Millî edebiyat dönemi kadın yazarlarımızdan Müfide Ferit Tek'in milliyetperver romanı "Aydemir"

Yazar: Yasemin Şanlı- Başkent Üniversitesi

II. Meşrutiyet’ten sonra teşekkül eden Fecr-i Âtî topluluğu; sanatta ferdiyetçiliği ve estetik değerleri benimsemiş, “Sanat şahsî ve muhteremdir” sloganı ile sanatı, toplumu eğitmek için daha yüksek bir seviyeye çıkarmayı hedeflemiştir. Bu noktada 1910 yılında Ali Canip YöntemÖmer Seyfettin ve Ziya Gökalp çıkardıkları Genç Kalemler dergisi ile modern ve millî bir edebiyatın tesis edilebilmesi için öncelikle dilde sadeleşmenin gerektiğini savundular ve Yeni Lisan makalesi ile de Millî edebiyatın programını içeren bir metin hazırladılar.

C:\Users\ev leptop\Desktop\genc-kalemler-3.jpg

Bu yazımızda,

-Anadolu dışındaki Türklerin yeni bir konu olarak romana girmesinin tarihi,

-Millî edebiyat dönemi kadın yazarlarımızdan Müfide Ferit Tek’in hayatı ve “Türkiye dışındaki Türklerin milli hakkını bir tez şeklinde ileri süren”, Halide Edip Adıvar’ın Yeni Turan adlı romanından sonra ikinci “milliyetperver romanı” Aydemir’i

-“Üç Tarz-ı Siyaset” isimli makalesiyle ilk Türk manifestosunu yazan Yusuf Akçura’nın romandaki etkilerini ele aldık.

Anadolu dışındaki Türklerin, yeni bir konu olarak Türk romanına girmesi 1908 ve 1922 yılları arası II. Meşrutiyet döneminde gerçekleşti. Değişik etnik topluluklarda milliyetçilik eğilimlerinin yoğunlaştığı, her kavmin kendi geleceğini kendisinin belirleme isteklerinin artmasıyla İmparatorluktan kopmaların hızlandığı ve devletin adım adım çöküşe yol aldığı bu dönem siyasi tablosu kadar, fikri görünüşüyle de Osmanlı devlet hayatının en hareketli dönemlerinden biridir (Kaplan, 1990: 32).  Müfide Ferit Tek, Yusuf Akçura'nın teşviki ile Sinop'ta, sürgün yıllarında kaleme aldığı ilk romanı Aydemir ile Türkiye dışındaki Türkleri anlatır. Nitekim bu roman “birinci harpten mağdur çıkan millete teselli olsun diye” yazılmıştır (Malkoç, 1954: 3).

C:\Users\ev leptop\Desktop\mw242221.jpg

Müfide Ferit Tek Kimdir? 

Müfide Ferit Tek, 29 Nisan1892 tarihinde Kastamonu’da dünyaya gelir. Babası Kemahlı Mazhar Paşa’nın oğlu Şevket Bey; annesi ise Plevne şehitlerinden Kolağası Zâimzâde İsmail Efendi'nin kızı Feride Hanımdır. Müfide Ferit'in "Çok mesut bir çocukluğum oldu" (Tek, 1972: 11) diye bahsedeceği çocukluk yılları bir sürgün diyarı olan Trablusgarp’ta geçer. Müfide Ferit, Trablus’ta kızlara mahsus bir Türk mektebi olmadığı için St. Joseph İtalyan Rahibe Okulu'na verilir (Tek, 1973: 6). Okulda İtalyanca ve Fransızca öğrenir, evde ise babalarından Türkçe, Arapça ve Farsça (Esin, 1974: 8) ve fen (Tek, 1973: 6) dersleri alır. Şevket Bey, Müfide'yi 1902 yılında Paris'e Versailles Lisesi'nde okumaya gönderir (Esin, 1974: 9). Paris'te üç yıl kalan Müfide Ferit, 1905 yılında babası Şevket Bey'in hastalanması nedeniyle Trablusgarp'a çağrılır. Babasından vefatından sonra annesi ve kardeşleriyle birlikte Malta'ya gider ve 1907 yılında Ahmet Ferit ile evlenir. 1908 yılında Meşrutiyet’in ilan edilmesi ile İstanbul’a gelirler. Suriye ve Batı Arabistan Umum Kumandanı Cemal Paşa’nın 1913 yılında Ahmet Ferit’i Sinop’a sürgüne göndermesi üzerine kocasıyla birlikte Sinop’a gider. 

