Sihir sanatının dünyada oluşumu, gelişim süreci, Türkiye'den sanatçıların hayatları ve başarıları.

Dünyada Sihir Sanatı Nasıl Başladı? 

Sihir, başlangıcında mistik oluşumların olduğu birçok duraklama döneminden sonra 19. yüzyıla gelindiğinde kendine özgür bir ifade biçimi bulmuştur. 20. yüzyıla gelindiğinde sahne sanatı olarak kabul edilmiştir. Sihir gösterisini gerçekleştiren kişi, sihirbazlık kelimesiyle dilimize yaygın biçimde yerleşmiş olsa da hokkabaz ve gözbağcı gibi terimler de sık sık kullanılır. 

Sihirbazlığın yerleşik medeniyetlerinden biri olan Eski Mısır’a baktığımızda oldukça bilinen illüzyon teknikleri kullanılmasına rağmen kendilerini doğanın üzerinde gören ve sırlarını kimseyle paylaşmayan sihirbazlar görürüz. 

İlk illüzyonistler M.Ö 2500 senelerinde yaşamış mısırlı büyücüler olarak bilinir. M.Ö 1500 senesinde Hz. Musa’nın mucizelerini yok saymak için Firavunun büyücüleri yanılsama tekniklerini kullanarak Firavun ve etrafındakileri etkilemişlerdir. Antik Yunan ve Roma dönemlerinde hokka oyunu adıyla el çabukluğu gerektiren birçok oyun oynanmıştır. Hokka oyunu en basit şekliyle kupalar ve toplarla oynanan bir oyundur. Sonunda ya toplar kaybolur ya da olduğundan daha büyük görünürler. 

Orta Çağa baktığımızda Kral Arthur’un desteğiyle ünlenmiş olan Merlin ismi diğerlerinden ayrılır. Efsaneleşmiş bu gerçek illüzyonist farkını işi mekanikleştirerek ortaya koymuştur. Orta çağın sonlarına doğru gösteriler alışılmışın dışına çıkmaya başlamış ve ilgi çektiği gözlemlenmiştir. 

1840’lı yıllara gelindiğinde gerek dünyada gerek Türkiye’de illüzyonistliğin gelişmesine en önemli katkıda bulunan kişi Robert Houdin olmuştur. Houdin illüzyonu tiyatro sahnesine taşımış türlü yeniliklerle halkın seçkin kesiminin takdirini kazanmıştır. Robert Houdin’e modern illüzyonun babası unvanı verilmiştir. 

Türkiye’de Sihir Sanatı Nasıl Devam Etti? 

Osmanlı İmparatorluğu farklı kültürlere ev sahipliği yapmasından dolayı hokkabazlık kültürüne de önem vermiştir. Eski Türk seyirlik oyunları hokkabazlığın yanı sıra usta- çırak ilişkileriyle adeta bir orta oyunu şeklinde sergilenmektedir. 

Sahne sanatlarının en eskisi olan illüzyonun sanatının Türkiye’de ki en eski temsilcileri Zati Sungur, Sermet Erkin, Mehmet Ertuğrul Işınbark, Lütfi Demirtok gibi isimlerdir. 

Zati Sungur Kimdir?

1898 doğumlu gezginliğe olan ilgisinden Denizcilik makine mektebini bitirmiş olan Sungur Almanya denizaltı filosunda staj için çalışmaya başlar. Almanya’nın Köln kentinde ilkokuldan beri ilgilendiği küçük sihirbazlık numaralarını arkadaş arasından çıkarıp sahneye taşıma fırsatı bulmuştur. Gösterilerinden birinde Alman sihirbaz Alois Kessler’le tanışan Sungur onun yardımlarıyla şovunu Berlin Wintergen Tiyatrosu’na taşımayı başarmıştır.

Avrupa'dan Güney Amerika’ya uzanan turne yolculuklarından sonra Türkiye’ye döndü. 1965 yılında son gösterilerini yaptı ve yeni illüzyonistler yetiştirmek amacıyla Üniversal Sihirbazlık ve İllüzyon Hünerleri Stüdyosunu kurdu. Buradaki 541 farklı numaranın yer aldığı aynı isimle katalog bir kitap çıkardı ve aktif sahne hayatını tamamlamış oldu. 1984 yılında ise aramızdan ayrıldı. 

