties Coffeeshop Architecture” kitabının yazarı Alan Hess’in yorumuna göre artık ticari binalar kentsel çevreye uyum sağlamalıydı ve bu kadar aykırı bir görünüme yer yoktu, Googie otomobil tasarımı furyasının bir simgesi olarak kalmalıydı.

Googie’nin en büyük ve karakteristik yapılarından biri Los Angeles Havaalanı’ndaki Tema Binası, 1961.

Bir diğer Googie mimarisi örneği ise, 1958’de Eero Saarinen tarafından tasarlanan New York’taki John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı TWA Terminali.

Monsanto House, Tomorrowland (Disneyland), 1955.

Monsanto House, geleceğin evinin bir anıtı gibi. Fiberglas cepheli, havada asılı gibi duran ev, beton bir blok üzerinde oturuyor.

Fütüristik mimarlığa ve Googie’ye göre geleceğin mimarlığı hafif, beyaz, şeffaf ve uçuyormuş hissi veriyor, tıpkı Jetgiller’de izlediğimiz gibi. Monsanto House da bu yönüyle deneysel bir ev. İçindeki hayat da kullanıcısına dönemin en ileri teknolojilerini sunuyor.

Kaynaklar

https://en.wikipedia.org/wiki/Googie_architecture

https://www.curbed.com/2019/7/24/18647602/the-ultimate-guide-to-googie#intro


İLGİLİ

Farklı Coğrafyalardan 52 Çocuk Menüsü

Fotoğrafçı Gregg Segal farklı kültürlerden 52 çocuğun öğle yemeklerini fotoğrafladı ve çalışmasını Daily Bread adında bir kitapta topladı. ⁠ ⁠

Eski İstanbul Fotoğraflarının Fotoğrafçısı James Robertson ve Hikayesi

İstanbul'a ait günümüze kadar gelen en eski fotoğrafların birçoğu İngiliz fotoğrafçı James Robertson'a ait. (1813-1888) ⁠


Paylaş