Romantizm ve Aydınlanma Çağı'nın ögeleriyle korku/gotik kategorisinde oldukça önemli bir yer edinen başarılı yazar Mary Shelley ve biyografisi.

Mary Shelley Kimdir?

İngiliz yazar ve politik filozof William Godwin'in kızı olarak 30 Ağustos 1797 yılında Lonra'da dünyaya gelmiş olup, bulunduğu dönemin etkili kadın hakları savunucularından biri sayılan annesi Mary Godwin doğumundan bir ay sonra hayatını kaybedince, babası tarafından yetiştirilen Mary annesinin adını taşımaya başladı. Çocukluk çağında edebiyat ve felsefe alanlarını yakından tanıyarak büyümesi, onun ileriki yaşlarında yazarlığa yönelmesinde önemli rol oynadı.

Henüz 17 yaşında iken tanıştığı Romantizm Akımı'nın ünlü şairlerinden Percy Bysshe Shelley'e aşık olması onu hayatın bambaşka bir yönüne sürükledi. Çünkü döneminin en bilinen yazarlarından biri olan Percy'nin evli bir adam olmasına rağmen Mary'ye olan duyguları karşılıksız değildi. Babasının bu ilişkiye karşı çıkması sonucu ikili İsviçre'ye kaçmak üzere ülkeyi terk ettiler. İki sene ardından Percy'nin eşi Harriet'in 1816 yılında intihar etmesiyle evlenme fırsatı yakalayarak bu kez de İtalya'ya yerleştiler. Burada bir yıl arayla iki bebek dünyaya getiren çiftin çocukları henüz üç ve iki yaşlarında iken hastalanarak öldüler. 1819 yılında doğan oğulları şair Percy Florence Shelley ise hayata tutunabilen tek çocuklarıdır.

Bu süreç içinde yazarlığını epey ilerleten Mary, Frankenstein isimli meşhur romanını da anonim biçimde yayımlayarak başarı kazandı. Fakat evliliklerinin 6. yılında Percy bir tekne kazası sonucu hayatını yitirince, Mary Shelley oğlu ile birlikte Londra'ya geri dönmek zorunda kaldı. Profesyonel yazarlık yaşamını 1851 yılındaki ölümüne dek Lonra'da sürdürdü. Vefatının ardından Mary Shelley'in bedeni, kocasının kalbinin külleriyle birlikte St. Peter Kilisesi'nde gömüldü. 

Mary Shelley

Mary Shelley Yazınsal Hayatı

Kendisi gibi yazar olan babasının izinden giden Mary, her ne kadar küçük yaşlarda yeteneğini yazıya dökmeye başlamış olsa da, annesinin kaybından dört yıl sonra evlenen babasının ikinci eşi Mary Jane Clairmont ile pek de sağlıklı bir ilişki yaşayamadı. Bu durum onun mental anlamda evden uzaklaşmasına sebebiyet verdi. Çocukluğunun boş zamanlarının çoğunda bir şeyler karaladığını söyleyen Mary, bu yıllarda ortaya çıkarmaya başladığı ilk şiiri Mounser Nongtongpaw'ı 1807 yılında babasının şirketi aracılığı ile yayımladı. 

Üvey annesinin talebi üzerine eğitimini iyi şekilde tamamlayamayan Mary'nin eserleri buna rağmen ilgiyle takip ediliyordu. 17 yaşında İskoçya ziyaretinde babasının öğrencilerinden ve politik hayranlarından biri olan gelecekteki eşi ile tanıştığında Mary'nin yazınsal hayatı da şekillendi. Birlikte fikir alışverişi yapmaları ve hayal güçlerinin geniş olması Mary'nin Frankenstein romanındaki kurgu için büyük yarar sağladı.

Evlenmek üzere ülkeyi terk etmelerinin ardından atıldıkları Avrupa turundaki anılarını ayrıca bir araya getiren Mary, History of a Six Weeks' Tour isimli seyahat günlüğünü 1817 yılında tamamladı. Lakin hayatını eşine adayan yazarın evlilikleri ikisi adına pek de kolay geçmiyordu. Çoğu zaman eşine karşı yaşadığı kalp kırıklıklarını kimseyle paylaşamaması Mary'nin karamsar yönünü güçlendirdi. Yaşadığı yoğun sıkıntı ve streslerin ilerleyen yaşlarında yazarın hastalığına sebebiyet verdiği düşünülüyor.

