Nobel ödüllü Orhan Pamuk’un, en özgün işlerinden biri olan Kara Kitap'ın incelemesi

Kara Kitap Hakkında

Nobel Ödüllü Orhan Pamuk’un, Nobel komitesi tarafından Pamuk'un "en etkilendiğimiz romanı" olarak nitelendirdiği Kara Kitap, Modern Türk Edebiyatının belki de en tuhaf ve en özgün işlerinden biri. İnsanların "kendileri" olamamasına karşı bir yakarış. İç dünyasına yapmış olduğu bir seyahat ve bu seyahatte aradığı şeyin yine kendi oluşuna dair bir eser aslında.

Aşk nedir, bilir misin sen?

Sen çocukluğundan beri birlikte oynadığın bir
kızı sevmek nedir, hiç düşünebilir misin? 
Sen,
yalnızca bir kadını, hayatın boyunca tek
 bir
kadını sevmek nedir, düşünebilir misin? Şimdi
senin için ağlayan bu kadını ben elli yıl sevdim.
Onu çocukluğumdan beri seviyorum, anlıyor
musun, hâlâ seviyorum. 
Sen hiç sevmek nedir
bilir misin? 
Kendi gövdeni rüyanda görür gibi,
seni tamamlayan birine özlemle bakmak nedir,
bilir misin? 
Aşk nedir, bilir misin sen?

Orhan Pamuk – Kara Kitap

Olayın öyküsü, tüm bu anlatılmak istenenlere bir dekor oluyor romanda. 33 yaşında bir avukat Galip ve deliler gibi aşık olduğu karısı Rüya’yla birlikte Nişantaşı’nda yaşıyor. Bir gece ansızın Rüya, 19 kelimelik bir veda notu bırakarak kayıplara karışıyor. Ardından Galip’te İstanbul sokaklarında karısını aramaya başlıyor. İstanbul’u dolaşıp karısı hakkında ipuçları arayan Galip, karısının bir gazete de köşe yazarı olan üvey kardeşi Celal’le kaçmış olabileceğinden şüpheleniyor çünkü bu sırada Celal’in de kayıp olduğunu öğreniyor. Ve Celal ile Rüya’yı arama yolculuğuna başlıyor.

İçsel Yolculuklarımıza Dair

"Yalnızca kendim olmak istiyordum."

 Orhan Pamuk – Kara Kitap

İlk olarak kitabı gerçekten özgün kılan şeylerden biri İstanbul’un sadece bir mekan değil bundan öte bir kahraman gibi ön planda oluşudur. Orhan Pamuk, eserinde tüm çıplaklığıyla ortada olan bir İstanbul yaratır. Bu İstanbul kitapla beraber yaşayan bir karakter gibidir aslında.

Diğer bir yandan onu özgün kılan şeylerden diğeri, kitabın birçok Doğu ve Batı referansı da içeriyor olmasıdır. Bunlardan ilki Feridüddin Attar’ın Mantıku’t-Tayr adlı mesnevisidir. Kuşların Diliyle ismiyle de bilinen eserde, binlerce kuş bir gün padişahlarını seçmeye karar verir. En bilgeleri olan Hüdhüd kuşu onlara padişahlarının Simurg adlı bir kuş olduğunu söyler. Ve kuşlar padişahları Simurg’u bulmak için bir yolculuğa çıkarlar. Bu yolda bir çok engel karşılar onları. Sonuç olarak bu yolculukta geriye sadece 30 kuş kalır. İlginç olan da Simurg kelimesinin Farsça da 30 kuş anlamına gelmesidir. Ve kuşlar mesnevinin sonunda aradıklarının kendi içlerinde olduğunu, padişahı aramaya gerek olamadığını fark ederler. Tasavvufi bir içe dönüş yolculuğudur Mantıku’t-Tayr. Tanrıyı ararsanız kendi içinizde bulacağınıza dair bir öyküdür aslında.

Paralel olarak Galip’in aradığı şey ise karısı ve üvey kardeşidir. Ancak aradığı şey aslında bunlar değil de özbeöz kendisidir. 

Diğer bir referans ise Şeyh Galib’in Hüsn-ü Aşk adlı ünlü mesnevisidir. Hüsn (Güzellik) isminde bir kadın ile Aşk isminde bir erkeğin aşkını anlatan, tasavvufi bir mesnevidir. Aynı gün, aynı kabilede doğan bu iki kişi mektep sürecinde birbirlerine aşık olurlar ve sonrasında Aşk, Hüsn’ü kabile reislerinden istemeye karar verir. Kabile büyükleri Aşk ile dalga geçip, Hüsn ile evlenmek istiyorsa Diyar-ı Kalbe gidip Kimya’yı alması gerektiğini söylerler. Diyar-ı Kalbe yola çıkan aşk yolda çeşitli engellerle karşılaşır. Aşk sonunda "aşkın" yine kendi içinde olduğunu anlar tıpkı kitapta olduğu gibi. Ayrıca referans alınan diğer bir durum ise yazar Şeyh Galib’in ustası ve yazılarına hayran olduğu kişi Mevlana iken Galip’in ustam dediği hayran olduğu kişi köşe yazıları yazan kardeşi Celal’dir.

