Tolstoy'un ölümsüz eserinden uyarlanan Anna Karenina film incelemesi.

Yirmiden fazla uyarlaması yapılan bir hikaye, 2012 tarihinde tekrar uyarlandı. Yönetmenin hikaye'ye katacak ve söyleyecek bir şeyleri olmalıydı ve vardı da. 

Anna Karenina Filminin Konusu Nedir?

Bir evlilik yapan Anna sosyetenin içinde oldukça popüler biri haline gelir. Kocası Karenin Rus sosyetesinde bilinen ve saygı duyulan isimlerindendir, ancak Anna ile olan evliliğinde ideal koca konumunda değildir. Karenin ilgisiz, işine odaklı, katı bir adamdır. Hikaye Moskova'da yaşayan kardeşinin Anna'ya mektup yazıp, eşi Dolly'le aralarını düzeltmesi için çağırmasıyla başlıyor. Anna'nın Moskova için bindiği trende tanıştığı Kontes Vronsky kurduğu sohbetin üzerine oğlu Subay Vronsky'le tanışır.

İşte hikayenin tüm can alıcı noktası buradan sonra başlıyor. Anna Karenina ve Subay Vronsky karşı koyulamaz bir aşkın içinde buluyorlar kendilerini. Bu sürüklendikleri aşk yolculuğunun beraberinde ihanet, mutluluğun paralelinde gelen mutsuzluk çıkılmaz bir aşk üçgeni içine hapsolmalarına sebep olmuştur.  Anna ve Vronsky artık herkesin dilindedir ve ahlakları ayakların altına alınmıştır. Kocası Karenin, Anna'yı uyarır ancak Anna kendini bu aşkın kollarına bırakmak istediğine son derece emindir.  

Başarılı yönetmen Joe  Wright Anna Karenina gibi katı ve realist bir romanı epik bir aşk hikayesine çevirerek tüm uyarlamalarından farklılaştırmış. Film bir tiyatro sahnesinde başlıyor ve aslında birçok yerde sahnede devam ediyor. Aşk konusunda cesur bir yorum getirilen film ahlak duygusunu bir kenara atmak yerine filmin içine yedirebilmiş. Anna Karenina'nın sıkışmışlığını, tutkusunu ve çekincelerini seyirciye yansıtmayı başarabilmiş, Joe Wright, Tolstoy'un aksine sanki aşktan yana bir tavırla filmi hayata geçirmiş. 

Anna Karenina Filminin Oyuncuları

Yönetmenliğini Joe Wright'ın üstlendiği filmi Tolstoy'un ölümsüz eserinden bu kez uyarlayan isimse Oscar Ödüllü Tom Stoppard oluyor.

IMDb Puanı: 6.6

Keira Knightley – Anna Karenina

Jude Law – Karenin

Aaron Taylor-Johnson – Vronsky

Matthew Macfadyen – Oblonsky

Kelly Macdonald – Dolly

Filmin En Etkileyici Sahneleri

Anna için alışılmış azap halinin dışına çıkılmış özgün, fütursuz ve cesur yansıtılmış. Başlarda biraz karışık gelen film aslında görsel bir şölen. Anna'nın ve Subay Vronsky'le olan balodaki dans sahnesi izleyenleri büyüleyebilecek nitelikte. Aşkın varlığını ve gerçekliğini dansı kullanarak yansıtmış olmaları, iki ikişi dans ederken herkesin durması, Anna ve Vronsky aşk sarhoşluğu hali perdeye başarıyla yansıtılmış. 

İkinci olarak at yarışı sahnesi de bir o kadar etkili. Anna'nın çektiği acı, Vronsky'e olan düşkünlüğü seyirciyi etkisi altına alıyor. Özellikle at yarışının bir tiyatro sahnesinde gerçekleşmesi alışıla gelmişin dışında. Dekorlarıyla, kostümleriyle, akış ve alt diyaloglarıyla sanat kokan bu film destansı aşkı seyirciye geçirebiliyor.  Tüm bunları bir kenara bıraktığımızda ise filmin biraz kopuk olduğunu fark etmemek elde değil. Anna'nın ruh halinin kötüleşmesi, iyileşmesi etrafında dönen olaylar bir yerden sonra kopuyor ve anlaşılması zorlaşıyor. Alkole olan düşkünlüğü, akli dengesizlikleri ve sonu filmin içinde kaybolmuş gibi. 

Anna Karenina filmi; dekorlarıyla, üslubuyla, aşka olan cesareti ve ihaneti anlatıyışıyla iyi bir uyarlama. Aşkın beraberinde gelen ahlak dürtüsü ve ızdırap Anna üzerinde çok güzel anlatılmış. İzlemeye değer ve farklı bir yorum denebilecek nitelikte.

Framana buradan ulaşabilirsiniz.


BENZER YAZILAR

My Arhcitect: Mimar Babam (Louis Kahn’a Bakış)

En iyi belgesel Oscar'ına aday gösterilen belgesel ve Louis Kahn hakkında bilgiler

Necroman: Sonsuza Kadar Susmak

Dünya’nın en seçkin festivallerinden biri olan Santiago Horror Film Fest’te resmi seçki kazanan, 14 ödül sahibi “Necroman” filmini inceledik.


Paylaş