1913- 1918 yıllarını Sinop ve Bilecik’te geçiren Müfide Ferit, ilk romanı Aydemir’i bu sırada yazar. 1918 yılı içinde, Aydemir isimli romanı, Türk Kadını Mecmuası tarafından yayınlanır. 21 Şubat 1919’da aile tekrar İstanbul’a döner. Bu dönemde Müfide Ferit’in “Milli Türk Fırkası'nın yayın organı niteliğindeki” (Demircioğlu, 1998: 32) İfham gazetesinde toplam beş makalesi yayımlanır. İkinci romanı Pervaneler’i 1924 yılında yazar. Kocası Ahmet Ferit’in Dışişleri Bakanlığı’ndaki görevi sebebiyle uzun yıllar yurt dışında bulunur. 24 Mart 1971 yılında İstanbul’da vefat etmiştir. “Müfide Ferit Tek'in eserleri, imparatorluktan ulus-devlete geçiş sürecinde ki tartışmalardan ve o dönemin siyasi hayatından izler taşır. Fakat Müfide Ferit Tek, edebiyatçı olmasının yanında daha çok bir düşünce ve eylem kadını olarak öne çıkmıştır” (Demircioğlu, 1998: 26).

C:\Users\ev leptop\Desktop\unnamed (1).jpg

Aydemir'in Konusu

Roman, Aydemir’in hikâyesinin odak noktasında yer aldığı iki bölümden oluşur. İlk bölümde Demir’in İstanbul’da bulunduğu dönem anlatılırken Jön Türklerle ilişkide bulunmuş ılımlı bir Meşrutiyetçi olan Nedim Paşa’nın kızlarından Hazin’e karşı içten içe duyduğu sevgiden bahsedilir. Nedim Paşa’nın ilk kızı Hazin dünyaya gelirken zevcinin vefat etmesi sebebiyle Nedim Paşa çareyi tekrar evlenmekte bulur. İkinci evliliğinden de Nevin adında bir kızı dünyaya geldikten kısa bir süre sonra ise Nevin’in annesi de vefat etmiştir. “O zaman Nedim Paşa talihsiz hayatının kendi hissesini kapayarak kızları için yaşar” (Tek, 1918: 23) ve kızlarına memlekette henüz eşi benzeri görülmemiş bir tahsil ve terbiye vermek, onları da memleket için çalıştırmak ister. Hazin ve Nevin Paris’e tahsilleri için gittiği sırada henüz yirmili yaşlarda olan Aydemir ise Meşrutiyetin ilanından sonra tekrar İstanbul’a dönmek üzere Türkistan'a, Azerbaycan ve Mazenderan'a gider. Aydemir’in Türkistan’da bulunduğu sırada sarayın iradesi ile tekrar İstanbul’a çağırılan Hazin, Aydemir’i sevmesine rağmen padişahın kararı ile Almanya’da tahsil görmüş genç zabit Neyyir ile evlendirilir.  

Romanın temel problemlerinden biri Demir’in irade sahibi bir karakter oluşudur. Demir’in iradesini zayıflatabilecek tek tehlike ise Hazin’e karşı duyduğu aşk ve arzudur. Bu aşk yüzünden edebi aşkı olan Türk birliğini kuramayacağı düşüncesiyle Türkistan’a “kaçar”. Daha sonra Hazin’ yazdığı mektupta “Kaçtım, çünkü günahkâr oluyordum” (Tek, 1918: 51) der. Mosse milliyetçiliğin erkeklerin tutkularını (milli) “yüce amaçlar”a yönlendirmesinin erkek cinselliğini kontrol altında tutma teşebbüsü olduğunu vurgular (Mosse, 1985: 34).