Sermet Erkin Kimdir? 

1957 doğumlu Kocaeli doğumlu Erkin ilkokul çağında iken ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Ev sahipleri Zati Sungur olduğundan erken yaşta illüzyon ile tanışmıştır ve aynı zamanda Zati Sungur’un ilk ve tek öğrencisidir. İllüzyonun yanı sıra sahne sanatlarıyla ilgilenen Erkin 1977 yılına kadar İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda oyunculuk yapmıştır. Türkiye’de ve dünyada gerçekleştirdiği şovların yanı sıra kendi tiyatro kumpanyasıyla oyunlar oynadı. Bunların dışında gazete ve dergilere yazılar yazan Erkin doksanlı yıllardaki çocukların sevgiyle hatıralarında kalan, Bando Çocuk Dergisi’nin de genel yayın yönetmenliğini üstlenmiştir. 

Mehmet Ertuğrul Işınbark Kimdir? 

1940 İstanbul doğumlu Işınbark sihirle ilk kez okuduğu ilkokulda, okula gösteri yapmak için gelen bir sihirbaz sayesinde tanışmıştı. Arkadaşlarının aksine gösteriden etkilenmemiş zekasıyla oradaki hile ve el çabukluklarını fark edip uygulamaya başlamış. Arkadaşları ve öğretmenlerine numaraları sergilerken okula gelen sihirbazdan daha yetenekli olduğu keşfedilmiş ve ciddi ilgi görmüştür. Daha sonra terzi olan teyzesi Zati Sungur’un bir fotoğrafına bakarak diktiği kostümü, Zeki Müren’in menajeriyle yapılan anlaşma sonrası 1960 yılında gazinolar da “Mandrake” adıyla hünerlerini sergilemiştir. Hemen ardından 1965’te Türkiye Sihirbazlar Şampiyonu seçilmiş, 1979 yılında Türkiye’nin ilk ve tek illüzyon okulu kurmuştur. Son olarak 1985 yılında İllüzyonistler Derneği’ni kurmuştur. 

Lütfi Demirtok Kimdir? 

Abrakadabra ismiyle tanınan 1924 doğumlu Demirtok ülkemize sihri ve illüzyonu sevdiren bir kişiydi. ATV de sahne ismini taşıyan Abrakadabra isimli şovuyla ünlenmiştir. 1965 yılında Dünya Sihirbazlar Kralı seçilen Abrakadabra, en son 2001 yılında TRT de yayınlanan bir dizide bir illüzyonisti oynamıştı. 

  

İlkay Özdemir Kimdir? 

Türkiye’nin ilk ve tek kadın sihirbazı olmasıyla bilinen Özdemir 1981 Amasya doğumlu olup illüzyon ve sihir sanatına üniversite yıllarında başlamıştır. Ustası Selim Başarır sayesinde kısa sürede gösterilerde adından söz ettiren Özdemir 2004 yılında Sofya’da gerçekleştirdiği, Yüzüklerin Efendisi filminden esinlenerek yarattığı Alevler ve Kuşlar gösterisiyle Balkan Şampiyonu oldu. Özdemir'e aynı zamanda 2011 yılında Merlin Ödülü verildi. 

Kaynakça:

https://dorukulgen.com/sihirbazlik-sanati-tarihi/

https://www.zorlupsm.com/tr/blog/sihir-ve-sahne-turkiyenin-illuzyon-sanatcilari


BENZER YAZILAR

Audrey Hepburn

Hollywood dünyasının prensesi olarak gösterilen; oyunculuğuyla, zerafetiyle, iyi kalpliliğiyle ön plana çıkan Audrey Hepburn.

Bu fotoğrafları Mardinli bir fotoğrafçı çekti: Yusuf Karş

Bu fotoğraflardan en az bir tanesini mutlaka biliyorsunuzdur ya da 5 Pound'un üzerindeki Winston Churchill fotoğrafını görmüşsünüzdür.


Paylaş