Kafka'nın eserleri ve hayatı üzerinden yabancılaşma ve gerçekçilik kavramlarının incelenmesi.

Franz Kafka (3 Temmuz 1883- 3 Haziran 1924) Bohemyalı roman ve hikâye yazarı. 20. yüzyıl edebiyatında gerçekçilik unsurlarını ve fantastik unsurları birleştiren, eserlerinde sürrealist ön yargılarla ve sosyal-bürokratik güçlerle karşı karşıya kalan yalıtılmış kahramanlara sahiptir. Dönüşüm, Dava ve Şato en bilinen eserlerindendir. Kafka’nın “Kafkaesk” adını verdiği benzetmeleri, tehdit edici ya da korkutucu anlamlarına gelen bir sıfata denir. Kafka'nın bakış açısına özgü hikayelerinde akışın doğal bir parçası olan, gerçeklikten kopma durumunu ifade eder. (Duden Sözlüğü- Deutsches Universalwörterbuch, 6., überarbeitete Auflage).

Hermann Kafka ve Julie Kafka.

Kafka Dönüşüm adlı eserinde oluşturduğu “Baba” karakteriyle, sürekli çatışma halinde olduğu babasının bir kopyasını yaratmak istemiştir. Karakterimiz Gregor Samsa’nın isteği dışında böceğe dönüşmesinden sonra babanın elinde sallanan sopayı her an başına ya da sırtına yiyip ölüm tehlikesi altında kaldığını görürüz. Tam da burada Kafka’nın Babama Mektup kitabında, babanın onu bir parazit ve bir böcek olarak kabul etmesinden şikâyet ettiğini hatırlatmak yanlış olmayacaktır.

Kafka hukuk mezunu olduğundan bürokrasi, yasaların işleyişi ve toplum yapısındaki bunaltılarından sık sık eserlerinde bahsetmiş, bu durumların bireyin ruh sağlığı üzerindeki etkisini okuruna geçirmekte büyük başarı göstermiştir. Dava adlı eserinde yargılanan ve yargılayan ilişkisini incelemiş, Şato adlı eserinde ise bürokrasinin ve hiyerarşinin toplum yaşamına olan etkisini titizlikle işlemiştir.

Dava Romanının ilk edisyonu,1925.

Önemli bir sanat merkezi olan Prag'da Kafka’nın Max Brod ile tanışması Kafka’nın günümüzde de varlığını sürdürebilmesinin asıl nedenlerinden biridir. Gazeteci olan Max Brod Kafka’nın üstün yeteneğini fark eder, elindeki eserlerini o hayattayken bastırmak için yayınevi sahibi bir arkadaşına gönderir. Böylece Kafka hayattayken bazı eserleri yayınlanır, ölmek üzere olduğunda da eserlerini yakıp yok etmesi için Max Brod’a teslim eder. Ancak Max Brod eserleri yakmaz ve yayınlatır, bu sayede Şato, Dava, Amerika, Taşrada Düğün Hazırlıkları gibi klasikleri okuyucusuyla buluşmuştur.

Kafka’nın Eserlerinde ve Çalışma Hayatında Yabancılaşma

Kafka’nın eserleri, bireye modern dünyanın içinde bulunduğu durumun anlaşılması konusunda yol gösterici bir pusula görevi görür. Yabancılaşma konusunda bilinçli bir çalışması olmamasına rağmen, eserlerinde işlediği olay ve kahramanlar, bireyin yabancılaşma biçimlerini gözle görülür bir biçimde ortaya koymaktadır (Çiçek, 2015 s. 144).

Kafka’nın alıngan, huzursuz, ürkek, çekingen, alçak gönüllü, çevresiyle zor ilişki kuran kişiliği büyük ölçüde annesinden gelen genetik mirastan kaynaklanmaktadır. Kafka’ya babasından geçen özellikler ise duyarlılık, adalet duygusu ve tedirginliktir ( Wagenbach 2008, s. 19). İçine kapanmasına ilk yol açan neden, ailede gördüğü çıkar gözetilen eğitim olmuştur. Kafka’nın eğitim gördüğü okullardaki katı kurallar öğretmen ile öğrenciler arasındaki iletişimsizlikten doğmuştur, öğrencilerden sürekli olarak saygılı olmaları beklenmiş, öğrencilerin kişisel yeteneklerini hiç dikkate almayan anlamsız ve zorlama bir eğitim sürdürülmüştür (Wagenbach 2008, ss. 32-33).

Kafka’nın hayatı incelendiğinde, üzerindeki otoriter baskıların sürekli el değiştirdiğini görebiliriz. Çocukluk yıllarındaki bakıcı baskısını Kafka şu sözlerle ifade etmiştir: “Okula götürüp getiren aşçı yol boyunca devamlı bana kızar hep evdeki yaramazlıklarımı öğretmenime söylemekle tehdit ederdi beni” (Kafka ,1995, s. 61).