Bunlardan bir diğeri olan Bin Bir Gece Masalları’nda ise, Fars Kralı Şah Şehriyar karısının kendisini aldattığını öğrenmesi üzerinde, tüm kadınları sadakatsizlikle suçlar ve intikam alma düşüncesiyle karısını öldürür. Ardından intikam hırsı giderek artan Şehriyar, vezirine her gece kendisine yeni bir eş bulmasını emreder. Her gece yeni bir kadınla evlenen Şehriyar, geceyi bu kadınla geçirdikten sonra tan vaktinde bu kadını idam ettirir. Vezirin akıllı kızı Şehrazad bu vahşeti bitirmek için, Şahla evlenmeye talip olur çünkü akıllıca bir planı vardır. Her gece bir hikaye okumaya başlayan Şehrazad hikayeyi hep en heyecanlı yerinde keser ve yarın anlatacağını söyler. Şah Şehiryar, Şehrazad’ın idamını her gün bu sebeple erteler. Ve en sonunda kendini ona aşık olarak bulmuştur kendini. 

Kara Kitap’ta ise Galip’in Rüya ve Celal’i ararken Bin Bir Gece Masalları’na referans olabilecek çoğunlukta küçük küçük birçok hikaye buluşuna şahit oluyoruz.

"Kara Kitap ve Hurûfilik" Hakkında

Hurûfilik Nedir?

Tüm bu referanslar bir yana Pamuk'un romanlarında sıkça karşımıza çıkan doğu mistisizmi, bu kez ''Hurûfilik'' ile karşımıza çıkıyor. Hurûfilik terimsel anlamıyla: adını Arapça hurûf (Türkçe “harfler”) kelimesinden alan, kutsal metinlerde harf ve kelimelerin sayısı, sırası ve diziliminin belirli şifreler barındırdığı iddiasıyla bunlardan kelime, cümle veya cümlecikleri oluşturan harflerin ebced değerlerinden metnin düz anlamı ile ilgili olmayan, telmih, ima, işaret gibi ikincil anlamlar çıkartan ve bu anlamlar üzerinden yeni anlayış ve kavrayışlara yol açan yaklaşımlara verilen addır.        

" Çünkü bilmiyormuşum, hiç haberim yokmuş, ama yüzüm bir haritaymış. "

Orhan Pamuk- Kara Kitap

Galip, Rüya'yı ve Celal'i ararken Celal'in evinde çözülmeyi bekleyen bir sürü fotoğrafta, hangi harflerin hangi anlama geldiğini, hangi yüzde hangi anlamın bulunduğu aramaya başlıyor. Bu aslında en başından beri Galip'in kendini arayışı. Galip esasında bilmeden, Celal'de kıskandığı özgüveni ve özveriyi arıyor.

Diğer bir yandan Galip’in Rüya’ya duyduğu takıntılı düzeydeki aşkında da gördüğümüz birçok şey bu konuyla ilişkilendirilebilir. Mesela Galip işten döndüğünde karısıyla konuşmaya sırf kendisinden daha çok uzaklaşır diye korktuğu için, içtiği sigara izmaritlerine bakarak onun gün içinde neler yaptığını anlamaya çalışıyor. Yüz ifadesinden neler hissettiğini, bir şeyi bir yere koyduğunda asıl anlamını, asla konuşmadan anlamaya çalışıyor. Çünkü Galip, Rüya’nın kendisinden uzaklaşabilecek olması fikrine bile dayanamayan biri. 

 

Yolcululuğun Sonunda

"Çünkü hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Yazı hariç. Evet tabii, tek teselli yazı hariç. " 

Orhan Pamuk- Kara Kitap

En nihayetinde Galip, oldukça kıskandığı, hayranı olduğu kardeşi Celal'in yerine geçmiş, onun gibi yazılar yazmış ve yokluğunda televizyonlara röportaj dahi vermiştir. Bu hayranlığının şiddetini aslında onun yerinme geçebilme becerisinden bile anlayabiliyoruz.

Bir yandan kendinizi arıyor, bir yandan kayboluyorsunuz. Gizemlerle dolu, soyut, mistik, retorik iç monologların olduğu zor bir kitap bu. Kara Kitap hakkında ne kadar çeşitli fikir ayrılıkları da olsa bizce alkışlanmayı hak eden bir roman.

"Hafızanın bahçesi çoraklaşmaya başlayınca, insan elde kalan son ağaçların ve güllerin üzerine şefkatle titrer."

Orhan Pamuk – Kara Kitap

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Hurûfilik

http://kitap.ykykultur.com.tr/kitaplar/kara-kitap


 


İLGİLİ

Katharsis Nedir? Tragedyalar ve Modern Birey

Sanatsal etkilenme ile yaşanan arınma, "katharsis" ve modern bireyin duygularını dışavurumu.

Edebiyat Kavgaları : Bölüm 2 – Sartre vs. Camus

Fransız varoluşçular, Albert Camus ve Jean-Paul Sartre'ın çatışması.


Paylaş