Maggie Gylenhall’ın yönetmen koltuğunda oturduğu 2021’de Netflix’te yayınlanan The Lost Daughter filmi hakkında bilgiler ve yorumlar.

Elena Ferrante’nin aynı adlı romanından uyarlanan The Lost Daughter, bir psikolojik dram filmidir. Yunan Adası’nda tatile giden Leda’nın tatilde yaşadıklarıyla birlikte kendi geçmişindeki acılarla ve pişmanlıklarla yüzleşmesini konu alan bu film, 17 Aralık’ta vizyona girmiştir. Mubi’den ve Filmmodu sitesinden de izleyebilirsiniz.

Yönetmen: Maggie Gylenhall

Süre: 122 dakika

Oyuncular: Olivia Colman, Dakota Johnson, Jesse Buckley, Ed Harris, Peter Sarsgaard, Paul Mescal

The Lost Daughter Fragman

The Lost Daughter IMDb

IMDb Puanı: 6.7

Metascore puanı: 86

Letterboxd puanı: 3.6

Batman, Donnie Darko ve daha nice başarılı filmlerden tanıdığımız Maggie Gylenhall’ın ilk uzun metraj filmi olan The Lost Daughter; kendi içinde anne olmanın zorluklarını yaşayan, verdiği kararlar ve yaptığı seçimlerle kaşı karşıya kalan Leda’nın bir Yunan Adası’ndaki tatilinde yaşadıkları ve gördükleriyle kendi geçmişiyle yüzleşmesini anlatıyor. Film, eskiden beri aynı düşünülen klasik anne figüründen bambaşka bir kadının hissettiklerine dokunuyor. The Lost Daughter; ailesine  sahip çıkmaktan ziyade, kendi arzularını ve zevklerini ön plana koymak isteyen ve koyan iki kız annesinin nasıl hissedebileceğine dair sorular yöneltiyor.

The Lost Daughter Film Analizi

Film, Leda Caruso’nun (Olivia Colman) sessiz, sakin ve huzurlu bir Yunan Adası’na tatile gitmesiyle başlar. Burada tanıştığı, genç yaşta anne olmuş Nina (Dakota Johnson) ile kendi gençliğinde yaşadığı sıkıntıları hatırlar. Nina’nın küçük kızı Elena’ya karşı olan öfkesinden kendi trajik anılarını anımsar. Leda aslında yeni şeyler keşfetmek, öğrenmek isteyen bir kadın fakat genç yaşta anne olmasıyla birlikte bu isteklerini bir kenara bırakmak zorunda kalmış ve bununla birlikte hayatı bambaşka bir seyir izlemiştir. Kızlarının babası ona çocuklarıyla ilgilenme konusunda pek yardımcı olmaz ve iki kız çocuğuyla baş etme sorumluluğu neredeyse tamamen genç Leda’nın (Jessie Buckley) üzerindendir. Annelik sorumluluğunu fazlasıyla yaşayan ve zorlanan Leda bir iş gezisine gider ve birkaç günlük bir süre anne olduğu hayattan uzaklaşır. -SPOILER- Gittiği yerde annelik vazifesinin olmadığı ve kariyerine odaklanabileceği rahat bir hayatla karşılaşır. Bu hayatın aslında arzuladığı hayat olduğunu fark eder ve geri döndüğünde 20 yılı aşkın bir süre pişman olacağı bir karar verir. Kızlarını terk eder ve tanıştığı Hardy (Peter Sarsgaard) ile 3 yıl boyunca istediği gibi bir hayat yaşar. Geri döndüğünde ise hem kızlarında hem de kendinde oldukça büyük bir yara bıraktığını fark edecektir.

Aslında filmde yaşanan her şey Leda’nın bencilliğinden kaynaklanıyor. -SPOILER- Nina’nın küçük kızının oyuncak bebeğini çalmasıyla birlikte kendine annelik için ikinci bir şans vermek istemesinden, istediği zaman bu bebeği sevip istediği zaman ilgilenmemesinden Leda’nın sadece kendi duygularını önemsediğini görebiliriz. Hayata karşı bu tutumunu kızlarını terk etmesinden de anlayabiliriz. Kendi öz çocuklarını, annelerine en çok ihtiyaç duydukları zamanda arzuladığı bir hayat için uzun bir süre bırakıyor. Maalesef bencilliği onarılamaz hatalara yol açıyor.

Tatilde tanışan bu iki kadın aslında birbirilerine çok benzemektedir. Nina, Leda’ya adeta kendi gençliğini hatırlatır. Nina da bir kadın için anne olmanın zorluklarını ve sorumluluklarını fazlasıyla hissetmektedir. Bu yüzden bu iki kadın arasında güçlü bir bağ vardır. Film boyunca güzel ilerleyen güçlü bağın doğurduğu bu ilişki film sonunda farklı bir seyir alıyor.-SPOILER- Leda’nın artık dayanamayıp Elena’nın oyuncak bebeğini çaldığını itiraf etmesiyle Nina’nın tavrı farklılaşıyor, Leda’ya zarar veriyor ve ilişkilerinin gerçekten de güçlü olmadığını gösteriyor.

Film, Leda’nın kızlarıyla yaptığı telefon görüşmesi ile sonlanıyor. Bu telefon görüşmesinde kızlarıyla arasında herhangi bir problem olmadığını ve normal anne kız ilişkisine devam edebildiklerini görüyoruz fakat Leda yapmış olduğu yanlışla kendinde onarılamaz bir boşluk açmış bulunmakta. Kısa sürecek bir mutlulukla, ömür boyu hissetmekten kaçamayacağı bir pişmanlık yarattı. Leda hayatı boyunca yolunu bulamamış bir kadın. Aslında "the lost daughter" Leda.