Aydemir, Türkistan için tıpkı bir “mehdi” gibidir, romanın ikinci bölümünde köy köy dolaşıp herkese iyilik yaparak Türkistan’dakilere kurtuluş gününün yaklaştığın müjdeler. Hive ve Buhara’da çalışmalarını sürdürdüğü sırada Neyyir’in öldüğü haberini alır. Kendi ferdi aşkı uğruna verdiği mücadeleyi yarım bırakmak istemez, Semerkant’a giderek çalışmalarına devam eder. Aydemir’in bu ıslah çalışmalarını çekemeyen Ahund Ömer, Aydemir aleyhinde propaganda yaparak onun faaliyetlerini engellemeye çalışır. Bu sırada I.Dünya Savaşı çıkar ve hasta olan Aydemir çalışmalarını tamamlayamayacağını anladığı için Hazin’i Türkistan’a çağırır. Aydemir, Türklere karşı savaşmamak için Rus Çarı'na isyan eden halkı manevi nüfuzuyla bastırır. Divan-ı Harb, Aydemir ile öğrencilerinden Hasan, Şakir ve diğer 12 gencin asılmasına karar verir. 

Aydemir ipe çekileceği sırada uzaktan Ahund Ömer’in kendisine secde ettiğini görür. Hazin Semerkant’a geldiğinde ise Aydemir çoktan ölmüştür. Aydemir’in mezarı başında kendi aşkının, acılarının ve hayatının üzerinden ilahi bir mefkûreye ulaşarak Aydemir'e olan aşkını, milli aşkın içinde yaşatacağına dair yemin eder. 

Yusuf Akçura Üzerinden Aydemir'i Okumak 

Aile hayatı dolayısıyla siyasetin içinde bulunan Müfide Ferit’in siyasi kişiliğinin şekillenmesinde babası Şevket Bey’den sonra eşi Ahmet Ferit Tek, enişteleri Yusuf Akçura ve Zühdü İnhan, Fransa’daki lise eğitimi esnasında kendisine velilik yapan Ahmed Rıza gibi isimler etkili olmuştur. Emel Esin, kendisiyle 1987 yılında yapılan bir mülâkatta "Akçura teyzemin zevci, babamın da çok yakın arkadaşı idi. Aydemir'deki kahraman Yusuf Akçura'dır" demektedir (Kaplan- Enginün, 1987: 162). Müfide Ferit’in dış Türkleri konu edinen bir roman yazması için şüphesiz en zengin ve ilham verici kaynak Yusuf Akçura’dır. 

“1904 yılında ‘Üç Tarz-ı Siyaset’ isimli makalesiyle ilk Türk manifestosunu yazan, aynı zamanda Çarlık Rusya'sına karşı gelişen milliyetçi hareketlerde yer alan” (Demircioğlu, 1998: 48). Yusuf Akçura’nın bir sembol olduğu eserde yazarın kurguladığı milliyetçilik ve birlik fikri, siyasi alandan daha çok kültürel alanda gerçekleşir. Kahramanını çizerken Aydemir'in Osmanlı ve Rus Türkleri arasında siyasi birlik fikrinden önce, milliyet bilincinin geliştirilmesi, tarih ve kültür birliğinin kurulması olgusuna vurgu yapmıştır. Böylece romandaki milliyetçilik olgusu Yusuf Akçura'nın Pantürkizmine yakın şekilde kurgulanmıştır. Eserde birkaç yerde geçen "turan" sözcüğü açık bir şekilde Türk halklarıyla Fin-Macar halklarının birliğinin amaç edinildiği Panturancılığa bir önerme niteliğinde değil, coğrafi ve kültürel bir birlikteliğe gönderme yapmak amacıyla kullanılmıştır.