Ayrıca üst sınıflardan etüt ağabeyleri davranış tutumlarını, ders çalışmaya olan isteklerini sürekli olarak kontrol ederlerdi. Okulun kurallarına göre soyu ve başarı düzeyi ne olursa olsun, sınırları aşan öğrenci, pek çok hakkından bir anda mahrum kalabilmekteydi (Kafka, 2012, s. 106).

Yükseköğrenim dönemi nispeten daha rahat geçen Kafka, İşçi Kaza Sigortası Kurumu'nda işe başlamıştır. Kafka’nın çalışma alanı; işletme sahiplerinin şu veya bu sebepten risk sınıfına sokulmasına karşı yönelttikleri itirazların incelenip karara bağlanması, işletmelerin hukuksal konularda bilgilendirilmesi, iş kazalarından korunmak için alınacak tedbirleri kapsamaktadır.

Düzenin soyut ve insanlık dışı birtakım kanunlar adına insanları yeren mekanik, anlamsız ve sorumsuz işleyişinin bir parçası haline gelmiştir. Baskı mekanizması haline gelmiş bu sistemin bir çalışanı olan Kafka, içinde bırakıldığı bu durumun iki yüzlülüğünden derin üzüntü duymaktadır. Bütün toplumsal yabancılaşmayı özetleyen bu bürokrasi içinde Kafka, sürekli olarak vicdanına karşı hareket etmeye zorlanmış ve sürüklenmiştir. ( Garudy, 1991, s. 126)

Taşrada Düğün Hazırlıkları

Kafka’daki çevreye yabancılaşma durumu 1912 yılına kadar artarak, eserlerine yansımaya devam etmiştir. Taşrada Düğün Hazırlıkları hikâyesinde iç dünyasında yaşadığı ve aile geçmişinden taşıdığı içsel düşüncelerini dışarıya vurmuştur: “Dairede çalış çalış sonunda pek bitkin düşüyor, izinin tadını çıkaramıyor insan. Ne kadar uğraşıp didinse de herkesin kendisine sevgiyle davranmasını hak edemiyor” (Wagenbach, 2008, s. 81).

Bir Savaşın Tasviri

Kafka, Bir Savaşın Tasviri adlı hikâyesinde de çalışma hayatındaki yabancılaşma duygusunun etkisiyle kır yaşantısına duyduğu özlemi şu sözlerle dışa vurmuştur: “Burada nasıl mutlulukla yaşardım. Kimsenin olmadığı sessiz bir diyar. Burada yaşamak zordur, insana acı verir ama karşılığında hareketlerine özen gösterme zorunluluğu yoktur çünkü burada sadece dağlar ve şu nehir vardır” (Kafka, 2012, s. 32).

Dönüşüm

Değişim hikayesinden yola çıkarsak Samsa, yakın bir döneme kadar ev halkı için ekonomik destek sağlıyorken, değişim sonrasında ev halkı üzerinden geçinen bir asalak (böcek) haline dönüşmüş olmanın derin acısını yaşamaktadır. Kafka, bu tür anlatımlarla aslında Batı değerlerine karşı ciddi bir eleştiride bulunarak Batı için söylenen şu sözü adeta haklı çıkarmıştır: “Batı; ekonomik bir dev, siyasi bir cüce, insani bir solucandır."

Amerika

Kafka’nın Amerika adlı eserinde kahramanımız tıpkı Dava ve Şato romanlarının kahramanları gibi ayak bastığı yere (Amerika) yabancıdır. Kahramanımız burada para kazanma hırsına kapılmış ve bunun sonucunda da kendini sonu gelmeyen bir çalışma denizine kaptırmıştır (Kafka, 1983, s. 152).

Bir Açlık Şampiyonu

Benzer temalar, Kafka’nın Bir Açlık Şampiyonu adlı hikâyesinde de okuyucunun karşısına çıkar. Açlık Şampiyonu, aç kalma görevini hakkıyla yerine getirdiği hâlde yöneticileri tarafından takdir göremediği için “fasılasız çalışıyorum ama hâsıla yok, arı gibi çalışıyorum ama bal yok!" (Kafka, 2002, s. 76)” Cümlesiyle haksızlığa karşı sitemini dile getirmiştir.

Köy Öğretmeni

Bir başka örnek vermek gerekirse Köy Öğretmeni adlı hikayesinde köyün öğretmeni ile ona yardım etmek isteyen bir tüccarın bir konuyu aydınlatmak için gösterdikleri iyi niyetli çabaların, yeterince değer görmemesi ile sonlandığını görürüz. Tüm bunlar okuyucunun aklında “Aşkla çalışanı şevkle sömürürler” çelişkisiyle soru işareti olarak kalmaktadır.