The Lost Daughter esasında bir teslimiyeti, bir kabullenişi anlatıyor. Leda’nın yaptığı hatayla birlikte hayatı kabullenişini ve yaşadığı acılarla onlara teslim olmasını gösteriyor.

The Lost Daughter Aldığı Ödüller ve Adaylıkları

Yakın çekimleriyle de adından söz ettirmiş bu film birçok izleyici ve eleştirmen tarafından çok beğenildi. Bir romandan uyarlama olan dram türündeki bu film dünyada ilk gösterimini 78. Venedik Uluslararası Film Festivali’nde yapmıştır ve En İyi Senaryo dalında Altın Osella kazanmıştır. Bu ödülün yanı sıra New York Film Eleştirmenleri Birliği tarafından En İyi Film seçilmiş ve Gotham Bağımsız Film Ödülleri’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Oyuncu ödüllerini de kazanmıştır.

Bu sene 27 Mart’ta 94. kez yapılması ve Amy Schumer, Wanda Skyes ve Regina Hall tarafından sunulması planlanan Oscar Ödül Töreni’nde The Lost Daughter’ın üç adaylığı bulunmakta. 2018 yapımı The Favourite filminde muhteşem bir performans sergileyip En İyi Kadın Oyuncu Oscar Ödülü’nü kazanan Olivia Colman  The Lost Daughter’daki performansıyla de En İyi Kadın Oyuncu Oscar Ödülü’ne aday. Olivia Colman’ın yanı sıra genç Leda’ya hayat veren I’m Thinking Of Ending Things’teki başarılı performansıyla tanıdığımız Jessie Buckley de bu seneki En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Oscar Ödülü’ne aday gösterilmekte. İlk yönetmenlik deneyimini The Lost Daughter ile yaşamış olan ve filmin romandan alıntılanan senaryosunu da yazmış olan olan Maggie Gylenhall ise En İyi Uyarlama Senaryo Oscar Ödülü’nde aday oldu. The Lost Daughter verilen tüm adaylıkları gerçekten de hak eden bir film. Acaba tüm adaylıklarını kazanabilecek mi? Merakla bekliyoruz.

The Lost Daughter İzleyici Yorumları

Birçok prestijli ödül ve jüri adaylarının beğenisini kazanan bu film, pek çok izleyici tarafından da takdir aldı. Sizin de fikirlerinizin şekillenmesi amacıyla birkaç izleyicinin yorumlarını derledik. İyi Ki Görmüşüm okuyucuları olarak sizin de yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

"Maggie Gyllenhaal'un ilk uzun metraj filmiymiş, kesinlikle ilk film için muhteşem başlangıç. Anne olma duygusu, ebeveyn, çocukların bakımı insanın içine işleyecek şekilde yansıtılmış. Bir an kendimde boğuluyorum zannettim. Yaşananlar hiç de abartı gelmedi bana, muhakkak ki eksiklikler vardı ama ilk film için güzel bir kariyer. Yakın çekim filmleri çok sevmem ama bu filmde rahatsız olmadım. Görüntü yönetimi ve filmin müziklerin (özellikle başlangıç müziği) güzel. Oyuncular için çok fazla söze gerek yok zaten ama Jessie Buckley şahane bir oyunculuk çıkarmış. Sabırla izlenmesi gereken bir yapım."  – FORHAN Sinemalar üye yorumu

"Elena Ferrante'nin Karanlık Kız romanından çok başarılı bir uyarlama. Yazara ve eserlerine hakim biri olarak kitabı çok iyi yansıttığını söyleyebilirim. Edebiyat ve dram sevenler için tavsiye ediyorum. Bence film, daha yüksek puanı hak ediyor. Olivia Colman'ın oyunculuğu da her zamanki gibi muhteşem... " -PINARA Filmmodu üye yorumu

"Oyuncu kadrosu, oyunculukları iyi. Akıcılık kendi temposunda ve izletiyor. Senaryo daha iyi olabilirmiş ama fena değildi. Çekimler başarılı. Çekilen yerin doğası, karakterler tatmin edici. Müziklerinden keyif aldım, baya beğendim. Genç yaşta çocuk sahibi olanlara, çocuk sahibi olmaya hazır olmayanlara daha çok hitap etmekte desem yeridir. Çok beklentiye girmeden kendi akışında izlenilebilir bir yapım olmuş. Imdb puanını hak ediyor." -importante Sinemalar üye yorumu

Kaynakça:

https://www.sinemalar.com/film/268710/the-lost-daughter

https://www.imdb.com/title/tt9100054/?ref_=nv_sr_srsg_0

http://www.baskasinema.com/filmler/the-lost-daughter/

https://filmhafizasi.com/kadinlar-ve-kugular-the-lost-daughter-2021/

https://mubi.com/tr/films/the-lost-daughter

https://www.birdunyafilm.co/the-lost-daughter/


BENZER YAZILAR

Masumlar Apartmanı: Madalyonun İçi

Çok sevilen Masumlar Apartmanı'nın dizi ve kitap karşılaştırması.

Sinemada Dogme 95 Hareketi Nedir?

Dogme 95 hareketi, Danimarkalı ünlü yönetmenler Lars von Trier ve Thomas Vinterberg tarafından başlatılan bir avangart sinema hareketidir.


Paylaş