Mary Shelley & Percy Bysshe Shelley

24 yaşında eşini kaybetmenin acısı içinde olan Mary, ölümünün ardında yarım bıraktığı çalışmaları da çok sevdiği eşi adına tamamladı. Aynı yıl Lonra'ya geri dönerek bu kez hayatının geri kalanını oğlunun eğitim ve kariyerine adadı. Onun iyi bir yazar olması için çok çabalayan Mary, 1826 yılında tarihi bir roman olan Valperga ve bir bilim kurgu öyküsü olan The Last Man ile de başarısını devam ettirdi. 

Gotik kültürün simgelerini eserlerinde feminen bakış açısıyla birleştiren Mary, kadın ve ailenin toplumdaki yerine de sık sık yer verdi. Psikoanalitik açıdan pek çok yazar onun için geleneksel maskülen tavıra baş kaldırış göstermesi ile edebiyat dünyasında bir aydınlanma dönemi yaşattığını düşünüyor. 

53 yaşında beyin kanseri teşhisiyle son günlerini yaşayana dek Mary, Lodore ve Falkner adındaki son iki romanını da okurlarıyla buluşturdu. Vefatından neredeyse bir yüzyıl sonra 1950'de yayımlanan romanı Mathilde, yazarın arkasında bıraktığı edebi mirasın sonuncusu oldu. 

Mary Shelley Eserlerinin Uyarlamaları

Mary Shelley eserlerinden yalnızca bir tanesinin sinemaya uyarlanmış olması ile birlikte, ilk olarak 1915 yılında Life Without Soul isimli film Frankenstein kitabının bir versiyonu olarak korku kategorisinde gösterime girdi. Sonraları 1957 yılında yönetmen Terence Fisher'in aynı adlı filmi, roman olan Frankenstein'dan esinlenmesiyle ortaya çıkarak Birleşik Krallık'da seyirciyle buluştu. Ancak bir uyarlama ürünü olmayan bu serinin ilk filminde romandaki bütün karakterlerin isimleri aynen kullanılmıştır. 

Yaklaşık bir yıl sonra Boris Karloff başrolünde Frankenstein 1970 isimli film, Amerika Birleşik Devletleri'nde farklı bir olay örgüsüyle yayınlandı. Bu versiyonunda ana karakter Baron Frankenstein, İkinci Dünya Savaşı esnasında Naziler ile iş birliği yapmaması karşılığında işkenceye maruz kalıp, elindeki şekil bozukuluğuna rağmen çalışmalarına devam eden bir bilim insanıdır. Günümüzde kült yapımlar arasına giren film hala popülerliğini kormaktadır.

Son olarak gerçeğine en yakın biçimde uyarlanan 1994 yılında çekilmiş film Mary Shelley'den Frankenstein, Robert de Niro, Helena Bonham Carter ve Kenneth Branag başrollerinde Oscar ve BAFTA Ödülleri'ne aday gösterildi.

Ayrıca 2017 yılında şair Percy Bysshe Shelley ile yaşadığı aşkı konu edinen Mary Shelley biyografisi ilk kez beyaz perdeye yansıtıldı. Bu romantik dönem filminin başrollerini ise Elle Fanning ve Douglas Booth paylaşırken, film aynı zamanda Barcelona-Sant Jordi International Film Festival ödülüne de layık görüldü.


BENZER YAZILAR

Cumhuriyet Dönemi'nin İlk Dergileri: 2- Resimli Ay Dergisi

Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadın hareketlerinin ilk kez dile getirildiği Resimli Ay dergisinin edebi bakış açısı ve fikri gelişimleri.

Henrik İbsen ve Kadın Hareketi

Oyun yazarı Henrik Ibsen'in cinsiyet rolleri eleştirisi ve çağdaş tiyatroda kadın.


Paylaş