Mehmet Fuat’a göre; “Müfide Hanım, hikâyesini başlıca Aydemir’in yüksek ve ilahi şahsiyeti etrafında vücuda getirmiştir; Hazin burada adeta ikinci planda kalmıştır. Daha çocukluğundan beri “Aydemir”in manevi nüfuzu altında kalan genç kadının şahsiyeti, tamamıyla, sevdiği şahsiyetin oldukça soluk bir aksidir ki hikâyede - tabiatıyla - biraz müphem, biraz gölgeli görünmektedir (…) “Aydemir”, maddi ve manevi varlığını mefkûresi içinde eritmiş, mistik bir kahraman, daha doğrusu, bir “fevkalbeşer”dir” (Köprülüzade, 1924: 175- 178). 

C:\Users\ev leptop\Desktop\37d1489c6b7a17f908837f45f9d4c790.jpg

Akçura’nın analizlerinin yansımasına rastladığımız bir diğer husus ise Aydemir'in Osmanlının toplumsal yapısını analiz etmesinde sahip olduğu ekonomik bilinçtir. 1910’lu yıllarda kendilerini halk sever ve milliyetçi olarak tanımlayan aydınlar arasında "halk" özellikle de "köylülük" kavramları tartışılan popüler bir konu haline gelmiştir. Aydemir’de işlenen temel mevzulardan birisi de halkçılık yaklaşımıyla birlikte millet bilincinin taşraya kadar ulaştırılmasının gerekliliğidir. Romanda Refik Bey ve Doktor Emin İstanbul'dan Anadolu'ya giderek Anadolu'nun yoksulluğunu, sefaletini ve cehaletini tedavi etmek isterler. Fakat Aydemir’e göre Anadolu’daki milli sefaletin temelinde sadece cehalet ve eğitim sorunu değil bir sermaye sorunu yer alır. 

Aydemir’in “Para, servet! İşte Anadolu'nun hastalığının, cehaletinin, sefaletinin yegâne çaresi..." (Tek, 1918: 5) sözleriyle sermaye sorununu merkeze alarak halkın toplumsal görüntüsü ve ekonomik sorunlarına dair yaptığı saptamalar Anadolu köylüsünün milliyet düşüncesinden uzak kalmasının sebeplerini açıkça gözler önüne sermektedir. Milli bilincin gelişmesi için ise milli burjuvazinin gelişmesinin gerekliliği vurgulanır. Georgeon, Akçura'nın çabasında Türk ırkına dayalı ulusal bir burjuva ideolojisi oluşturmanın ipuçlarını görür (Georgeon, 1996: 71). Özellikle Aydemir'in "Köylü servet sahibi olunca o, emin olunuz kendiliğinden doktor arayacak, kendiliğinden mektep isteyecek, mektepte hak ve vazifesini öğrenecek, milliyetini tanıyacak, vatanını anlayacak ve istediğimiz gibi bir Türk olacak!..." (Tek, 1918: 6) demesi sermaye ile ulusal burjuvazi ve milliyetçi yaklaşım arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından önem taşır (Demircioğlu, 1998: 50). 

Müfide Ferit, yazarı olduğu Pervaneler ve Aydemir adlı romanları dolayısıyla ırkçı söylemlere maruz kalır. Murat Belge bu düşüncenin doğru olmadığı görüşündedir: “Ama Müfide Ferit'in ırkçılığı da daha medeni ve ılımlı bir ideoloji olarak ortaya konur” (Belge, 2009: 244) der ve Aydemir romanında militarist olmadığı ve ırkçılığın “mazlum bir düşünce ve hareket olarak sunulduğu” (Belge, 2009: 242) şeklindeki görüşünü de belirtir.