Milena’ya Mektuplar

Edebi yaşantısının yanında bir taraftan da büyük bir aşka düşen Franz Kafka’nın evli ve kendisinden yaşça küçük olan Milena Jesenska ile aşk mektupları daha sonra Milena’ya Mektuplar adıyla bastırılmış ve edebiyat dünyasının tozlu raflarında yerini almıştır. "Hastalığı ve aşkı aynı anda yaşayan çaresiz bir edebiyatçının” yaşadığı tüm karamsarlığa rağmen aşkın beraberinde getirdiği küçük ümitlerin görüldüğü bu eser Kafka’nın kişisel hayatı hakkında da derin bilgiler veren, kaynak niteliğinde bir esere dönüşmüştür.

Kafka ve Gerçeklik

Eleştirmen Ruth V. Gross’a göre Franz Kafka’nın kısa öyküsü “Poseidon”un “açılış” cümlesi de tıpkı Değişim’in ilk cümlesi kadar hayret uyandırıcıdır. Hikâyenin “Poseidon çalışma masasının başında oturuyor ve hesap kitapla uğraşıyordu” şeklindeki ilk cümlesini Gross, “şimdiye kadar Poseidon ismi, akıllara çalışma masası, hesap-kitap ya da devlet dairesi bağlantılı herhangi bir konu çağrıştırmamıştı” biçiminde yorumlar. Poseidon, eski çağlarda Yunanlıların ve “Neptunus” adıyla da Romalıların deniz tanrısıydı (Gross, Ruth V. 2002. “Kafka’s Short Fiction”. Contained in The Cambridge Companion to Kafka. (Ed.) J.)

Doğrusu Kafka’nın Poseidon’u da tam anlamıyla antik edebiyat dünyasında gösterilen kendisine tapılan tanrının ta kendisidir. Hâlâ “denizlerin tanrısı” ve tüm suların yönetiminden sorumludur. Yine o, “tunçtan göğüs kafesi” olan ve kraliyet şanı, onun “üstün bir mevki” den başka bir konumda olmasına müsaade etmeyen “koca Posedion”dur .Gerçek konumunu değiştirmeksizin Poseidon’u memuriyet işlerinden bıkmış usanmış biri gibi betimleyerek okuyucusunu şok etmek isteyen Kafka’nın bu tezat ile vurgulamak istediği şey, bürokratik sistemin insanlıktan çıkarıcı ve bunaltıcı sıradanlığıdır.

Özetle:

Kafka’nın iç dünyası ile yaşadığımız dünya; Kafka’nın yaşadığı dünya ile yarattığı dünya birbirine bağlıdır. Boğucu insandan uzaklaşmış bir dünyadır bu, yabancılaşmanın dünyasıdır. Ama yabancılaşmanın tamamen farkında olmak ve ümidini asla kaybetmemek önemlidir. Çünkü bu sayede olağandışının ve mizahın bu dünyanın yüzeyinde meydana getirdiği çatlakların arasından bir ışık huzmesi, hatta bir çıkış yolu görebiliriz. Yeter ki, eseri sistemin önceden kabul görmüş dar kalıplarına ve romanlaştırılmış biçimini bulmaktan başka bir şey düşünmeyen yorum denemelerine bırakmayalım. Ancak o zaman Kafka’nın dünyasındaki derin ve canlı birliği hissedebiliriz (Garaudy 2007s.7).

Kaynaklar:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Franz_Kafka

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/264434

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/235230

https://www.yedipencere.com/kafkanin-donusumun-analizi/

https://birimler.dpu.edu.tr/app/views/panel/ckfinder/userfiles/17/files/DERG_/49/makale-13.pdf

http://www.beytulhikme.org/Makaleler/2065102852_09_Cicek_(141-162).pdf

https://www.arttv.com.tr/yazi/franz-kafka-ve-milena-jesenska-mektuplarn-icindeki-ask-yazan-yasemen-cavusoglu


BENZER YAZILAR

Tükenmişlik (Burn-out) Sendromu

21. yüzyıl toplumunda en sık görülen psikolojik sendromlardan biri olan tükenmişlik sendromunun tanımı, nedenleri, evreleri, bu sendromu önlemenin yolları ve tedavi yöntemleri.

Edebiyat Festivalleri: Jaipur Edebiyat Festivali

Dünyadaki en büyük edebiyat gösterisi olarak adlandırılan Jaipur Edebiyat Festivali’nin içeriği ve tarihçesi.


Paylaş