İstanbul'un kanatlı sakinleri için yapılan süslü minyatür saraylar, birer kuş evi. ⁠Tarihi ve İstanbul'da görebileceğiniz noktalar bu yazıda. ⁠

Osmanlı zamanında cami, köşk, çeşme, türbe ya da mescid gibi büyük ve kamusal yapıların duvarlarında kuş evleri inşa edilirdi. Bunlar, canlılara gösterilen sevgi ve merhametin yanında mimari zarafetin de sembolleriydi. Günümüzde de hala varlığını sürdüren kuş evleri, hatta kuş sarayları bulunuyor.

Osmanlı Devleti'nde Kuşlara Verilen Önem

Osmanlı Devleti'nde halkın günlük hayatından saray yaşamına kadar birçok şey, canlıların haklarını ve rahatlarını düşünerek tasarlanıyordu. 

İtalyan Yazar Edmondo De Amicis, yaptığı bir İstanbul gezisi ardından yazdığı notlarında, halkın kuşlara ne kadar itibar gösterdiğini, her bir kuşun farklı bir anlama geldiğini ve buna göre de toplumda sempati beslendiğini söylüyor. Kumruların aşk için, kırlangıçların doğal afetlerden korumak için, leyleklerin hac görevi için, yalı çapkınlarının insanların ruhlarını cennete taşımak için var olduğuna inanılıyordu. Bu yüzden insanlar hem onları koruyup besliyor hem de onlara minnet duyuyordu. 

Öyle ki, 19. yüzyılda leylekler için bir "Gurabahane-i Laklakan" isminde, başta leylekler olmak üzere göçmen kuşların bakımlarının ve tedavilerinin yapıldığı bir kurum bile açıldı. Osmanlı medeniyeti, kuşlara olan hürmetini farklı şekillerde de gösterdi. Bunlardan biri de kuş saraylarıydı. 

Kuş Sarayları, Kuş Evleri

Yapılış amaçları ve mimarileri ile kuş evleri, Türk milletinin hassasiyetini, hayırseverliğini, zevkini ve ince duygularını yansıtan eserler. 

Sivil mimarinin en güzel örneklerinden olan kuş evlerinin yapım amacı ilk olarak bu küçük canlılara barınak sağlamak, onları yağmurdan, çamurdan, fırtınadan ve yakıcı güneşten korumaktı. Osmanlı'dan önce de İstanbul'da kuş evleri görülüyordu fakat bu kadar şatafatlı değildi. O zamanda Batı mimarisindeki kabartma heykellerin Türk yapılarındaki yerini kuş sarayları aldı. 

Genellikle kırlangıç, saka, serçe gibi küçük kuşlar için; çeşme, han, türbe, mescid ve cami yapılarının duvarlarına ekleniyordu ve mimari zerafetleriyle öne çıkıyordu.

15. yüzyılda Osmanlı Dönemi'nde kuş evleri bir sanata dönüştü ve bol süslemeli, karmaşık detaylı saraylar, kuşlar için binaların cephelerinde yer almaya başladı. ⁠19. yüzyıla kadar da yapımına devam edildi. 

Yapının en görünen köşesine ya da duvarına koyulan kuş sarayları, mermer, ahşap, taş ya da tuğladan yapılıyordu. Yapılırken asıl dikkat edilen rüzgar almaması, yağmurdan ve güneşten korumasıydı. Yani kuşların kendilerini güvende hissetmeleri gerekiyordu. Zamanla aşınma ve çıkan yangınlar sonucu yalnızca taş ya da mermer kuş evleri günümüze kadar ulaşabildi. 

Önceden kuş evlerinin, duvarında olduğu yapının küçük bir örneği olduğu sanılıyordu. Fakat aslında bu güzel motiflerin asıl yapı ile hiçbir ilişkisi bulunmuyordu. Tamamen hayal mimarisi ile ortaya çıkmış yapılardı. 

Bu minyatür yapılar balkonları, camları, çatıları ve kuleleriyle gerçek birer konağa, camiye ya da saraya benziyor. Hatta Kuş Köşkü, Serçe Sarayı ve Güvercinlik olarak da isimlendiriliyor. Bunun yanında derme çatma olan örnekler de bulunuyor.

Kuş evleri aslında sadece İstanbul'a özgü değil. Türkiye'nin büyük şehirlerinde varlığını hala devam ettiren bir kuş sarayı görebilirsiniz. 

İstanbul'da Kuş Sarayı-Osmanlı Kuş Sarayları

⁠Camilerin, külliyelerin ya da tarihi binaların duvarlarına işlenmiş küçük sarayları, İstanbul sokaklarında dolaşırken görebilirsiniz. İlk başta Tarihi Yarımada olmak üzere İstanbul'un pek çok tarihi semtinde kuş evleri bulunuyor.

İstanbul'da kuş sarayları görebileceğiniz yerler:


BENZER YAZILAR

Bilgisayar Şifresi Kıran İlk Hacker: Allan Scherr

Bilişim dünyası için ilk şifreleme sistemi ve oluşturulan bu sistemin ilk hacklenme serüveni.

Evsizlerin Üşümesini Engelleyen Barınak Tasarımı: Iglou

Evsizlerin kışın üşümeden uyku çekebilmeleri için tasarlanan yalıtımlı barınaklar Fransız girişimci mühendis Geoffroy de Raynal tarafından yapılmış.⁠


Paylaş