Özetle, kendisinden dönemin gazete ve dergilerinde "Aydemir müellifi" olarak bahsedilen Müfide Ferit’ten Fuat Köprülü, "Türkiye'deki Türklerin milli hakkını bir tez şeklinde ileri süren ikinci 'milliyetperver romanı' yazmıştır" şeklinde bahseder (Köprülüzade, 1924: 172). Müfide Ferit’in Kurtuluş Savaşı'nın henüz başlamadığı yıllarda yazdığı Aydemir’de tarihi milliyetçi bilinci uyandırmak ve geliştirmek üzere bir araç olarak kullanarak dış Türkler sorunsalına karşın Osmanlı coğrafyası içindeki ve dışındaki Türklerin birliği fikrini ele almıştır. Romanın başkahramanı Aydemir, Müslüman ve Osmanlı kimliğinden sıyrılmış bir şekilde kurgulanırken ilk planda onun için önemli olan Türklerin mutluluğu olmuştur. Yusuf Akçura’nın düşüncesine göre milli burjuvazinin gelişmesiyle, milliyet bilincinin de gelişeceği fikri romanda Aydemir’in faaliyetleri üzerinden kendine yer bulmuş ayrıca yine Aydemir’in Osmanlı ve Rus Türkleri arasında kendine mefkûre edindiği birlik düşüncesi de Yusuf Akçura’nın Pantürkizmine ve siyasi çizgisine paralel olarak oluşturulmuştur. Milliyet fikri ise insanları saadete götüren tek yol olarak savunulurken Müfide Ferit Aydemir romanını “hümanist yönlü bir milliyetçilik ile” kaleme almış “ideolojik yapının yanında romanda dramatik akışı sağlayacak bir aşk ilişkisi de kurgulamıştır” (Demircioğlu, 1998: 81). Romanın sonunda milli aşkın beşeri aşka galip gelmesini ise ideolojisi olan tezli bir romanın özellikleri arasında değerlendirmemiz mümkündür.

C:\Users\ev leptop\Desktop\müfideferidtek.jpg

Kaynakça: 

Akçura, Yusuf. Üç Tarz-ı Siyaset. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1991. 3. Baskı.

Belge, Murat. Sanat ve Edebiyat Yazıları. İstanbul: İletişim Yayınları, 2009. 

Esin, Emel. "Pervaneler, 2.Baskıya Önsöz". Pervaneler. İstanbul: Otağ Yayınları, 1974.

Demircioğlu, Cemal. “Müfide Ferit Tek ve Romanlarındaki Milliyetçilik” Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Boğaziçi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 1998. 

Georgeon, François. Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri Yusuf Akçura (1876-1935). Çev: Alev Er. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 1996. 2. Baskı.

Kaplan, Mehmet. İnci Enginün."Emel Esin ile Mülakat". Türk Edebiyatı. İstanbul: 1987.

Kaplan, Ramazan. “Aydemir”, Milli Kültür, Ankara: 1990. 32-34.

Köprülüzâde, Mehmet. Fuat. "Aydemir". Bugünkü Edebiyat. İstanbul: Cihan Biraderler Matbaası, 1924.

Malkoç, Neriman. "Kadın Ediplerimizle Röportajlar: Müfide Ferit Tek". Yeni İstanbul. 13 Kasım 1954.

Müfide Ferit Tek. Aydemir. İstanbul: Kaknüs Yayınları,2002. 1.Baskı.

________________ ."Hayat Hikâyem". Türk Soroptimisti. In Memoriam. Müfide Ferit Tek Özel Sayı. İstanbul: Çeltüt Matbaası, 1972.

________________. "Hayat Hikâyem". Türk Kadını. Şubat-Mart 1973. Sayı 7. 81-82.

Mosse, George Lachmann. Nationalism and sexuality: middle-class morality and sexualnorms inmodern Europe. University of Wisconsin Press. Madison: 1985.

 


İLGİLİ

Suç ve Ceza Romanında "Hukuk" Kavramı

Bir hukuk öğrencisi olan Raskolnikov'un suçu neydi, kendisini suçlu görüyor muydu?

Atatürk'ün Baş ucu Kitapları

Atatürk'ün hayatında büyük iz bırakan baş ucu kitapları hakkında özet bilgiler


Paylaş